
BUZ GİBİ GERÇEK
İnsan, öleceğini bilen tek canlı. Ama tuhaf olan şu ki, bunu bilen de yine yalnızca o; yaşayan ve sanki hiç ölmeyecekmiş

İnsan, öleceğini bilen tek canlı. Ama tuhaf olan şu ki, bunu bilen de yine yalnızca o; yaşayan ve sanki hiç ölmeyecekmiş

Kendini seçebilmek Her şartta, her durumda. Bu bencillik değil. Aksine, insanın kendi değerinin farkına varmaya başladığının en net işaretidir. Bazen öyle

Güven… Herkesin dilinde, az kişinin hayatında gerçekten var edebildiği o kelime… Kurulması zaman ister, emek ister, sabır ister. Ama yıkılması bir

Zaman geçiyor… Geçen sadece zaman mı? Zamanla birlikte ruhumuz da bir yerlerden eksilmiyor mu sizce de? Günler birbirini kovalarken, hızlanıyoruz; yetişiyoruz,

Her yıl kendimize yeni hedefler koyar, hayatımızda düzenlemeler yapacağımıza dair kendimize sözler veririz. Planlar yaparak hayatımızda ya da kendimizde sevmediğimiz şeyleri

İnsan bazen kalmakla yücelir, bazen de gitmekle. Ama her gidiş bir kaçış değildir; bazı gidişler bilgeliktir. Bir insanın kalitesi, neyi ne

İnsan tuhaf bir varlık… Acı çekerken bunun hiç geçmeyeceğine inanır; mutluyken ise hep böyle kalacağına. O an hangi duygunun içindeysek, kendimizi

İnsanın kendisiyle ve hayatla mücadelesi çoğu zaman bir akarsuya benzer. Yol boyunca önümüze engeller çıkar, akışımız kesilir, bazen bulanır bazen de

Bazen insan durur; dış dünyanın kalabalığından, sesinden, haklılık yarışından bir adım geri çekilir. O geri çekiliş, zannedildiği gibi bir kaçış değildir.

Ortaokuldan mezun olacağım zaman rehber öğretmenim yıllığıma anı olarak şu cümleleri not düşmüş ve kendimi çıkmazda hissettiğimde aynaya bakarak okumam gerektiğini

Bazen bir kitabın ortasına kadar okuyup hiçbir şey anlamadığınızı fark edersiniz… Zihninizde dolaşanlar alıp götürmüştür sizi farklı yerlere; hiçbir şey anlamadan

Bizi biz yapan şeylerden biri değil midir yürüdüğümüz yol? Yolda olmak… Bazılarımız için bir hayat felsefesi. Zaten yaşam da böyle bir

İnsan kaç maske takar, kaç kişiliğe bürünür? Ve tüm bunları neden yapar? Bizi biz yapan görevlerimiz, sorumluluklarımız, aidiyetliklerimiz vardır. Bu görev,

Bence ruha nefes aldırmak… Tarihsel süreçte insan aklının hep yüceltildiğine şahit olduk. Akıllı olmak genel anlamıyla düzenli, mantıklı, ölçülü olmak olarak

Tarihsel süreçte insan ihtiyaçları bugüne dek değişim göstererek gelmiştir. Yaşanılan çağ ve toplum, bireysel ihtiyaç algılarını da şekillendirir olmuştur. Bu ihtiyaçlar

Bazen birini sevdiğimizi düşünürüz… Aslında bazen sevdiğimiz şey o kişi değil onun üzerine kendi ellerimizle giydirdiğimiz hayaldir. Sosyal medyada denk geldiğim

Carl Gustav Jung’a göre gerçek yaşam ancak kendimizi bulduğumuz anda başlar. Peki “kendimizi bulmak” yalnızca kim olduğumuzu keşfetmek midir, yoksa bu

Dilimize Arapçadan geçen “keskin kenar, uç, sınır, bıçak ağzı” anlamlarını taşıyan “had” kelimesini irdeleyim isterim. Günümüzde ne yazık ki bu kelimenin

İnsanlar varoluşundan bu yana kendini ait hissetmenin peşinde koşar. Bir ülkeye, bir topluma, bir kültüre, bir aileye… Aidiyet bizi hayatta tutan

Teknolojiyle birlikte iletişim özgürlüğümüzün arttığı konusunda hemfikiriz sanırım. Ama burada iletişimden ne anladığımız ve iletişim kavramının içini nasıl doldurduğumuz da önemli.

Bazılarımıza garip gelecek okudukça anlamlandıracağınız bir soruyla başlayalım: Kendinizi hangi hayvana benzetiyorsunuz? Hemen cevap vermeyin düşünün üzerine! Kendime bu soruyu sorduğumda

Hiç kendinizi çıkmazda hissettiğiniz oldu mu? Olmuştur mutlaka. Sizi çıkmaza sürükleyen şeyler her zaman sizinle ilgili miydi peki? Bazen fazla düşünmek

Günümüzde kullanılan devasa boyutta olan rüzgâr tribünleri de bir nevi birer rüzgâr gülüdür. Yaşantımızda müthiş bir enerji kaynağı üretirler; rüzgârın gücünü

Annelik bir içgüdü, çalışmak ise insani bir haktır. İkisini birden taşımaksa görünmeyen bir kahramanlıktır bence. Günün ilk ışıklarıyla birlikte uyanan kadınlar

“İnsan, birlikte en çok zaman geçirdiği beş kişinin ortalamasıdır” der Jim Rohn. Etrafımızdaki beş kişinin ortalamasıysak eğer tam olarak kimiz? Peki,