Sosyal medyanın sunduğu mükemmel aşklar; bir vitrin, bir yanılsama…
İstediğimiz kadar uzak kalmaya çalışalım, 7’den 70’e her birimizin hayatında sosyal medya bir yer kaplıyor. İster istemez hem kendimizi hem de ilişkimizi, bize orada sunulan hayatlarla kıyaslıyoruz.
Sizce içerik üreticileri ilişkilerindeki olumsuz süreçleri, mükemmel algısına uymayan ama “gerçek” anları bizimle ne derece paylaşıyor? Ne kadar samimiler?
Herkes mükemmel evlerde yaşayıp son model arabalara mı biniyor ya da herkes düğününü saraylarda, balayını Maldivler’de mi yapıyor? Yahut mutlu ilişkilerin formülü bunlarda mı gizli?
İlişkilerimiz ve kurduğumuz yakın bağlar, biriciktir, şahsına münhasırdır. Çünkü biricik “ben”lerden oluşan “biz” kurarız. Ama sosyal medya bize öyle kalıplar sunar ki, hem gerçeklikten ve samimiyetten uzaklardır hem de öyle olamazsak mutsuz olmalıymışız gibi hissettirmeye başlar.
Hayat inişli çıkışlı bir yer olduğundan, paralel olarak ilişkiler de böyledir. Tek düze ilerlemek zorunda değildir. Her ilişkide zaman zaman gerilimler olur, tartışmalar olur. Mutlu ilişki hiç tartışmamaktan değil, o tartışmaları sağlıklı bir şekilde çözümlemekten geçer.
Her zaman mutluluğun peşinde koşmak da modern dünyanın bize dayattığı bir yanılsamadır zaten. Diğer duyguları ne yapalım? Hissediyoruz işte.
Sosyal medyada sıklıkla gördüğümüz pozlar genelde bu “normal” anların dışında, parıltılı ve filtrelenmiş mutluluklar… Kimse düğün sürecinde herkesin ilişkiye müdahale etmeye çalışmasının verdiği yorgunluktan, çocuk dünyaya geldikten sonra rollerin bu denli değişmesinin yol açtığı karmaşadan, geçim sıkıntısının ilişkiyi yıprattığından, işte yaşanan sorunların eve nasıl yansıdığından söz etmiyor.
Hayatın bu gerçekliklerinin, sosyal medyanın filtreli aşklarına hiç uğramaması mümkün olabilir mi?
Sahip olduğumuz bağları daha da güçlendirmek, sağlıklı ilişkiler kurmaya çabalamak yerine vaktimizin çoğunluğunu sosyal medyaya ayırdığımızda hem oradaki büyülü dünyaya kanıyoruz hem de partnerimizi ihmal etmeye başlıyoruz.
Bunun yerine orada geçirdiğimiz vakti sınırlandırıp hem kendimizi hem de ilişkimizi daha sağlıklı bir versiyona ulaştırmak için çabalasak neler değişirdi?
Hatırlatmak isterim ki “gerçek” bağlar, karşılıklı emekle kurulur ve sürdürülür.
Filtreler kusurları gizler, ama ilişkiyi ayakta tutan kusurları yok saymak değil, üzerine düşünebilmektir.