"Halktan taraf yeni nesil yayıncılık"
Ara
Close this search box.

CHP İl Başkanı Kızıl: “Muğla’nın suyu başka havzaların sorunlarını örtmek için kullanılamaz”

CHP Muğla İl Başkanı Nail Kızıl, Bodrum ve Milas’ta yaşanan içme suyu sıkıntısının yerel yönetimlerin sorumluluğunda olmadığını belirterek, “Suyu planlayan ve tahsis eden kurum DSİ iken, sorumluluğun belediyelere yüklenmesi samimi değildir. Muğla’nın su ihtiyacı bu kadar yakıcıyken, başka önceliklerin öne çıkarılması açık bir siyasi tercihtir” dedi.

CHP Muğla İl Başkanı Nail Kızıl, Bodrum ve Milas’ta son dönemde yaşanan içme suyu sorununa ilişkin il binasında basın açıklaması yaptı. Açıklamaya, CHP Kadın Kolları Genel Başkan Yardımcısı Ülkü Ece, CHP Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Remzi Kazmaz, ilçe ve ilçe yönetimi de katıldı.

Kızıl, şöyle konuştu:

“Son günlerde Muğla genelinde yaşanan su sorunu üzerinden, sorumluluğun yerel yönetimlere yıkılmaya çalışıldığına tanık oluyoruz. Devlet Su İşleri’nin yaptığı açıklamalar ve AKP İl Başkanı’nın beyanları, sorunun gerçek kaynağını açıklamak yerine kamuoyunu yanlış yönlendirmeye dönük bir algı oluşturma çabasıdır Biz buradan bir kez daha açık ve net biçimde ifade ediyoruz: Muğla’daki su sorunu bir doğa olayı değil, yıllardır sürdürülen yanlış planlama, ihmaller ve siyasi tercihler zincirinin sonucudur. İçme ve kullanma suyunun planlanması, tahsisi ve ana iletim altyapısı DSİ ve merkezi idarenin sorumluluğundadır. Yerel yönetimlerin görevi ise kendilerine tahsis edilen suyu arıtmak ve halka ulaştırmaktır. Buna rağmen yıllardır ‘Muğla’nın su sorunu çözüldü’ denilmesine karşın gerekli yatırımlar tamamlanmamış, artan nüfus, turizm baskısı ve iklim krizi bilinçli biçimde görmezden gelinmiş, DSİ’nin verdiği taahhütler hayata geçirilmemiştir. Ortaya çıkan tablo, yerel yönetimlerin değil, merkezi idarenin öngörüsüzlüğünün ve ihmalkârlığının sonucudur.

CHP İl Başkanı Kızıl: "Muğla’nın suyu başka havzaların sorunlarını örtmek için kullanılamaz"“SİYASİ TERCİHİN BEDELİNİ MUĞLA HALKI SUSUZLUKLA ÖDÜYOR”

DSİ tarafından yapılan son açıklama, Muğla’ya bugün için somut bir su çözümü sunmamakta, ‘planlandı, çalışılıyor’ gibi ifadelerle sorunu zamana yaymaktadır. Açıklamada Muğla’ya yönelik net ve bağlayıcı bir içme suyu tahsisi bulunmamaktadır. Ayrıca, suyun kaynağı ve yönü konusunda yapılan teknik ifadelerle kamuoyunun kafası karıştırılmakta; kelime oyunlarıyla sorumluluk gizlenmektedir. Bu yaklaşım, su krizini çözmez; yalnızca gerçeğin üzerini örter. AKP İl Başkanı’nın, su sorununu yerel yönetimlerin ‘planlama ve işletme yetersizliği’ olarak sunması gerçeği yansıtmamaktadır. Suyu planlayan ve tahsis eden kurum DSİ iken, sorumluluğun belediyelere yüklenmesi samimi değildir. Muğla’nın su ihtiyacı bu kadar yakıcıyken, başka önceliklerin öne çıkarılması açık bir siyasi tercihtir. Bu tercihin bedelini Muğla halkı susuzlukla ödemektedir. Muğla’da yaşanan su sorununun arka planında kontrolsüz nüfus artışı ve plansız turizm politikaları, imar rantını önceleyen yerleşim anlayışı, enerji ve sanayi projelerine tanınan ayrıcalıklı su tahsisleri, termik santraller, JES’ler ve endüstriyel kullanımlar, havza bütünlüğünü bozan baraj ve HES uygulamaları, kayıp–kaçak oranlarının yıllardır düşürülememesi vardır. Bu gerçekler yok sayılarak su sorununun yalnızca “kuraklık” ile açıklanması ne bilimsel ne de dürüsttür.

“DSİ YAKLAŞIK 240 MİLYON METREKÜP SUYU AYDIN’A TAHSİS ETMİŞTİR”

Muğla kendi havzasında ciddi bir su baskısı altındayken, Muğla’nın suyunun başka havzalarda yaratılan sorunları örtmek için gündeme getirilmesi kabul edilemez. Bu yaklaşım havza yönetimi ilkesine, ekolojik dengeye, su tahsisinde adalet anlayışına aykırıdır. Bu çerçevede, Dalaman Çayı gibi Muğla’yı besleyen bir su kaynağıyla ilgili çarpıcı bir çelişki ortadadır. Muğla, Dalaman Çayı’ndan kendi içme ve kullanma suyu ihtiyacı için yaklaşık 50 milyon metreküp su talep etmiş; bu talep DSİ tarafından karşılanmamıştır. Buna karşın DSİ, kendi havzasında dahi su ihtiyacını karşılamakta zorlanan Muğla’ya bu miktar verilmezken, yaklaşık 240 milyon metreküp suyu Aydın’a tahsis etmiştir.

“SU ŞİRKETLER İÇİN DEĞİL YAŞAM İÇİN PLANLANMALIDIR”

Kendi havzasındaki su ihtiyacını karşılayamayan Muğla dururken, Dalaman Çayı’ndan başka bir havzaya bu ölçekte su tahsisi yapılması; havza bütünlüğünü bozan, su tahsisinde adalet ilkesini yok sayan açık bir siyasi tercihtir. Muğla’nın bugünkü ve gelecekteki su güvenliği bu tercihle riske atılmaktadır; bu yaklaşım ne bilimsel ne de vicdanidir. Su, şirketler için değil; önce halk ve yaşam için planlanmalıdır. Anayasa’nın 17. ve 56. maddeleri ile Su Tahsisleri Hakkında Yönetmelik açıktır: İçme ve kullanma suyu birinci önceliktir. Bu kadar net bir hukuki çerçeve varken Muğla halkının susuz bırakılması, yaşam hakkının ihlalidir.”

Paylaş