Etik sözcüğü, Yunanca ethos kelimesinden gelir; karakter, alışkanlık, gelenek ve yaşam biçimi anlamlarını taşır. Bugün ise etik, insan davranışlarının doğru-yanlış, iyi-kötü yönlerini inceleyen ahlak felsefesi olarak tanımlanır. En genel hâliyle etik, insanın kimsenin görmediği yerde bile doğru olanı yapabilme iradesidir.
Peki sizce etik nedir?
Etik anlayışınız, haklıyla haksızı ayırt edebiliyor mu mesela?
Gerektiğinde “Hata yaptım.” diyebilmenizi, özür dileyebilmenizi sağlayabiliyor mu? Yoksa haklı ya da haksız olmanızın hiçbir önemi olmadan her koşulda üste çıkmayı mı tercih ediyorsunuz?
Daha da önemlisi, etik anlayışınız çıkarlarınızla çatıştığında ne oluyor? İlkelerinizden vazgeçip etiği yeniden mi tanımlıyorsunuz? Yoksa etik, yalnızca işinize geldiği sürece savunduğunuz bir kavram mı?
Etik, kişiye göre değişmez değişmemeli, duruma göre eğilip bükülmez, menfaate göre şekil almaz. Zira alıyorsa size kötü bir haberim var. Bu durumda etikten değil, çıkardan söz ediyoruz demektir.
Etik dışı davranan insanların çoğunda benzer özellikler görürüz. Bencillik, empati yoksunluğu, karşısındakine saygı duymamak, kırıcı olmayı “dürüstlük” sanmak, hakareti kendinde hak görmek ve her koşulda kendini haklı ilan etmek…
Bunlar yalnızca görünen kısmıdır. Asıl sorun ise vicdanın sesini susturup bunu başarı zannetmektir.
Ancak hatırlamak gerekir ki;
Etik sınırları aşarak insanları kandırdığımızda, manipüle ettiğimizde ya da haksız avantaj sağladığımızda kendimizi güçlü, zeki veya yenilmez sanabiliriz.
Peki ya karşımızdaki çoğu zaman ne yaptığımızın farkındaysa ve sadece kendi değerleri, kendi terbiyesi ve etik ilkeleri buna aynı şekilde karşılık vermesine izin vermiyorsa?
Özetle sessizlik, her zaman cehalet değildir, bazen karakterdir.
Bu yüzden etik dışı davranışları zekâ göstergesi sananlar büyük bir yanılgı içinde olduğunuzu söylemek isterim. Çünkü gerçek zekâ, başkasını kandırabilmek değil; güven inşa edebilmek, vicdanını kaybetmeden başarıya ulaşabilmektir.
Çünkü en nihayetinde insanları aldatmak bizi akıllı yapmaz. Sadece güvenilmez biri olduğumuzu gösterir.
Ve unutmayalım ki; karakter, eninde sonunda insanın önüne çıkan en büyük aynadır.