"Halktan taraf yeni nesil yayıncılık"
Ara
Close this search box.

İNSANI EN ÇOK NE YARALAR?

İnsanı en çok ne yaralar?

Yaşadıkları mı, yaşayamadıkları mı?

Yoksa yaşamaya cesaret edemedikleri mi?

Aslında insanı etkileyen şey çoğu zaman sadece olayların kendisi değildir. O olaylara yüklediği anlam, geçmişten taşıdığı kırgınlıklar ve içinde büyüttüğü eksiklik hissidir.

Aynı şeyi yaşayan iki insanın farklı şekillerde etkilenmesinin sebebi de budur. Çünkü herkes hayata kendi yaralarından bakar.

Bazı insanlar yaşadıkları şeylerden yorulur. Kırıldıkları yerler, duydukları sözler, uğradıkları hayal kırıklıkları zamanla insanın içinde bir ağırlık oluşturur. Ama bazen asıl yük, hiç yaşanamamış olanlardır.

Ertelenen kararlar, söylenemeyen cümleler, cesaret edilemeyen başlangıçlar ya da sonlar…

İnsan bazen yaptığı seçimlerden değil, yapamadığı seçimlerden daha çok etkilenir.

Çünkü yaşanmış olan bir şekilde geride kalır. İyi ya da kötü, insan onunla yaşamayı öğrenir. Ama ihtimaller zihinde yaşamaya devam eder.

“Acaba farklı davransaydım ne olurdu?” sorusu, çoğu zaman cevabı olmayan bir düşünceye dönüşür ve bu soru zihni de kalbi de fazlasıyla yorar.

Burada cesaret meselesi de devreye giriyor. İnsan her zaman korktuğu için geri durmaz…

Bazen geçmiş deneyimleri, bazen sorumlulukları, bazen de mantığı onu durdurur. Çünkü hayat sadece hislerle ilerlemiyor. Kalbin istediğiyle mantığın doğru bulduğu şey çoğu zaman aynı yerde buluşmuyor.

Belki de insanı en çok yaralayan şey; yaşadıkları ya da yaşayamadıkları değil, kendine rağmen yaşamak zorunda kaldığı ya da yaşayamadıkları anlardır. Çünkü insan bazen dışarıdan doğru görünen bir hayatın içinde bile kendini eksik hissedebiliyor.

Hayat ilerledikçe nihayetinde şunu fark ediyor insan:

Bazı şeylerin net bir cevabı yok sanırım.

Çoğu zaman cevabı arayarak kendi yolunu bulmaya çalışarak hayatına devam eder insan.