Fanatizm derecesinde bir takımı destekleyenler için futbola, sadece bir spor demek çok hafif kalır.
Takımı yenildiği için okula gitmek istemeyen çocuklar varken özellikle… Ya da maçtan sonra işe gitmemek için sağlık raporu alan yetişkinler de.
Yıllardır birbirini tanıyan insanların sadece tuttukları takım yüzünden konuşmayı kestiğini de görüyoruz.
Bu tabloya sadece “futbol sevgisi” diyerek bakamayız. Biraz daha derine indiğimizde mesele spor olmaktan çıkıyor çünkü. Takımı yenildiği için okula gitmek istemeyen bir çocuk sadece üzülmüyor aslında. Utanıyor. Kendini değersiz ve başarısız hissediyor. Sanki kaybeden takım değil, kendisiymiş gibi…
Benliğini o takımla tanımlıyor, bir gruba ait hissediyor…
Bunları öğrendikleri yetişkinlerin davranışları da şunlar çünkü; maçın sonucuna göre pazartesi işe gitmek istememek, öfkeyi günlerce taşımak, arkadaşlıkları bitirecek kadar sert tepkiler vermek…
Sırf futbol maçı izlemek için evdeki sorumluluklarını aksatmak, ailesinden daha fazla vakit ayırmak belki de.
İşler buraya gelip de anlamakta zorlandıkça Freud’un tespitine başvurmak geliyor içimden; tribünde gördüğümüz şey, bir spor heyecanından çok bastırılmış duyguların boşalması olabilir mi?
Nihayet öfkenin, saldırganlığın, küfretmenin, sert rekabetin, bizim gibi düşünmeyene hakaretin kabul gördüğü bir tanecik toplumsal alan olarak futbolu görebilir miyiz?
Freud’a göre insan doğası gereği sakin bir varlık değildir. İçinde öfke, rekabet ve saldırganlık vardır. Toplumsal kuralların varlığıysa bu duyguları yok etmez; sadece bastırır.
Yani biz medeni olduğumuz için değil, bastırmak zorunda olduğumuz için sakinizdir.
Futbol adı altında gösterilen bu saldırgan tutumlar bana bu tanımlamayı anımsatıyor.
Futbol elbette milyonlarca seveni olan bir oyun, aktivite olarak saygı duyduğum bir alan. İnsanları bir araya getirebilir, heyecan yaratabilir, ortak sevinçler oluşturabilir. Aidiyet duygusunu da destekleyebilir.
Ama bir oyunun dostluklardan, çocukların özgüveninden, insanların ruh sağlığından ve hatta fiziksel güvenliğinden daha değerli hale geldiği yerde artık spor konuşmuyoruzdur.
Sırf bir takım halinde hareket ediyor gibi hissettiğimiz için kendimize zorbalığı hak görmüyor olmalıyız diye düşünüyorum. O zaman daha keyifli oyunlar izleyeceğimizden eminim.
Bastırdığımız duygular için bir alan arıyorsak da, saldırganlıktan daha sağlıklı yöntemler bulabildiğimiz günler dilerim…