Muğla Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında Muğla’nın 9 ilçesinde adliyeler önünde eş zamanlı basın açıklaması yaptı. Muğla Adliyesi önünde yapılan açıklamada kadınların yaşam hakkının korunması ve şüpheli kadın ölümlerinin etkin şekilde soruşturulması çağrısında bulunuldu.
Muğla Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Muğla Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı komisyon adına avukat Perihan Ceviz okudu.
Ceviz, 8 Mart’ın kadınların eşitlik, özgürlük ve yaşam hakkı mücadelesinin en önemli tarihsel simgelerinden biri olduğunu belirterek, kadınların bugün sahip olduğu hakların yüzyılı aşkın süredir verilen örgütlü mücadele, dayanışma ve direniş sayesinde elde edildiğini ifade etti.
Kadınların hâlâ sistematik eşitsizlik ve şiddetle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Ceviz, “Türkiye’de devlet mekanizmalarının korumadığı, yargının cezalandırmadığı bu düzende kadınlara reva görülen yaşam; güvencesizlik, şiddet ve sessizliğe mahkûm edilmekten ibaret” dedi.
Kadına yönelik şiddetin bireysel ya da münferit olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini dile getiren Ceviz, bunun toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden beslenen sistematik bir sorun olduğunu kaydetti. Dünya genelinde yaşanan savaş ve çatışmalarda da en ağır bedeli kadınların ödediğini belirten Ceviz, kadınların zorla yerinden edilme, cinsel şiddet ve insan ticareti gibi çok katmanlı hak ihlallerine maruz kaldığını söyledi.
“Şüpheli ölüm yoktur, cinayet şüphesi vardır” diyen Ceviz, 2025 yılı verilerine göre Türkiye’de ilk kez bir yıl içinde kaydedilen şüpheli kadın ölümlerinin sayısının kadın cinayetlerini geçtiğine dikkat çekti. Bu durumun birçok ölümün etkin şekilde soruşturulmadığını gösterdiğini belirten Ceviz, şüpheli kadın ölümlerindeki artışın ciddi bir politika sorunu olduğuna işaret etti.
Kadın ölümlerine ilişkin soruşturmaların etkin yürütülmemesinin delillerin karartılmasına ve cezasızlık algısının güçlenmesine neden olduğunu dile getiren Ceviz, devletin yaşam hakkını koruma ve ihlal iddialarını etkin şekilde soruşturma yükümlülüğünü hatırlattı.
Açıklamada Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin de eleştirildiği belirtilirken, kadına yönelik şiddetle mücadelede uluslararası insan hakları standartlarının esas alınması gerektiği vurgulandı.
Son dönemde yaşanan bazı kadın ölümlerine de değinilen açıklamada Bahar Taş’ın ölümünün hâlâ aydınlatılmadığı, Fatma Nur Çelik ile 8 yaşındaki kızı Hifa İkra Şengüler’in şüpheli şekilde hayatını kaybetmesinin kadınların ve çocukların yeterince korunamadığını gösterdiği ifade edildi.
Kadına yönelik şiddette cezasızlık algısını güçlendiren sorunlardan birinin de infaz sistemi olduğu belirtilen açıklamada, şiddet faillerinin cezalarının koşullu salıverilme hükümleri uygulanmadan infaz edilmesi gerektiği savunuldu.
Muğla Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu, kadınların eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam sürdüğü bir toplum için mücadele etmeye ve kadınların adalete erişim ile yaşam hakkını savunmaya devam edeceklerini kamuoyuna duyurdu.









