Güvenmek…
Belki de insanın en büyük cesaretidir.
Çünkü güvenmek, karşımızdakinin bizi incitme ihtimalini bilerek ona bir kapı aralamaktır. Kendimizi, duygularımızı, hayallerimizi ve bazen de en kırılgan yanlarımızı emanet etmektir.
Ne kadar zor, bir o kadar huzurlu…
Ne kadar dağın ardını görememek kadar belirsiz, bir o kadar her anımızın içinde…
Ne kadar pamuk ipliğine bağlı, bir o kadar halat kadar güçlü…
İnsan genellikle yaşadığı güven kırıklıklarından sonra bir daha kimseye güvenmeyeceğini söyler kendine ve inanır mısınız kendini de buna ikna eder. Çünkü canı yanmıştır kırılmıştır, hayal kırıklığı yaşamıştır. Artık adına ne derseniz…
Fakat zaman geçer.
İnsan yeniden bir dost edinir, yeniden birini sever, yeniden birine derdini anlatır. Çünkü güvenmemek bir savunma yöntemi gibi görünse de aslında ağır bir yüktür. Sürekli şüpheyle yaşamak, herkesten kuşkulanmak, her sözü sorgulamak insanın ruhunu yorar. Güvenmek risklidir ama güvensizlik içinde yaşamak da huzursuzluğun en kalıcı halidir.
Bu yüzden mesele hiç kimseye güvenmemek değil sanırım. Mesele, yaşananlardan ders çıkararak kime, ne kadar ve hangi şartlarda güveneceğimizi öğrenmektir.
Gabriel Garcia Marquez’in şu sözü tam da bunu anlatır:
“Her zaman sizi üzen birileri olacaktır. Yapmanız gereken insanlara güvenmeye devam etmek; ama kime ikinci kez güveneceğiniz konusunda daha dikkatli olmaktır.”
Hayat bize bazen insanların gerçek yüzünü gösterir. Kimi verdiği sözleri tutar, kimi ilk fırsatta vazgeçer. Kimi zor günümüzde yanımızda durur, kimi sadece iyi günlerin dostu olur. Yaşadığımız her tecrübe, insanları tanıma konusunda bize yeni bir pencere açar.
Belki de güven, bir anda verilen bir şey değildir. Tuğla tuğla örülen bir duvar gibidir. Emek ister, zaman ister, tutarlılık ister. Bir günde kurulmaz ama bazen bir anda yıkılabilir. Bu yüzdendir ki güveni kazanmak yeterli değil, bence aslolan varlığını koruyabilmektir.
Belki de asıl mesele, güvenimizi kaybetmemek değil; onu hak eden insanlara verebilmeyi öğrenmektir. Çünkü güven, paylaşıldıkça çoğalan; korundukça güçlenen ve kaybedildiğinde değeri anlaşılan en kıymetli hazinelerden biridir.
Güvenmek bence her zaman risklidir ama insanı asıl yalnızlaştıran, güveninin kırılması değil, bir daha hiç güvenememesidir.