İnsan tuhaf bir varlık…
Acı çekerken bunun hiç geçmeyeceğine inanır; mutluyken ise hep böyle kalacağına. O an hangi duygunun içindeysek, kendimizi ondan ibaret görürüz. Karamsarlıkta boğulurken de sevinçten yere basamazken de yaşadığımız hâlin kalıcı olduğuna ikna oluruz.
Oysa bizi insan yapan tam da bu geçişlerdir. Hissettiklerimiz, duygularımız etten kemikten olduğumuzu hatırlatır. Hiçbir duygu kalıcı değildir; bunu biliriz. Ama bilmek genellikle yaşarken kendimizi kaptırmamıza engel olmaz.
Hayat bazen insanı dibe vurmuş gibi hissettirir. Sanki her şey bitmiş, geri dönüş yokmuş gibi…
Oysa çoğu zaman biten hayat değildir. Aslında kaybolan, insanın kendi içindeki güce olan inancıdır. Gücünüze olan inancınız pusulanızdır. Kendinize inandığınız sürece yönünüzü her daim bulursunuz.
Ama eksik ama eksilmiş…
Ne sen eskisi gibi olacaksındır ne de hayat. Zaten asıl soru şudur: Eskisi gibi olmak gerçekten istenir mi?
Kimse kırılmak istemez. Kimse güçlenmek için bedel ödemeyi de seçmez. Ama hayat, her zaman bizim tercih listemizden ilerlemez. Kırıldığın yerden yeniden filizlenmen yıllarını alabilir; belki de hiç mümkün olmaz. Bunu ancak zaman gösterir. Bildiğin tek şey vardır: Gücünü yeniden bulmak zorundasındır.
İşte tam bu noktada, insanın kendine dönmesi gerekir. Gürültüyü susturup tek bir soru sormak için…
“Ben kimim?”
Bu soru, beraberinde başka soruları getirir. Hepsi kişisel, hepsi senin hikâyene dair… İnsan elbette yakınlarından güç alır; ama asıl güç, insanın kendi yüreğinden yükselir. Düştüğün yerden kalkıp yeniden yürümeni fısıldayan ses, dışarıdan değil, içinden gelir.
Evet, belki yine düşeceksin.
Belki yine deneyecek ve yine yenileceksin.
Ama Samuel Beckett’in dediği gibi:
“Hep denedin. Hep yenildin. Olsun. Gene dene. Gene yenil. Daha iyi yenil.”
Çünkü insan, içindeki güce sırtını döndüğünde; kendini akışa, karamsarlığa, vazgeçişe bıraktığında…
Geriye kalan şey, çoğu zaman kendisi olmaz.
Çünkü insan, her şeyini kaybettiğini sandığı yerde bile aslında tek bir şeyi hâlâ taşır: Seçme gücünü. Vazgeçmeyi de seçebilir, yeniden ayağa kalkmayı da… Hayat çoğu zaman acımasızdır ama insan, kendi iç sesiyle bağını koparmadığı sürece yenilmiş sayılmaz.
İçindeki güce kulak verdiğin an, hikâye yeniden başlar.