Hayatta herkes aynı başlangıç çizgisinden başlamaz. Kiminin önünde geniş imkânlar vardır, kiminin ise aşması gereken sayısız engel.
Ancak başarıyı belirleyen tek şey şartlar değildir. İnsanların hayatında fark yaratan asıl unsur, yaptığı işe gösterdiği özen, verdiği değer ve o işi yaparken duyduğu bağlılıktır.
“Yaptığın iş ne olursa olsun, en iyisini yap” sözü aslında sadece çalışmayı değil, karakteri de anlatır. Çünkü insan yaptığı işe ne kadar saygı duyuyorsa, kendisine de o kadar saygı duyuyordur. Bir öğretmenin öğrencisine hazırladığı ders, bir işçinin attığı temel, bir annenin çocuğuna ayırdığı zaman, bir esnafın müşterisine gösterdiği ilgi…
Bunların her biri aynı anlayışın ürünüdür o da elinden gelenin en iyisini ortaya koymaktır bence.
İşini severek yapabilmek de büyük bir şanstır. Çünkü insan sevdiği bir işi yaparken sadece görevini yerine getirmez; aynı zamanda üretmenin, katkı sunmanın ve gelişmenin keyfini yaşar.
Elbette herkes hayalindeki işi yapma fırsatı bulamayabilir. Ancak hangi işi yaparsak yapalım, ona değer katmak ve yaptığımız işe anlam yüklemek bizim elimizdedir.
Sevgiyle yapılan iş en nihayetinde hem kişinin hayatına hem de çevresine olumlu enerji yayacaktır.
Günümüzde insanlar çoğu zaman sonuçlara odaklanıyor. Daha çok kazanmak, daha hızlı yükselmek, daha fazla takdir görmek…
Oysa kalıcı başarı, sonuçlardan önce süreçte gösterilen emekle şekillenmez mi sizce de? İşini özenle yapan kişi, sadece çevresine değil, kendisine de bir değer katmış olur. Çünkü insan yaptığı işin kalitesi kadar büyür.
En iyisini yapmak kusursuz olmak demek değildir elbette. Hele hata yapmadan yaşamak, çalışmak mümkün değildir. Burada asıl önemli olan, her gün dünden biraz daha iyi olmaya çalışmaktır.
Kim bilir belki de kimsenin görmediği bir emek, yıllar sonra hayatımızın en büyük kazanımına dönüşecektir.
Toplumları ileri taşıyan da bu anlayıştır. Herkes yaptığı işi ciddiyetle ve sorumlulukla yerine getirdiğinde güven oluşur, kalite yükselir ve ortak yaşam güçlenir. Büyük başarılar çoğu zaman küçük işlerin büyük bir özenle yapılmasının sonucudur.
Bu nedenle makamımız, unvanımız ya da görevimiz ne olursa olsun, kendimize şu soruyu sormalıyız: “Bugün yaptığım işi elimden gelenin en iyisiyle yaptım mı?”
Eğer cevabımız evetse, o gün sadece işimizi değil, karakterimizi de geliştirmişiz demektir.
Çünkü insanı değerli kılan yaptığı işin büyüklüğü değil, o işi yaparken ortaya koyduğu özen, dürüstlük, emek ve sevgidir. İşini seviyorsan bu büyük bir şanstır; sevmiyorsan bile ona değer katmak senin elindedir. İşin ne olursa olsun, en iyisini yap. Gerisi zamanla kendiliğinden gelecektir.
Unutmayalım ki hayatta insanın gerçek imzası attığı belgelerde değil, yaptığı işlerin kalitesinde saklıdır. Ardında bırakacağı en değerli miraslardan biri de budur.