"Halktan taraf yeni nesil yayıncılık"
Ara
Close this search box.

KALBİN SESSİZ AMA GÜÇLÜ DİLİ: GÜVEN

Güven…

Herkesin dilinde, az kişinin hayatında gerçekten var edebildiği o kelime…

Kurulması zaman ister, emek ister, sabır ister. Ama yıkılması bir anlıktır.

Bazen tek bir cümleyle, bazen de sessizlikle.

Güven, sanıldığı gibi sadece bir duygu değil; bir davranışlar bütünüdür, tutarlılıktır. Söylenenle yapılanın aynı yerde durabilmesidir. Ancak bu denge bozulduğunda güven sessizce aradan çekilir.

Gürültü yapmaz, kavga çıkarmaz; sadece gider. Ve gittiğini de insan en derin yerinden hisseder.

Peki, güven sadece bireyin kendi meselesi midir?

Elbette hayır.

İnsan, bir başkasına sınırsız güvenle başlamaz. Zamanla artar ya da azalır. Karşımızdakinin tutumu, davranışı, sözünün arkasında durup durmaması bu teraziyi belirler.

Birinin yaptığı tutarsızlık, sadece ona olan güveni değil; insanın dünyaya bakışını da sarsar. Bu noktada yaşanan hayal kırıklığı çoğu zaman yanlış anlaşılır.

Burada güvenmediğiniz için bir anda suçlu konumuna düşerseniz şaşırmayın. Siz zaten güvendiğiniz için kendinizi suçlarsınız ama bir de güveninizi kıran kişi tarafından suçlanırsınız.

Oysa karşınızdaki insan ne kadar tutarsız, nasıl olur da güvenmezsiniz!

Ama insan yine de bir noktada kendini suçlar güvendiği için.

“Nasıl fark etmedim?” diye sorar kendine.

Oysa güvenmek bir kusur değil, insani bir ihtiyaçtır.

Günlük hayatımıza bakın. İş ilişkilerinde, ailede, arkadaşlıklarda…

Güven çoğu zaman sınır gibi algılanır. Oysa güven bir köprüdür. İki insan arasında geçişi mümkün kılan, tüm ikili ilişkilerinizi ayakta tutan şeydir.

Köprü yıkıldığında karşıya geçemezsiniz. Kalmak da gitmek de zorlaşır.

Kendinizi güvende hissetmediğiniz bir yerde yüreğiniz sizi tutmaz. Sürekli tetikte olursunuz.

Her sözün altını, her davranışın arkasını ararsınız. Bu da bir ilişki değil, bir savunma hâlidir.

Peki ya güven tamamen kaybolduysa?

İşte tam da burada insan kendine döner. Ve güven artık iki kişilik olmaktan çıkar.

Kendine duyulan saygıyı sorgulatmaya başladığı anda bireyselleşir. Çünkü insan, en çok kendine ihanet edildiğini hissettiği yerde kalamaz.

Bu yüzden güven bir lüks değildir. Bir beklenti de değildir.

İnsanın insanca kalabilmesi için ihtiyaç duyduğu en temel bağlardan biridir.

Güveniniz kırıldı diye insanlara güvenmekten vazgeçmezsiniz elbette. Sadece daha temkinli olmayı öğrenirsiniz. Ama içten içe kendinizi haklı çıkarmış olmanın gururu ve kırgınlığını bir arada yaşayarak, yeniden güvenmeye ya da güvenmemeye doğru yol alırsınız.

Kimse size hiçbir şeyin garantisini veremez sonuçta.

Hele güvenin.