
KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK
Tarihsel süreçte insan ihtiyaçları bugüne dek değişim göstererek gelmiştir. Yaşanılan çağ ve toplum, bireysel ihtiyaç algılarını da şekillendirir olmuştur. Bu ihtiyaçlar

Tarihsel süreçte insan ihtiyaçları bugüne dek değişim göstererek gelmiştir. Yaşanılan çağ ve toplum, bireysel ihtiyaç algılarını da şekillendirir olmuştur. Bu ihtiyaçlar

Bazen birini sevdiğimizi düşünürüz… Aslında bazen sevdiğimiz şey o kişi değil onun üzerine kendi ellerimizle giydirdiğimiz hayaldir. Sosyal medyada denk geldiğim

Carl Gustav Jung’a göre gerçek yaşam ancak kendimizi bulduğumuz anda başlar. Peki “kendimizi bulmak” yalnızca kim olduğumuzu keşfetmek midir, yoksa bu

Dilimize Arapçadan geçen “keskin kenar, uç, sınır, bıçak ağzı” anlamlarını taşıyan “had” kelimesini irdeleyim isterim. Günümüzde ne yazık ki bu kelimenin

İnsanlar varoluşundan bu yana kendini ait hissetmenin peşinde koşar. Bir ülkeye, bir topluma, bir kültüre, bir aileye… Aidiyet bizi hayatta tutan

Teknolojiyle birlikte iletişim özgürlüğümüzün arttığı konusunda hemfikiriz sanırım. Ama burada iletişimden ne anladığımız ve iletişim kavramının içini nasıl doldurduğumuz da önemli.

Bazılarımıza garip gelecek okudukça anlamlandıracağınız bir soruyla başlayalım: Kendinizi hangi hayvana benzetiyorsunuz? Hemen cevap vermeyin düşünün üzerine! Kendime bu soruyu sorduğumda

Hiç kendinizi çıkmazda hissettiğiniz oldu mu? Olmuştur mutlaka. Sizi çıkmaza sürükleyen şeyler her zaman sizinle ilgili miydi peki? Bazen fazla düşünmek

Günümüzde kullanılan devasa boyutta olan rüzgâr tribünleri de bir nevi birer rüzgâr gülüdür. Yaşantımızda müthiş bir enerji kaynağı üretirler; rüzgârın gücünü

Annelik bir içgüdü, çalışmak ise insani bir haktır. İkisini birden taşımaksa görünmeyen bir kahramanlıktır bence. Günün ilk ışıklarıyla birlikte uyanan kadınlar

“İnsan, birlikte en çok zaman geçirdiği beş kişinin ortalamasıdır” der Jim Rohn. Etrafımızdaki beş kişinin ortalamasıysak eğer tam olarak kimiz? Peki,