"Halktan taraf yeni nesil yayıncılık"
Ara
Close this search box.

ÖFKENİN KÖTÜ İMAJI

Bazı duygular vardır; daha ortaya çıkmadan yargılanır, kabul görmez.

Öfke de onlardan biridir. Öfke dendiğinde aklımıza hemen kontrolünü kaybetmiş insanlar gelir. Bağıranlar, kırıp dökenler, hakaret edenler, zarar verenler…

Sanki öfke tek başına yıkıcı bir güçmüş gibi davranırız.

Ancak bilmeliyiz ki hiçbir duygu iyi ya da kötü diye sınıflandırılmamalıdır. Hissettiklerimizin doğrusu yanlışı olabilir mi?

Öfkenin de doğru tarafları, bizi harekete geçiren tarafları da vardır bence.

Tıpkı korkunun bizi tehlikeden koruması, hüznün kaybettiklerimizin değerini hatırlatması gibi, öfke de bize bir şeylerin yolunda gitmediğini söyler. Sınırlarımız ihlal edildiğinde, haksızlığa uğradığımızda, emeğimiz yok sayıldığında ya da değerlerimiz görmezden gelindiğinde içimizde yükselen ilk ses çoğu zaman öfkedir.

Belki de öfkenin kötü bir şöhrete sahip olmasının nedeni, onu davranışlarımızla karıştırmamızdır. Birine bağırmak, hakaret etmek, şiddet uygulamak ya da kırıcı olmak öfkenin kendisi değildir; öfkeyle ne yaptığımızdır.

Tarihe dönüp baktığımızda büyük dönüşümlerin çoğunun arkasında, insanların “Artık yeter.” diyebilecek kadar öfkelenmiş olduğunu görürüz.

Kadınların seçme ve seçilme hakkı, çocuk işçiliğine karşı verilen mücadeleler, çevre hareketleri, engelli hakları, işçi hakları… Bunların hiçbiri insanların mevcut düzenden memnun olduğu dönemlerde ortaya çıkmadı.

Birileri yaşanan adaletsizliğe razı olmadı.

Birileri sessiz kalmayı reddetti.

Birileri öfkesini sadece şikâyet etmek için değil, değiştirmek için kullandı.

Belki de ihtiyacımız olan şey öfkesiz insanlar değildir. İhtiyacımız olan, öfkesini yıkıma değil değişime dönüştürebilen insanlardır.

Belki bu yüzden kendimize zaman zaman şu soruyu sormakta fayda var: Beni öfkelendiren gerçekten ne? Eğer cevabımız sadece karşımızdaki insan değil de haksızlık, eşitsizlik, değersizlik ya da ihmal ise, belki de o öfke bize kötü bir şey söylemiyordur. Belki sadece uzun zamandır görmezden geldiğimiz bir gerçeği işaret ediyordur.

Bazen değişimin ilk cümlesi, sakin bir kabullenişle değil; vicdanlı bir öfkeyle başlar.