Hayat, insanı çoğu zaman görünüşe alıştırır. Güler yüzler, sıcak sözler, iyi niyet adı altında yaklaşımlar…
Herkesin arkasında bir hikaye vardır ve her gülümsemenin ardında bir niyet yatar. Biz ise çoğu zaman yalnızca gördüğümüze inanır, yüzeydeki sıcaklığa güveniriz. Oysa unutmamamız gereken bir şey var ki o da insanların her zaman göründükleri gibi olmadığı gerçeğidir.
Bazen bir dost gibi gelirler, güven verir, kalbine dokunuyormuş gibi görünürler. Sohbet eder, sırlarını paylaşır, seni anladıklarını düşündürürler. Hatta öyle bir zaman gelir ki, onların yanında en kırılgan yanını bile saklamazsın.
Ama bazı insanlar için dostluk bir değer değil, bir maskedir. Yaklaşırlar, dinlerler, yanında dururlar; fakat niyetleri başkadır. Sizin korkularınızı, kırılgan yanlarınızı, zayıf anlarınızı bilmek için yaklaşmışlardır. Ve zaman gelir, bu bildiklerini kullanarak sizi en beklemediğiniz anda sarsarlar. İşte sahte yüzlerin tehlikesi buradadır: Açık düşman anlaşılır ve mesafe koyulur; ama dost görünümlü düşman?
İnsan zamanla öğrenir ki, iyilik karakterdir, peki ya güven…
Her gülümseyen yüz dost değildir. Her “yanındayım” diyen el samimi değildir. Bazıları sadece kendi çıkarını korumak, kendi hikayesini ilerletmek için yaklaşır.
Ve işte o zaman hayatın en acı ama en öğretici gerçeği yüzünüze çarpar. Zira insan çoğu zaman düşmanından değil, dost sandığından yaralanır.
Bu yaralar bir bilgelik doğurur sizi büyütür belki. Çünkü insan artık göründüğü gibi olmayanları seçmeyi, maskelerin ardını görmeyi öğrenir. Artık kalbini herkese açmaz, sadece değer verdiği insanlara güven verir.
Göründükleri gibi olmayanlarla uğraşmak yerine, güvenebileceği bir çevre oluşturmaya çalışır.
Tebrikler tecrübe kazandınız. Ama nasıl bir tecrübe!
Hayat bir ayna gibidir. İnsanların yüzüne değil kalbine bakmayı öğrendiğimizde belki de değişir her şey.
İnsan zamanla anlar herkesle yol yürüyemeyeceğini. Bazıları sadece bir süreliğine uğrar, bir ders bırakır ve gider. Bu kişilerin gidişi insanın hayatında bir boşluk bırakmaz, aksine bilgelik kazandırır.
İşte o zaman öğrenir insan…
Güzel sözler, samimi bakışlar, dostane yaklaşımlar; hepsi önemlidir ama yeterli değildir. Gerçek bağ, karşılıklı güven ve içtenlik üzerine kurulur.
Çünkü zamanla anlarsınız bazı insanların dost gibi görünüp aslında sadece kendi hikayelerinde rol alan yabancılar olduğunu. Onların maskeleri düşer ve siz artık onların maskesine aldanmamayı öğrenirsiniz.
Haliyle artık nur topu gibi bir güven probleminiz oluşmuştur. Alabildiğine sorgularsınız insanları.
Ve en sonunda insan anlar: Hayatta yara almamak mümkün değildir, ama hangi yarayı kabul edeceğini seçmek mümkündür.
Sahte dostlar acı verir, ama bilgelik kazandırır. Gerçek dostlar ise hem acıyı hem de sevinci paylaşır.
Kim bilir belki de hayat, maskeleri fark etmek ve kalbini gerçek insanlara açmakla büyütüyordur bizi.