"Halktan taraf yeni nesil yayıncılık"
Ara
Close this search box.

GİDEBİLMENİN ASALETİ

İnsan bazen kalmakla yücelir, bazen de gitmekle.

Ama her gidiş bir kaçış değildir; bazı gidişler bilgeliktir.

Bir insanın kalitesi, neyi ne kadar istediğiyle değil; neye artık ait olmadığını fark edebilme cesaretiyle ölçülür. Çünkü aidiyet, sadece kalmakla değil, yerini bilmekle anlam kazanır. Yerini bilmek ise en zor erdemlerden biridir.

Hayat, insanı zaman zaman çatışmanın eşiğine getirir. Kırılmanın, öfkelenmenin, savunma ihtiyacının doğduğu o eşik…

İşte tam orada insan, kendisiyle yüzleşir.

Peki bu noktada öfke yükseldiğinde, insan kendinden vazgeçer mi, yoksa kendini mi korur?

Nezaket ve zarafet çoğu zaman yanlış anlaşılır. Zayıflık sanılır. Oysa nezaket, iradenin; zarafet bilincin ürünüdür. Kaba olan, güçlü olduğu için değil, kendini bilmediği için öyledir.

İnsanın kendini tanıması, her kapıyı zorlamaktan vazgeçtiği anda başlar. Bazı kapılar bize açılmaz çünkü orası bize ait değildir. Israr, insanı büyütmez aksine küçültür.

Belki de bilgelik, neyi istemediğini anlayabilmektir. Bunu anlayınca kişi gürültüyle değil sakince, sessizce uyanır.

Herkes saygı görmek ister. Ancak saygı talep edilmez; yaşanır. İnsan başkasından önce kendine nasıl davrandığına bakmalıdır. Zira kendine yabancılaşan biri, başkasına da yabancı kalır.

Başkalarının davranışları, bizim kim olduğumuzu belirlemez. Onlar kendi iç dünyalarının sınırlarını sergilerler. Bizim sorgulamamız gereken ise şudur:

Başkasının karanlığına bakarken, kendi ışığımızdan vazgeçer miyiz?

Gidebilmek, çoğu zaman kalmaktan daha ağırdır. Çünkü gitmek, yüzleşmeyi; kalmak ise çoğu zaman alışkanlığı temsil eder.

Ait olmadığını bildiğin bir yerde kalmak, ruhu da yorar zihni de. Zarafetle gitmek ise ruhu özgürleştirir.

Kendine saygısı olan insan, değersizleştirildiği yerde kalmakta ısrar etmez. Sessizce çekilir. Bu bir kayıp değil aksine kişinin kendisini korumasıdır.

Çünkü insan, kendini kaybetmediği sürece hiçbir yerden eksilmez.

Belki de mesele şudur:

İnsan, her şeyden önce kendisine ait kalabilmeyi başarabiliyor mu?

Gidebilmenin asaleti, tam da bu sorunun cevabında saklıdır.