Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, Muğla’da Pınar Gültekin’i öldüren sanık Cemal Metin Avcı’ya verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının bozulmasına dair itirazı reddetti. Yargıtay kararda, sanığın eylemini canavarca hisle gerçekleştirmediği yönünde görüş bildirdi.
Üniversite öğrencisi Pınar Gültekin, 2020’de Muğla’da öldürülmüş ve Adli Tıp Kurumu raporuna göre ölümünün henüz hayattayken yakılmasına bağlı meydana geldiği belirtilmişti.
Yerel mahkeme, Cemal Metin Avcı’ya, “Tasarlayarak ve canavarca hisle eziyet çektirerek kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi.
Ancak Yargıtay 1. Ceza dairesi kararı bozdu. Tartışma yaratan bozma kararına, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etti.
Yargıtay 1. Ceza Dairesine yapılan itirazda, Avcı’nın öldürme kararında “sebat ve ısrar ettiği” belirtildi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını inceleyen Yargıtay 1. Dairesi, ‘canavarca hisle’ ve ‘eziyet çektirerek’, ‘tasarlayarak öldürme’ eylemlerinin oluşmadığı yönünde oy çokluğu ile itirazı reddetti.
“YAZIKLAR OLSUN”
Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Gültekin ailesinin avukatı Rezan Epözdemir, “Adli tıp raporuna göre diri diri yakılan ve üzerine beton dökülerek nehre atılan Pınar Gültekin’ın canavarca hisle katledilmesine ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine daha önce oy çokluğuyla ‘Canavarca his yoktur, sanık haksız tahrikten faydalanmalıdır’ şeklinde hukuk garabeti mahiyetinde bir karar veren Yargıtay 1. Ceza Dairesi, yine Başkan Vekili Osman Atalay ile üye Muzaffer Sayın’ın isabetli bir şekilde kaleme aldığı kapsamlı muhalefet şerhine rağmen, oy çokluğuyla ( bu sefer heyette bir üye değişmiş.) aynı kararı vermiş ve 3’e 2 şeklinde itirazı reddetmiş. Şimdi son sözü Yargıtay Ceza Genel Kurulu söyleyecek. Diri diri yakılan bir kadın Pınar Gültekin ve Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 3 üyesi, canavarca hisle öldürülmemiştir diyor ve üstelik katilin Haksız Tahrik altında cinayeti işlediğinden bahisle cezasının indirilmesi gerektiğini söylüyor. Bu karar hukuk garabetidir ve gayri vicdani bir karar olarak Türk hukuk tarihinde yerini alacaktır. Yazıklar olsun.”









