Muğla Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu, Menteşe’de KADES ihbarı sonrası yaşanan ve bir polis memurunun şehit olduğu olayla ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, KADES uygulamasının hedef gösterilmesine tepki gösterilerek, “kadına yönelik şiddetle mücadele mekanizmalarının itibarsızlaştırılmasının kadınların yaşam hakkını riske attığı” vurgulandı.
Muğla’nın Menteşe ilçesinde 13 Haziran’da meydana gelen olayda iş yerindeki H.S, telefonundaki KADES uygulaması üzerinden ihbarda bulunmuştu. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen polis memuru Tayfun Baş ile iş yerindeki H.S’ye, kadının eski eşi ve İl Jandarma Komutanlığı’nda görevli Astsubay G.Y. silahla ateş etmiş ve aynı silahla intihar girişiminde bulunan G.Y, eski eşi H.S. ve polis memuru Tayfun Baş yaralanmıştı. Sağlık görevlilerince Menteşe Devlet Hastanesine kaldırılan polis memuru buradaki müdahaleye rağmen kurtarılamamıştı. Ağır yaralanan H.S. ve G.Y’nin tedavisi ise Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesinde devam ediyor.
Muğla Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu tarafından da KADES uygulamasına ilişkin açıklama yapıldı. Açıklamada, “Kadınların yaşam hakkını korumak için oluşturulan mekanizmaların etkin işletilmemesi yalnızca şiddet mağduru kadınları değil, bu ihbarlara müdahale eden kolluk görevlilerini de risk altında bırakmaktadır” denildi.
Açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
“Kadınların yaşam hakkını korumak için oluşturulan mekanizmaların etkin işletilmemesi yalnızca şiddet mağduru kadınları değil, bu ihbarlara müdahale eden kolluk görevlilerini de risk altında bırakmaktadır. Bu nedenle yaşanan olayı yalnızca bir güvenlik meselesi olarak değil, kadına yönelik şiddetin önlenmesindeki yapısal eksikliklerin sonucu olarak değerlendirmek zorundayız. Günlerdir sosyal mecralarda ve haber bültenlerinde ortaya koyulan söylemlerle, polis memurunun vefatı KADES ihbarına bağlanarak, hayat kurtaran bu uygulama adeta zararlı ve tehlikeli bir sistemmiş gibi hedef gösterilmektedir. Bu söylemler, meselenin özü olan kadına yönelik erkek şiddetini arka plana itmekte ve gölgede bırakmaktadır. Medyada yer alan bu tür sorumsuz söylemler, şiddet mağduru kadınları ürkütmekte, devletin koruma mekanizmalarına başvurmaktan alıkoymakta ve kadınların yaşam hakkını doğrudan tehlikeye atmaktadır. Oysa 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un 8. maddesinin 1. fıkrasının s ve ş bentleri uyarınca, yayınların toplumsal cinsiyet eşitliğine ters düşemeyeceği, kadınlara yönelik baskıları teşvik edemeyeceği, şiddeti özendirici veya kanıksatıcı olamayacağı güvence altına alınmıştır. Kamuoyunun haber alma hakkı, kadına yönelik şiddeti sıradanlaştırmak veya şiddetle mücadele araçlarını itibarsızlaştırmak için kullanılamaz.
“KADES, ŞİDDET SARMALINDAKİ KADINLAR İÇİN YAŞAM HAKKINI KORUMAYI HEDEFLEYEN VAZGEÇİLMEZ BİR UYGULAMADIR”
Olayın merkezinde bir koruma mekanizması değil, bir erkeğin bir kadına yönelttiği ölümcül şiddet bulunmalıdır. Vurgulanması gereken nokta KADES ihbarı değil, kadınların hala ölüm tehdidi altında yaşamak zorunda bırakılmasıdır. KADES, şiddet sarmalındaki kadınlar için yaşam hakkını korumayı hedefleyen vazgeçilmez bir uygulamadır. Sosyal medyada yazılanlardan çıkarılabilecek olan sonuç gibi, KADES nedeniyle bir polis memuru hayatını kaybetmemiştir; bir erkeğin uyguladığı silahlı şiddet nedeniyle hem bir polis memuru yaşamını yitirmiş hem de bir kadın ağır yaralanmıştır.
“KORUMA KARARI KALDIRILMIŞ”
Şiddet failinin bir jandarma personeli olduğu, yani şiddet tekelini elinde bulunduran ve silah taşıma yetkisine sahip bir kamu görevlisi olduğu gerçeği ise göz ardı edilmektedir. Bilindiği üzere, mağdur kadın olaydan kısa bir süre önce 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında koruma kararı aldırmış ve anılan kanunun 5. maddesinin 1. fıkrasının “ğ” bendi gereğince failin beylik silahı dahil silahları teslim alınmıştır. Ne var ki, bu hayati tedbir kararı kısa süre sonra, şiddet döngüsünün doğası gereği ortaya çıkan talep üzerine kaldırılmıştır. Özellikle kamu görevlisi olan ve mesleği gereği silaha erişim imkanı bulunan failler bakımından, koruma kararının kaldırılması tek başına silahın derhal iadesi sonucunu doğurmamalıdır. Devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğü, etkin risk değerlendirmesi yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
“İHBARI ALAN BİRİMLER, BU İHBARLARI SIKLIKLA AİLE İÇİ BASİT BİR UYUŞMAZLIK OLARAK DEĞERLENDİRMEKTEDİRLER”
Kadına yönelik şiddetle mücadelede mekanizmaların olaylara yaklaşım biçimi yapısal bir sorundur. KADES ihbarları, içeriğinde olayın ve failin silahlı olup olmadığına dair detay barındırmayan acil durum çağrılarıdır. Buna rağmen ihbarı alan birimler, bu ihbarları sıklıkla aile içi basit bir uyuşmazlık olarak değerlendirmektedirler. Oysa KADES ihbarında failin barındırdığı tehlikenin ve silah durumunun bilinmesi mümkün olmadığından, çok sayıda personelin gerekli teçhizatlarla olay yerine intikal ettirilmesi gerek kadının yaşamının korunmasında gerek ise kolluk görevlilerinin güvenliğinin sağlanmasında oldukça elzemdir. Danıştay kararlarında da belirtildiği üzere; kişilerin can ve mal güvenliğini korumakla görevli olan İdare, üstlendiği kamu hizmetini gereği gibi yerine getirmek, hizmetin işleyişi ve yerine getirilişi sırasında gerekli teşkilatı kurmak, her türlü araç ve olanağı hizmete hazır bulurdurmak ve yine doğması olası bazı olayların önlenmesi ve anında bertaraf edilmesi için gerekli önlemleri almak zorundadır.
“MEVCUT YASA YORUNMALI VE ETKİN ŞEKİLDE UYGULANMALI”
Tarafı olduğumuz Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) ve Türkiye’nin çekildiği İstanbul Sözleşmesi’nin ortaya koyduğu risk değerlendirmesi, koruma ve önleme ilkeleri, yaşanan olayın ardından bir kez daha önemini göstermiştir. Bu sözleşmeler kapsamında devlet, kadına yönelik şiddeti önlemek ve kadının bağımsız, şiddetten uzak bir hayat sürebilmesini sağlamakla mükelleftir. 12. yargı paketi ile 6284 sayılı kanununda değişikliğe gidileceği ve özellikle “somut beyan ve ek delillerin” aranacağı meclis gündeminde iken bu üzücü olay göstermiştir ki; 6284 Sayılı Kanun’u değiştirmek bir yana, korunması ve etkin bir şekilde uygulanması için dahi mücadele mekanizmalarını güçlendirmek gerekmektedir. Mevcut yasayı korumak ve etkin bir şekilde uygulanması için gerekli eylemlerde bulunmak kadınların yaşam hakkının korunmasının bir gereğidir.
“KADES GİBİ HAYATİ UYGULAMALARI KAMUOYU NEZDİNDE İTİBARSIZLAŞTIRAN HER TÜRLÜ SÖYLEM VE EYLEMİN KARŞISINDAYIZ”
Muğla Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu olarak çağrıda bulunuyoruz; kadına yönelik şiddeti münferit olaylara indirgeyen, koruma mekanizmalarını zafiyete uğratan ve KADES gibi hayati uygulamaları kamuoyu nezdinde itibarsızlaştıran her türlü söylem ve eylemin karşısındayız. 6284 sayılı Kanun eksiksiz ve etkin bir biçimde uygulanmalı, koruma kararları kağıt üzerinde bırakılmamalı, bu olay hakkında idari ve adli soruşturmalar etkin biçimde yürütülmeli, kolluk kuvvetlerine toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde eğitimler verilmeli ve kadının devlet güvencesinde, failden tamamen bağımsız bir hayat kurabilmesi sağlanmalıdır. Sürecin hukuki ve toplumsal takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.”









