"Halktan taraf yeni nesil yayıncılık"
Ara
Close this search box.

DUR

Önce kendime dedim, sonra belki haddim olmayarak sizlere de diyeyim. Dur. Dinlen biraz.

Hasta olmayı bekleme, hareket edemeyecek kadar tükenmeyi bekleme, incelip kopmasını bekleme, her şeyin mükemmel olmasını bekleme.

Bunlar olmadan da mola verebilirsin, bunlar olmadan da durabilirsin.

Bir psikolog olarak birçok yerde kendi söküğümü dikmeyi öğrendim, ama insanım en nihayetinde. İnanın bu konuda, hele ki kariyerimi inşa etmeye ayırdığım bu yıllarda, şu durup dinlenme işinde hiç iyi değilim. Uzun zamandır beklediğim o tatilleri genellikle hasta geçirmemi biraz da buna bağlıyorum.

Beynimiz yoğun stres döneminde adeta savaş modunda, hayatta kalma modunda oluyor. Nasıl ki zor bir durumdayken birçok ikincil fonksiyonu durdurup savunmaya ya da kaçmaya yetecek bölgelerini devreye sokuyorsa, yoğun çalışma temposunda da benzer bir süreç yaşıyoruz.

Modern zamanın savaşı, yorgun olsan da çalışmaya devam etmek.

Adeta bir yarış sahası gibi. Önce sınavlar, sonra iş başlıyor. Para kazanma, yönetme, iyi bir yaşam gayesi… Bunların her biri süreğen bir stres bizim için. Böyle olunca beynimiz ve vücudumuz bir dinlenelim, kendimizi toparlayalım diyemeden hiç bitmeyen o mesaiye yeniden başlıyor.

Vücudumuz tekrarlı rahatsızlıklarla bize alarm veriyor. Deri ve zührevi rahatsızlıklarla alarm veriyor. Kas ağrıları, baş ağrıları, halsizlikle alarm veriyor. Mide ve bağırsak rahatsızlıklarıyla alarm veriyor.

Biz o alarmı gördüğümüzde kapatmak ve başlamak yerine ertelediğimizde, yeniden ve yeniden alarm veriyor.

O alarmı gördüğümüzde, kendimize ihtiyacımızı sormamız gerek. Şimdi ne yapmam gerekiyor kendim için diye, bir durup düşünmemiz gerek.

Modern çağ hastalığı istemez, yorgunluğu normalleştirir, mola vermeden çalışmayı onur olarak sunar. Bunların her biri birer yanılsama. Hizmet ettiği şey bizim iyilik halimiz değil.

Sonuç olarak; gerçek dünya zaten her gün bizi bir dizi sınavla zorlarken, bunlara biraz da eklemeler yaparak kendi kendimizi de yorarsak ne olur halimiz?

Kendimize şefkat burada devreye giriyor. Şöyle güzelce bir mola, beden artık mecbur bıraktığında değil; biz yorulduğumuzu fark ettiğimizde başlayabilmeli.

Ne dersiniz yapabilir miyiz beraber?