İnşaat Mühendisleri Odası Muğla Şubesi tarafından, Muğla’da yapı denetim uygulamaları ve uygulamalarda yapılan yanlışlar açıklandı. Açıklamada, Muğla’da yapı denetim firmalarından ek ücret talep edildiğini bunun haksız olduğunu da ifade edildi.
İnşaat Mühendisleri Odası Muğla Şubesi tarafından yapılan basın açıklamasında yapı denetim hizmetinin piyasa dengelerine ve serbest piyasa rekabetine girmesini eleştirdi. Bu konuda yapılması gereken çalışmalar hakkında öneriler sunuldu.
İnşaatlar Mühendisleri Odası Muğla Şubesi adına açıklamayı okuyan Engin Fırat Ata; ” Ülkemizin cennet köşesi Muğla’mız doğal ve kültürel güzellikleriyle cazibe merkezi olması nedeniyle her yıl yüzlerce yeni yapı yapılmaktadır. Amacımız, riskli yapı stokuna her yıl yeni risklerin eklenmesini önlemek ve riskli yapıların dönüştürülmesi veya güçlendirilmesi süreçlerinin sağlıklı bir şekilde yapılabilmesinin altyapısını oluşturulmasıdır” dedi.
Ata, açıklamasına şöyle devam etti:
“Muğla’da yapı denetim süreçlerinde yapı müteahhitlerinden ek ücret talep edildiği üyelerimiz tarafından bizlere zaman zaman bildirilmektedir. Devlet bu kuruluşlar üzerinde etkin bir denetim mekanizması da kuramamıştır. Dolayısıyla yasa kapsamında inşa edilen yeni yapıların, istenilen düzeyde, güvenli, sağlıklı ve kaliteli olması sağlanamamıştır. 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunu ile kurgulanan sistemde, denetim hizmetinin “kamusal” niteliği yok sayılmış ve denetim hizmeti ticarileştirilmiştir. Muğla’da bir kişiye ait birden fazla yapı denetim firmasının olduğu bilinmektedir. Oysa yapı denetim hizmeti piyasa dengelerine ve serbest piyasanın rekabetçi koşullarına terk edilemez. Mevcut sistemin asli unsurları olan yapı denetim kuruluşları doğası gereği kâr amaçlıdır. Muğla’da yapı denetim süreçlerinde yapı müteahhitlerinden ek ücret talep edildiği üyelerimiz tarafından bizlere zaman zaman bildirilmektedir. Devlet bu kuruluşlar üzerinde etkin bir denetim mekanizması da kuramamıştır. Dolayısıyla yasa kapsamında inşa edilen yeni yapıların, istenilen düzeyde, güvenli, sağlıklı ve kaliteli olması sağlanamamıştır. Yapı denetim sistemi içinde, kurucu ortakları da dâhil olmak üzere proje, uygulama ve malzeme denetimiyle görevlendirilen ya da şantiye şefi olarak çalışan çok sayıda mühendis ve mimar yer almaktadır. Sistem, bünyesindeki her bir aktör için farklı sorunlar barındırmaktadır” dedi.
“YAPI DENETÇİLERİ GEREKLİ KONTROLLERİ YAPMIYOR”
Yapı Denetim Kuruluşlarının ortakları verilen hizmet için alınan bedellerin azlığından şikâyet etmekte; denetim hizmetlerinde yaşanan kalite sorununu devlet tarafından belirlenen bu bedelin yetersiz kalışına bağlamaktadır. Öte yandan Yapı Denetim Kuruluşları düşürülen ücretlerine karşılık en büyük maliyet unsuru olarak gördükleri mühendis ve mimarların ücret ve giderlerini kısmaya çalışmakta, nitelikli işgücünden kaçınmakta ve hatta hizmet almadan teknik elemanların imzalarını kullanma yoluna gitmektedirler. Muğla’da yapı laboratuar görevlileri bazı şantiyelerde beton dökümü sırasında yaş numune alımına gelmemekte, yapı denetçileri gerekli kontrolleri yapmamaktadır. Sistemde denetçi, kontrol elemanı ve şantiye şefi olarak yer alan mühendis ve mimarlar ise ekonomik sorunların yanı sıra ücretli çalışmanın getirdiği sorunlarla da boğuşmaktadır. Mesleğinin gereğini yapmaya çalışan meslektaşlarımız üstlendikleri sorumluluğa göre son derece düşük ücretlerle çalıştırılmaktadır. Üstelik bu ücretleri bile zamanında alamamakta, her an işsiz kalabileceği endişesi taşımakta, bir yandan yapı üretim sürecinde görev alan eğitimsiz ve vasıfsız usta, kalfa ve işçi gibi meslek mensupları ile uğraşırken diğer yandan yapı sahibi veya yüklenici tarafından proje dışı imalatları görmezden gelmeye zorlanmaktadır.
“ŞANTİYE ŞEFLİĞİ KAĞIT ÜZERİNDE KALAN FORMALİTEYE DÖNÜŞMÜŞTÜR”
İşveren vekili sıfatı nedeniyle iş kazaları da dâhil olmak üzere yapı işyerlerinde oluşabilecek her türlü sorunun doğrudan muhatabı olan şantiye şefleri ise, tam zamanlı olarak çalışmaları gerekirken sistemde aynı zamanda birden fazla işyerinde şantiye şefliği yapmalarına olanak tanınması nedeniyle, üstlendikleri tüm bu sorumlulukların gereklerini yerine getirmekten uzaktır. Şantiye Şefliği hizmetleri de büyük oranda kağıt üzerinde kalan formaliteye dönüşmüş durumdadır. Sistemin sağlıksız kurgusu ve suistimaller nedeniyle görevini layıkıyla yapamayan birçok mühendis ve mimar cezai ve hukuki pek çok yaptırımla karşılaşmaktadır. Sistem yarattığı kaosun tek suçlusu olarak mühendis ve mimarları görmekte ve hedef tahtasına oturtmaktadır. Zira yasanın uygulama sürecinde karşılaşılan güçlükler giderilmediği gibi yapılan değişiklikler sadece yapı denetim firmaları lehine olmuş, sayıları on binleri bulan mühendis ve mimar çalışanlar için koşullarını iyileştirici en ufak bir düzenleme yapılmamıştır.
“DENETİM HİZMETLERİ YAPANLAR, DENEYİM VE UZMANLIK SAHİBİ OLMALIDIR”
Ayrıca, teknik kadroların nitelikleri ve yeterlilikleri sorgulanmaksızın yapı denetim sisteminde görev üstlenebilmeleri bir başka sorundur. Denetim hizmetlerini yapanlar, yapılan işin önemi gereği bilgi, deneyim ve uzmanlık sahibi olmak durumundadır. Ancak sistem bu tür elemanların görev yapabilmesine olanak sağlamamaktadır. Sistemin böyle yürüdüğü bir ortamda sağlıklı bir inşa sürecinin oluşması elbette ki mümkün olamamakta, toplumun can ve mal güvenliği tehlikeye atılmaktadır. Denetim hizmetlerinin serbest piyasa koşullarına terk edilmesi topluma büyük bedeller ödetmektedir.”








