"Halktan taraf yeni nesil yayıncılık"
Ara
Close this search box.

“İNSAN” KALABİLMEK

İnsan, yaşadıklarının ağırlığı altında genellikle değişir. Kırıldıkça sertleşir, sustukça içine kapanır, güvendikçe yaralandığında ise artık güvenmeye ve inanmaya korkar hale gelir.

Hayat herkesi farklı şekilde sınar. Kimimizi ihanetle, kimimizi yoklukla, kimimizi adaletsizlikle…

Ama tüm yaşananlara rağmen insan kalabilmek değil mi asıl mesele?

İnsanı zorlayan şey yalnızca yaşadıkları değildir. Yaşadıklarımızın bizi nasıl dönüştürdüğüdür aslolan. Öğrendiğimiz şey, kötülük gördüğümüzde kötüleşmek, sevgisizlik yaşadığımızda sevgisizleşmek, değersiz hissettirildiğimizde başkalarını da değersizleştirmektir.

Kolay olan öğrendiğimizi aynı şekilde uygulamak, zor olan bütün bunlara rağmen vicdanını koruyabilmek, merhametini eksiltmemek ve kalbinin kapısını tamamen kapatmamaktır.

Farkında mısınız insanlar artık daha tahammülsüz, daha öfkeli ve daha uzak. Birbirinin acısına bakıp geçmek sıradanlaştı. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın algısıyla başka hayatlara kayıtsız kalır olduk. Oysa insan olmak, sadece kendi hayatını yaşamak değil, başkasının acısına da yabancı ve duyarsız kalmamaktır.

Vicdan, insanın içindeki en sessiz ama en güçlü sestir. Hatta herkes sustuğunda bile doğruyu fısıldayan odur.

Merhamet günümüzde güçsüzlük olarak görülmeye başlandı maalesef. Peki ya asıl güç merhametse?

Kırmak en kolayıdır. Asıl zor olan incinmişken incitmemeyi seçebilmektir. Haksızlığa uğramışken adaletten vazgeçmemek, ihanete uğramışken kendi karakterini bozmamaktır.

Hayat bazen insanı öyle bir noktaya getirir ki, “Ben neden hep iyi kalmaya çalışıyorum?” diye sorgulatır. Çünkü iyilik çoğu zaman karşılık bulmaz, emek bazen boşa gider. Sevgi her zaman hak ettiği değeri görmez. Ama mesele başkalarının ne yaptığı değil, senin kim olmaya devam ettiğindir.

İnsan kalabilmek elbette ki herkesi, her şeyi affetmek ya da yok saymak değildir. Gerektiğinde mesafe koymak, gerektiğinde gitmek, gerektiğinde susmak da insanın kendine olan saygısıdır. Ama bunu kinle değil, bilinçle yapabilmektir önemli olan. Kalbini korurken taşlaştırmamak, sınır çizerken merhametini kaybetmemek…

Nihayetinde mesele bu dünyadan ne kadar güçlü geçtiğimiz değil, ne kadar insan kalabildiğimizdir. Çünkü herkes yaşar, herkes mücadele eder, herkes bir şekilde yoluna devam eder. Ama herkes vicdanını, merhametini ve insanlığını koruyamaz.

Günümüz toplumunda, bunca bencilliğin içinde en büyük başarı bence iyi kalabilmek, “insan” kalabilmektir.