Fenerbahçe’nin Muğla’nın Milas ilçesine bağlı Kıyıkışlacık Mahallesi’nde, İasos Antik Kenti’nin yakınında yapmayı planladığı projeye tepki gösteren İasos Mahalle Meclisi Derneği Başkanı Hülya Scobie, projenin körfezin ekolojik dengesini tehdit edebileceğini belirterek, imar planları ve çevresel değerlendirme süreçlerinin kamuoyuyla paylaşılmasını istedi.
Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Buğra Tanık’ın açıklamalarına göre Kıyıkışlacık’ta yaklaşık 586 bin metrekarelik alanda hayata geçirilmesi planlanan COVE 1907 projesinde 1907 yaşam birimi, iki otel, sosyal tesisler ve 500 yat kapasiteli marina bulunması öngörülüyor. Proje kapsamında arazi içerisindeki doğal adaya “Fenerbahçe Adası” adının verilmesinin de planlandığı belirtilmişti.
Projeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan İasos Mahalle Meclisi Derneği Başkanı, Milas Kent Konseyi Çevre ve Enerji Komisyonu Sözcüsü Hülya Scobie, söz konusu yatırımın yalnızca bir gayrimenkul projesi olarak ele alınamayacağını savundu. Scobie, Güllük Körfezi’nin ekolojik ve kültürel açıdan hassas bir bölge olduğunu belirterek, “Güllük Körfezi daha ne kadar tahribata dayanabilir?” sorusunu yöneltti.
Scobie, yaptığı yazılı basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Kıyıkışlacık’ta, antik İasos’un hemen yanı başında planlanan COVE 1907 projesi, sıradan bir gayrimenkul yatırımı değildir. Yaklaşık 586 bin metrekarelik alanda 1907 yaşam birimi, otel, sosyal tesisler ve 500 yat kapasiteli bir marina öngörülüyor. Böylesine büyük bir yapılaşmayı, bölgenin ekolojik gerçeklerinden, tarihî mirasından ve yerel halkın yaşamından bağımsız değerlendirmek mümkün değildir. Öncelikle şunu sormak istiyorum, Güllük Körfezi daha ne kadar tahribata dayanabilir? Burası sıradan bir koy değil. Uluslararası öneme sahip sulak alanları, Ramsar kriterleriyle ilişkilendirilen önemli kuş habitatları, köpekbalığı ve vatozlar açısından önem taşıyan denizel alanları, balık üreme sahaları ve binlerce yıllık kültürel mirasıyla eşsiz bir coğrafya. Üstelik bu değerler, yalnızca bilimsel raporlarda yer alan kavramlardan ibaret değil. Bunlar, hepimizin bedelsiz olarak yararlandığı doğal yaşam kaynaklarıdır. Denizimizin temizliği, balıklarımız, biyolojik çeşitliliğimiz, kıyılarımız ve bu coğrafyada sürdürülen yaşam, doğanın bize sunduğu paha biçilmez ekosistem hizmetleridir.
“GÜNCEL İMAR PLANLARI, RUHSATLAR, MARİNA İZİNLERİ KAMUOYUYLA PAYLAŞILMALIDIR”
Ancak bugün Güllük Körfezi’nde bu değerlerin neredeyse tamamı ciddi bir baskı altında. Maden yükleme ve tahliye faaliyetleri, yoğun gemi trafiği, feldspat tozları, sanayi kaynaklı kirlilik, atık sular ve gürültü, zaten kırılgan olan ekolojik dengeyi her geçen gün daha da zorluyor. Bunlara bir de büyük ölçekli yeni bir marina ve binlerce kişinin yaşayacağı bir yerleşim eklemek, körfezin taşıma kapasitesini göz ardı etmektir. Bölgenin geçmişinde önemli bir hukuk süreci de bulunuyor. Aynı yerde daha önce Yakamoz Yat Limanı için hazırlanan imar planları açtığımız davalarla, Muğla 3. İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi. Bu nedenle COVE 1907 projesinin geçmişte yargıya taşınan alanlarla örtüşüp örtüşmediği açıklığa kavuşturulmalı; güncel imar planları, ruhsatlar, marina izinleri ve çevresel değerlendirme süreçleri kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmalıdır. Üstelik su kıtlığının giderek ciddi bir sorun hâline geldiği Güllük ve çevresinde, binlerce yeni kullanıcının su ihtiyacının nasıl karşılanacağı hâlâ yanıtlanması gereken temel sorulardan biri. Kanalizasyon, atık yönetimi, trafik, enerji tüketimi ve deniz kirliliği de cabası.
“PROJE, BÖLGENİN GELECEĞİNE İLİŞKİN CİDDİ SORULAR DOĞURUYOR”
Bir yandan körfezi kurtarmaya çalışırken diğer yandan körfezin üzerine yeni bir yük bindirmek nasıl bir planlamadır? Bugün asıl tartışmamız gereken, kaç konut satılacağı veya kaç yatın marinaya bağlanacağı değil; bu coğrafyanın daha ne kadar yapılaşmayı kaldırabileceğidir. İasos, yaklaşık beş bin yıldır burada. İnsanlar bu topraklarda denizle, balıkçılıkla ve doğayla kurdukları ilişki sayesinde yaşamlarını sürdürdüler. Antik çağda balık satışının haber verilmesiyle konserin yarıda kesildiğini anlatan tarihî hikâye bile denizin İasos için ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Deniz, bu kentin yalnızca manzarası değil, yaşam kaynağıydı. Bugün ise binlerce yıllık bu yaşam kültürünün yerine, kıyıyı bir gayrimenkul ve marina yatırımına dönüştüren bir anlayışın yerleşmesini izliyoruz. Üstelik bu proje, yalnızca doğaya değil, bölgenin geleceğine de ilişkin ciddi sorular doğuruyor.
“GÜLLÜK KÖRFEZİ’Nİ YAPILAŞMAYA MI BIRAKACAĞIZ”
Güllük Körfezi sanayi bölgesi mi olacak, turizm bölgesi mi? Tarımsal üretim alanlarımızı ve geleneksel balıkçılığımızı koruyacak mıyız, yoksa bunların yerini giderek artan yapılaşmaya mı bırakacağız? Ekonomik kalkınma adı altında doğal varlıklarımızı tüketmenin gerçek bir kalkınma olmadığını artık kabul etmeliyiz. Ekolojik yıkımın ekonomik yıkıma dönüşmesi kaçınılmazdır. Bugün kısa vadeli kazanç gibi görünen yatırımlar, yarın bölgemizin turizmini, balıkçılığını, tarımını ve yaşam kalitesini ortadan kaldırabilir. Bu nedenle projenin bütün imar planları, çevresel değerlendirmeleri, su ve atık altyapısı ile marina izinleri kamuoyuna açık ve şeffaf biçimde ortaya konulmalıdır. Bilimsel veriler ışığında, bölgenin ekolojik taşıma kapasitesi bağımsız uzmanlarca değerlendirilmelidir.
AZİZ YILDIRIM’A ÇAĞRI
Fenerbahçe’nin bu projedeki varlığı ise ayrıca üzerinde durulması gereken bir konudur. Fenerbahçe, milyonlarca insanın gönül verdiği, toplumsal hafızada önemli bir yeri olan büyük bir spor kulübüdür. Kulübün adının, böylesine hassas bir kıyı ekosisteminde gerçekleştirilecek büyük bir yapılaşmanın tanıtımında kullanılması, beraberinde ciddi bir toplumsal sorumluluk getiriyor. Kulübün projeye sermaye koymaması veya inşaat riskini üstlenmemesi, marka iş birliğinin doğuracağı toplumsal ve çevresel sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Aziz Yıldırım’a ve Fenerbahçe yönetimine çağrım şudur: Lütfen bu projenin yerini ve çevresel sonuçlarını bir kez daha değerlendirin. İasos’un tarihî ve doğal mirasını, Güllük Körfezi’nin geleceğini ve yöre halkının kaygılarını dikkate alın. Bu iş birliğini yeniden gözden geçirin. Henüz telafisi mümkünken yanlış bir adımın parçası olmayın, doğa ve kültür katili olarak anılmayın! Çünkü içinde bulunduğunuz proje eko sistemi yok eden beton cehennemi olarak anılacak.
“GÜLLÜK KÖRFEZİ’Nİ KORUMAK İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ”
Burada mesele Fenerbahçe’ye veya herhangi bir yatırımcıya düşmanlık değil. Mesele, geri dönüşü olmayan bir doğa tahribatının önüne geçmektir. Bizler yıllardır İasos’u, Güllük Körfezi’ni, denizimizi ve kıyılarımızı korumak için mücadele ediyoruz. Amacımız yatırım düşmanlığı değil; doğayla uyumlu, kamu yararını gözeten, gelecek kuşakların yaşam hakkını koruyan bir kalkınma anlayışıdır. Ancak her yatırım kalkınma değildir. Her yapılaşma istihdam, refah ve toplumsal fayda getirmez. Doğal varlıklarımızı yok ederek elde edilen kazancın bedelini sonunda hepimiz öderiz. Bizim itirazımız tam da bu noktadadır: Cenneti betonlaştırarak, denizi kirleterek ve yaşam alanlarını tüketerek kalkınamayız. İasos’un, Güllük Körfezi’nin ve bu coğrafyada yaşayan insanların geleceğini birkaç projenin ekonomik getirisine feda edemeyiz. Bugün bu kıyıları koruyamazsak yarın çocuklarımıza bırakacağımız şey ne temiz bir deniz ne de yaşanabilir bir çevre olacak.İasos’un ve Güllük Körfezi’nin geleceği, hiçbir şirketin, hiçbir markanın ve hiçbir yatırımcının kısa vadeli kazanç hesabından daha değersiz değildir.









