"Halktan taraf yeni nesil yayıncılık"
Ara
Close this search box.

Muğla’da Hollanda Büyükelçiliği’nin kabul ettiği proje, Baro yönetiminden veto yedi

Muğla Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu, Hollanda Büyükelçiliği Matra Toplumsal Dönüşüm Programı kapsamında hazırladıkları “Kadınların Adalete Erişimini Güçlendirmek için Yerel Hukuki Destek ve Dayanışma Ağı Projesi”nin, hibe almaya hak kazanmasına rağmen Muğla Barosu Yönetim Kurulu tarafından reddedildiğini öne sürdü.

Komisyon tarafından yapılan açıklamada, proje için Şubat 2026’dan itibaren yaklaşık 7 ay boyunca çalışma yürütüldüğü, başvurunun Muğla Barosu Başkanı Av. Levent Akgün’ün onayı ve imzasıyla Hollanda Büyükelçiliği’ne sunulduğu ve projenin kabul edildiği belirtildi.

Projenin 1 Eylül 2026 tarihinde başlamasının planlandığı, ancak Muğla Barosu Yönetim Kurulu’nun 7 Eylül 2026 tarihli toplantısında oy çokluğuyla projeyi reddettiği ifade edildi.

Komisyon açıklamasında, kararın “mesnetsiz ve keyfi” olduğu savunularak, projenin reddedilmesinin Muğla’nın kırsalında yaşayan kadınların şiddetten kurtulma, haklarını öğrenme ve ücretsiz hukuki danışmanlık alma imkanlarını olumsuz etkilediği ileri sürüldü.

“Proje baroya mali yük getirmeyecekti”

Açıklamada, projenin Hollanda Büyükelçiliği tarafından yüzde 100 oranında karşılanacak karşılıksız hibe kapsamında olduğu ve Muğla Barosu bütçesinden herhangi bir harcama veya eş finansman öngörülmediği belirtildi. Komisyon, projenin hayata geçirilmesi halinde Muğla Barosu’na kayıtlı avukatlara yönelik “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele, 6284 Sayılı Kanun Uygulamaları, Mağdur Görüşme Teknikleri, Aile ve Miras Hukuku” başlıklarında eğitici eğitimi verilmesinin planlandığını bildirdi.

Proje kapsamında Muğla’nın 13 ilçesinde, özellikle dağlık ve merkezden uzak mahallelere ulaşılması hedeflendi. Bodrum, Milas, Dalaman, Datça, Fethiye, Kavaklıdere, Köyceğiz, Marmaris, Menteşe, Ortaca, Seydikemer, Ula ve Yatağan ilçelerinde kadınlara 6284 sayılı Kanun, aile hukuku ve miras hakları konusunda yerinde bilgilendirme yapılmasının planlandığı kaydedildi.

Açıklamada ayrıca, aile hukukunda zorunlu arabuluculuk düzenlemelerinin gündemde olduğu süreçte kırsalda yaşayan kadınların baskı ve tehdit altında haklarından vazgeçmelerinin önüne geçmek amacıyla bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları yapılacağı belirtildi.

“Şiddet mağdurlarına ücretsiz avukat danışmanlığı”

Projenin önemli unsurlarından birinin merkezi bir şiddet hattının kurulması olduğu aktarılan açıklamada, şiddet mağduru kadınlardan ihbar alınması ve kadınlara saatlik bire bir avukat danışmanlığı sağlanmasının planlandığı ifade edildi. Bu danışmanlık hizmetinin proje bütçesinden karşılanacağı ve kadınlardan herhangi bir ücret alınmayacağı belirtildi.

Projede görev alacak avukatların saha bilgilendirme çalışmaları ve danışmanlık hizmetleri karşılığında proje bütçesinden ödeme alacağı, ayrıca projede danışmanlık veren avukatların danışmanlık hizmeti alan kadınlardan vekaletname alamayacağının sözleşmeyle güvence altına alındığı kaydedildi.

Komisyon, bu düzenlemeyle meslek etiğinin korunmasının amaçlandığını belirtti.

“Muğla Barosu’nun ilk uluslararası kurumsal hibesi”

Açıklamada, projenin Muğla Barosu’nun uluslararası saygın bir kuruluştan kazandığı ilk kurumsal hibe olduğu da öne sürüldü.

Komisyon, projenin reddedilmesiyle birlikte yalnızca kadınların adalete erişimine yönelik bir çalışmanın değil, aynı zamanda baronun kurumsal kapasitesini geliştirme imkanının da ortadan kaldırıldığını savundu.

Komisyon ayrıca, yönetim kurulunda yer alması beklenen ancak toplantıdan birkaç gün önce istifa eden bir üyenin, projenin başlangıcından itibaren itiraz ve engelleme girişimlerinde bulunduğunu iddia etti. Aynı kişinin daha sonra kadınların adalete erişimini güçlendirecek çalışmalar yapacağını ifade ederek baro başkanlığına adaylığını açıkladığı belirtilerek, bu durumun kamuoyunun takdirine bırakıldığı kaydedildi.

“Yönetimin projeden haberi olmadığı iddiası gerçeği yansıtmıyor”

Komisyon, projenin yönetim kurulunun bilgisi dışında hazırlandığı yönündeki iddiaların da gerçeği yansıtmadığını savundu.

 

Açıklamada, 23 Şubat 2026 tarihinde yapılan komisyon toplantısında Matra Programı’na başvuru yapılmasına, projenin komisyon tarafından yürütülmesine, proje koordinatörünün komisyon içerisinden belirlenmesine ve koordinatör bütçesinden karşılanmak üzere profesyonel proje uzmanı desteği alınmasına oy birliğiyle karar verildiği aktarıldı.

Söz konusu kararların, bazı yönetim kurulu üyelerinin de bulunduğu resmi WhatsApp grubunda paylaşıldığı belirtildi.

Proje teklif dosyası, faaliyet planı, risk analizi, etik ilkeler taahhütnamesi, ayrıntılı bütçe tablosu ve başvuru formunun Muğla Barosu Başkanı Av. Levent Akgün tarafından incelendiği ve her sayfasının imzalandığı öne sürüldü.

Başvurunun da Muğla Barosu Başkanlığı’nın resmi e-posta adresi üzerinden Hollanda Büyükelçiliği’ne gönderildiği ifade edildi.

Komisyon, Baro Başkanı’nın imzasını taşıyan bütçe ve proje dosyasından yönetim kurulunun haberdar olmamasının idari işleyiş açısından kabul edilemeyeceğini savundu.

“Başkan projeyi sahiplendi”

Açıklamada, Hollanda Büyükelçiliği tarafından projenin kabul edilmesinin ardından da Baro Başkanı Levent Akgün’ün projeyi sahiplendiği ileri sürüldü.

Akgün’ün projenin Muğla Barosu tarihinde bir ilk olduğunu ifade ederek komisyon üyelerini tebrik ettiği, projenin lansmanını planladığı ve proje için ayrı bir sosyal medya hesabı açılması konusunda yönetime öneride bulunacağını söylediği aktarıldı.

14 Ağustos 2026 tarihli toplantıda kamu kurumlarıyla işbirliği yapılması için görüşülmesine de onay verildiği belirtilen açıklamada, aynı gün komisyon üyelerinin Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) Müdürü ile Muğla Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı’nı ziyaret ettiği ve kurumsal işbirliklerinin başlatıldığı ifade edildi.

Ayrıca 14 Ağustos’ta Muğla Barosu’nun resmi sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, toplantı salonundaki projeksiyon perdesinde projenin adının görüldüğü fotoğrafların yayımlandığı belirtildi.

Komisyon, bu sürecin ardından “yönetimin projeden haberi olmadığı” yönündeki yaklaşımın çelişkili olduğunu savundu.

“Sözleşme 21 Ağustos’ta baroya ulaştı”

Hollanda Büyükelçiliği tarafından imzalanan sözleşmenin 21 Ağustos 2026 tarihinde Muğla Barosu’na ulaştığı belirtildi. Açıklamaya göre Baro Başkanı Levent Akgün, Komisyon Sözcüsü’nü telefonla arayarak sözleşmenin ulaştığını bildirdi.

Komisyon, baroya ulaşan sözleşmede başvuru aşamasında bulunmayan herhangi bir bilgi olmadığını ve projenin Baro Başkanı’nın daha önce imzaladığı şekliyle kabul edildiğini ileri sürdü.

Buna karşın sözleşmenin 1 Eylül’de yürürlüğe girmesi gerekirken, 27 Ağustos tarihli yönetim kurulu toplantısında bazı üyelerin itirazları nedeniyle imzalanmadığı ve sürecin ertelendiği belirtildi.

Komisyonun 15 Eylül’de sunum yapmasının istendiği, ancak projenin 1 Eylül’de başlaması gerektiği yönündeki itiraz üzerine toplantı tarihinin 31 Ağustos’a çekildiği kaydedildi.

31 Ağustos’taki toplantıda komisyon tarafından projenin tüm ayrıntılarının ve bütçe kalemlerinin anlatıldığı kapsamlı bir sunum yapıldığı, ayrıca Gaziantep Barosu’nda yürütülen benzer bir Matra projesinin koordinatörünün de süreci aktardığı belirtildi.

Ancak komisyon, Muğla Barosu Yönetim Kurulu’nun 7 Eylül 2026 tarihli toplantısında projeyi oy çokluğuyla reddettiğini bildirdi.

“Ret gerekçeleri tartışmalı”

Komisyon, yönetim kurulunun ret kararında sıraladığı gerekçelere de yanıt verdi. Bunlardan ilkinin sözleşmenin Hollanda hukukuna tabi olması ve uyuşmazlıklarda Hollanda mahkemelerinin yetkili kılınması olduğu belirtildi.

Komisyon, yönetim kurulunun bu düzenlemeyi Türkiye’nin egemenlik haklarına aykırı olduğu ve bir hukuk meslek örgütü tarafından imzalanamayacağı gerekçesiyle reddettiğini aktardı.

Komisyon ise uluslararası hibe mekanizmalarında, hibeyi sağlayan ülkenin hukukuna ve ilgili yargı mercilerine ilişkin hükümlerin yer almasının olağan olduğunu savundu.

Açıklamada, söz konusu projenin bir borçlanma sözleşmesi olmadığı, karşılıksız hibe sözleşmesi olduğu vurgulanarak Türkiye Barolar Birliği ile İstanbul, Ankara ve İzmir baroları dahil çok sayıda baronun Avrupa Birliği ve yabancı büyükelçilikler tarafından fonlanan projelerde benzer uyuşmazlık çözümü şartlarını içeren sözleşmeler imzaladığı öne sürüldü.

“Baro bütçesinden tek kuruş çıkmayacaktı”

Yönetim kurulunun “proje mali risk yaratabilir” gerekçesine de tepki gösteren komisyon, projenin bütçesinin Hollanda Krallığı Büyükelçiliği tarafından yüzde 100 karşılanacağını belirtti.

Proje kapsamında Muğla Barosu bütçesinden herhangi bir harcama, eş finansman veya mali yükümlülük öngörülmediği ifade edildi.

Proje için Muğla Barosu adına resmi bir Avro hesabı açıldığı, mali raporlama ve denetim mekanizmalarının da sözleşmede yer aldığı kaydedildi.

Komisyon, başvuru dosyasında projenin bütçesi, faaliyetleri, gider kalemleri ve mali yükümlülüklerinin ayrıntılı şekilde gösterildiğini, Baro Başkanı tarafından Tedarikçi Kayıt Formu ve Mali Bildirimlerin de imzalandığını öne sürdü.

Buna rağmen ret kararında projenin hangi somut gider veya mali yükümlülük nedeniyle mali risk oluşturduğunun açıklanmadığı savunuldu.

“Gönüllü çalışma gerekçesine” tepki

Komisyon, ret gerekçeleri arasında yer aldığını belirttiği “komisyon üyelerinin söz konusu faaliyetleri zaten gönüllü olarak yürüttüğü” değerlendirmesine de tepki gösterdi.

Açıklamada, 15 ay sürmesi ve 13 ilçede uygulanması planlanan projenin yüzlerce kadına ulaşmayı hedeflediği, mevcut gönüllü çalışmaların ise bu ölçekte ve kurumsal bir yapı içinde sürdürülemeyeceği savunuldu.

Komisyon üyeleri, yıllardır kadınların adalete erişimi için gönüllü çalışma yürüttüklerini ancak projenin amacının bu emeği ücretlendirmekten ibaret olmadığını belirtti.

Projenin daha fazla avukatın sürece dahil olmasını, 13 ilçede kırsal bölgelere ulaşılmasını ve kadınlara yönelik hukuki desteğin daha sistematik hale getirilmesini sağlayacağı ifade edildi.

Projenin önemli bütçe kalemlerinden birinin kadınlara verilecek bire bir hukuki danışmanlık olduğu, kurulacak şiddet hattının yönetimi ve organizasyonunun da proje bütçesinden istihdam edilecek personel aracılığıyla gerçekleştirilmesinin planlandığı belirtildi.

Komisyon, gönüllü emeğin bulunmasının baronun kurumsal sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını savundu.

Açıklamada ayrıca, Muğla Barosu’nda uzun yıllardır sabit nöbet sistemi bulunan bir Kadın Hakları Merkezi kurulması yönündeki gerekliliğin lojistik ve bütçe yetersizlikleri nedeniyle hayata geçirilemediği de öne sürüldü.

“Eylem planı denetlenebilir değildi” gerekçesine itiraz

Komisyon, yönetim kurulunun eylem planının denetlenebilir olmadığı yönündeki değerlendirmesini de reddetti.

Baro Başkanı Levent Akgün’ün ıslak imzasını taşıyan Faaliyet Planı Formu’nda ay ay ve gün gün yapılacak faaliyetlerin yer aldığı belirtildi.

Plana göre 13 ilçede 13 avukatın çalışma periyotları, hazırlanacak broşürlerin sayısı, kurulacak şiddet hattı ile ara ve nihai etki raporlarının ayrıntılı şekilde belirlendiği aktarıldı.

Komisyon, bu nedenle yönetim kurulunun başvuru evraklarını ayrıntılı biçimde incelemediğini ve projenin yüzeysel bir değerlendirmeyle reddedildiğini ileri sürdü.

“Koordinatör komisyon içinden seçilecekti”

Yönetim kurulunun bir diğer itirazının proje koordinatörünün komisyon içerisinden seçilmesi olduğu belirtildi. Komisyon, 15 ay sürecek, 13 ilçede 1.300 kadına ulaşması ve 468 kadına bire bir danışmanlık verilmesi hedeflenen projenin koordinatörünün, projenin hazırlık sürecinde yer alan ve kadın-erkek eşitliği alanında çalışan komisyon üyeleri arasından seçilmesinin doğal olduğunu savundu.

Koordinatörlük mekanizmasının Şubat ayında demokratik bir oylamayla belirlendiği ve başvuru sürecinde bu karara itiraz edilmediği ifade edildi.

Ayrıca koordinatörün proje süresince tam zamanlı çalışma, raporlama, lojistik ve saha yönetimi sorumluluklarını üstleneceği, bu nedenle profesyonel proje uzmanı desteği alınmasının da daha önce kararlaştırıldığı kaydedildi.

Komisyon, yönetim kurulunun aylar sonra koordinatörlük konusunu yeniden gündeme getirerek projeyi tamamen reddetmesinin hukuki öngörülebilirlik ve kurumsal işleyiş açısından sorun oluşturduğunu savundu.

“Bu ilk değil” iddiası

Komisyon açıklamasında, projenin reddedilmesinin Muğla Barosu yönetiminin kadınların adalete erişimini etkilediğini ileri sürdükleri ilk olay olmadığı da iddia edildi.

Açıklamada, 6284 sayılı Kanun kapsamında acil koruma tedbirlerine ihtiyaç duyan bir kadın mağdurun Muğla Barosu Adli Yardım Bürosu’na başvurduğu ve adli yardım talebinin reddedildiği öne sürüldü.

Komisyon, mağdurun borçlu olduğuna ilişkin icra dosyalarının bulunduğunu ve bu nedenle adli yardım başvurusunun reddedildiğini savundu.

Açıklamada, avukat desteğinden yoksun kalan söz konusu kadının, korunamadığı için boşanmak istediği erkek tarafından öldürüldüğü iddiasına yer verildi.

Komisyon ayrıca, daha önce şiddete uğrayan kadınların yalnızca 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma ve önleme tedbirleri için yaptıkları adli yardım başvurularının, boşanma davası talebi bulunmadığı gerekçesiyle kabul edilmediğini öne sürdü. Bu uygulamanın “Boşanma davası açılmıyorsa 6284 için adli yardım avukatı görevlendirilemez” gerekçesine dayandırıldığı iddia edildi.

Komisyon, söz konusu uygulamaya ilişkin Baro yönetimine yazılı bildirimde bulunulduğunu ancak uzun süre işlem yapılmadığını ve geri dönüş sağlanmadığını savundu.

Açıklamada, Matra Projesi’nin de tam olarak bu tür bürokratik ve ekonomik engeller nedeniyle hukuki desteğe ulaşamayan kadınlara ücretsiz danışmanlık sağlanmasını amaçladığı ifade edildi.

Komisyon üyeleri toplu istifa etti

Açıklamanın sonunda Komisyon üyeleri, Muğla Barosu Yönetim Kurulu ile çalışmayı reddettiklerini açıkladı. Komisyon üyeleri, dönem sonuna kadar komisyon çalışmalarında aktif olarak yer alan ve açıklamayı imzalayan üyeler olarak komisyon görevlerinden toplu şekilde istifa ettiklerini bildirdi.

Bununla birlikte kadın hakları mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini belirten komisyon üyeleri, kadınların adalete erişimi ve kadın dayanışması konusundaki çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti. Açıklamada, “Komisyon bizim, emek bizim, mücadele bizim” ifadeleri kullanıldı.

Komisyon, Muğla Barosu Yönetim Kurulu’nun 7 Eylül 2026 tarihli ret kararını tanımadıklarını belirterek, Türkiye Barolar Birliği, kadın örgütleri ve demokratik kamuoyuna çağrıda bulundu.

Komisyon, yönetim kurulunun kararının yeniden değerlendirilmesini ve kadınların adalete erişimini güçlendirmeye yönelik çalışmaların önünün açılmasını talep etti.

Açıklamanın sonunda metne imza atan komisyon üyeleri Av. Perihan Ceviz Turasay, Av. Evrim İnan, Av. Zeynep Erduran, Av. Hilal Tuğçe Koçak Madenci, Av. Tuğçe Koyuncu Akyürek, Av. Fatma Hazel Çatalak, Av. Gülkız Yayla ve Av. Burcu Özaydın olarak sıralandı.

Paylaş