"Halktan taraf yeni nesil yayıncılık"
Ara
Close this search box.

YA BAŞKA TÜRLÜ OLSAYDI?

Seçimlerimiz…

Hayatımızın dönüm noktaları…

Bazen tek bir karar, yıllarca sürecek bir hikâyenin başlangıcı olur. Bir evet, bir hayır, bir gidiş, bir kalış…

Kimi zaman yalnızca birkaç saniyede verdiğimiz bir karar hayatımızın yönünü değiştirir.

Bugün olduğumuz insanı oluşturan biraz da seçimlerimizdir.

Aldığımız kararlar, vazgeçtiklerimiz, cesaret ettiklerimiz, korkup geri durduklarımız…

Hepsi hayatımızın bir yerinde iz bırakır. Bazıları bizi istediğimiz yere götürür, bazılarıysa hiç hesap etmediğimiz, hatta istemediğimiz sonuçlarla karşılaştırır.

Ama insanın zihnini asıl meşgul eden çoğu zaman seçtikleri değil, seçmedikleridir.

Peki ya o gün başka türlü karar verseydik?

Bugün yaşadığımız hayat gerçekten aynı olur muydu?

Belki başka bir şehirde, başka insanlarla, başka bir hayatın içinde olurduk. Belki bugünkü kendimizi hiç tanımazdık. Belki de bambaşka bir hayatın içinde, yine aynı sorularla baş başa kalırdık.

Seçmediğimiz yolların nereye çıkacağını bilmiyoruz. İnsanın geçmişine dönüp baktığında zihninde beliren o meşhur soru da buradan doğuyor:

“Ya başka türlü olsaydı?”

Bu sorunun kesin bir cevabı yok.

Çünkü hayat, geriye dönüp yeniden oynayabildiğimiz bir oyun değil. Verdiğimiz kararların sonuçlarını yaşayabiliyoruz evet. Vermediğimiz kararların sonuçlarını ise hiçbir zaman bilemiyoruz.

Belki bir başka seçim, bambaşka bir hayatın kapısını açacaktı. Belki de yalnızca başka bir hikâyenin içine girecektik.

Bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz.

Belki de bu yüzden geçmişteki ihtimaller, yaşanmışlıklardan daha uzun süre zihnimizde kalıyor.

Çünkü seçtiğimiz yolların nereye vardığını görebiliyoruz; seçmediklerimizin ise yalnızca ihtimalini taşıyoruz içimizde.

Hayatın en büyük bilinmezliği tam olarak burada başlıyor sanırım.

Başka bir yol seçseydik gerçekten başka biri mi olurduk, yoksa hangi yoldan geçersek geçelim, bir gün yine kendimize mi varırdık?