"Halktan taraf yeni nesil yayıncılık"
Ara
Close this search box.

BAĞ KURMAYI UNUTTUK

Son yıllarda psikoloji hiç olmadığı kadar gündemde. Bir yandan buna seviniyorum. Çünkü ruh sağlığı konuşuluyor, terapi normalleşiyor, insanlar duygularını ifade etmeyi öğreniyor. Bunlar çok kıymetli gelişmeler.

Ama işin bir de sosyal medya tarafı var…

Orada işler biraz karıştı.

Bir reels izliyorsunuz, “Kimseye ihtiyacın yok.”

Bir sonraki videoda, “Sana iyi gelmeyen herkesi hayatından çıkar.”

Bir diğerinde ise, “Önce kendini seç.”

E bir noktadan sonra insan düşünüyor: “Ben kendimi seçtim de, çevremde kimse kalmadı.”

Popüler psikolojinin en büyük talihsizliklerinden biri, bazen psikolojik sınırlar ile duygusal kopuşu birbirine karıştırması oldu.

Sanki güçlü olmak, kimseye ihtiyaç duymamakmış gibi…

Sanki sağlıklı olmak, yalnızlaşmakmış gibi…

Sanki her anlaşmazlık ilişkiyi bitirmek için yeterli bir sebepmiş gibi…

Oysa psikoloji bize yıllardır tam tersini söylüyor.

İnsan bağ kuran bir canlıdır.

Daha doğrusu, sağlıklı bağ kuran bir canlıdır.

Aradaki fark çok önemli.

Çünkü mesele “kimseyle bağ kurmamak” değil; güven duyabildiğimiz, kendimiz olabildiğimiz, sınırlarımızın ihlal edilmediği ilişkiler kurabilmek.

Bağ kurmak bağımlı olmak değildir.

Destek almak güçsüzlük değildir.

Birine güvenmek de kişilik zayıflığı değildir.

Tam aksine…

Araştırmalar bize gösteriyor ki ruh sağlığını koruyan en önemli etkenlerden biri sosyal destektir. Hayat zorlaştığında bizi ayakta tutan çoğu zaman “Sen tek başına yeterlisin.” cümlesi değil; “Merak etme, ben yanındayım.” diyen bir insandır.

Elbette herkes hayatımızda kalmak zorunda değil.

Şiddetin olduğu, manipülasyonun olduğu, sürekli değersiz hissettirildiğiniz ilişkilerden uzaklaşmak gerekir. Bazen uzaklaşmak gerçekten en sağlıklı seçimdir.

Ama bugün neredeyse her hayal kırıklığını “toksik ilişki”, her fikir ayrılığını “uyumsuz enerji”, her kusuru da “narsisizm” diye etiketlemeye başladık.

Hal böyle olunca ilişkileri onarmayı değil, değiştirmeyi öğreniyoruz.

Oysa her ilişki emek ister.

Konuşmayı ister.

Bazen özür dilemeyi…

Bazen özür kabul etmeyi…

Bazen de “Ben seni anlamamışım.” diyebilmeyi ister.

Çünkü sağlıklı olan, sadece “ben” diyebilmek değildir.

Gerektiğinde “biz” diyebilmektir.

Kendini ihmal etmeden başkalarına da yer açabilmektir.

Sınır koyarken köprüleri yıkmamaktır.

Ve belki de en önemlisi…

Psikolojik olgunluk, herkesi hayatından çıkarmak değildir.

Kiminle sağlıklı bir bağ kurabileceğini, kiminle kuramayacağını ayırt edebilmektir.

Bağ kurmak insanın en temel ihtiyaçlarından biri.

Bazen bizi iyileştiren, “Ben buradayım.” diyen güvenli bir ilişkidir. Sıcak bir tebessüm, şefkatli bir sarılmada gizlidir.