"Halktan taraf yeni nesil yayıncılık"
Ara
Close this search box.

YÜKLER

Gönüllü bağlarla kurduğumuz ilişkilerimiz, hayatımızda ne kadar büyük yer kaplıyor fark ettiniz mi?

Kalbimizde, zihnimizde, günümüzün akışında, bazen de omuzlarımızda…

Sevdiğimiz insanlara kalbimizde yer açmak yüce bir mesele. Aklımızın bir köşesini her zaman ona ayırmak da. Hatta günlük akışımızda, kıymetli anları onlar için verdiğimiz emekle doldurmak da.

Ama konu omuzlarımızdaki yüklere gelince, onları daha da arttırmak da sevdaya dahil mi?

İş hayatımız, köken ailelerimizle ilişkimiz, geçim derdimiz diye say say bitmeyecek yükler hiç eksilmezken hem de.

Bir de olduğumuz kişi olduğumuz için suçlandığımız, her durumda kendimizi açıklamak zorunda kaldığımız, kısıtlandığımız, hep bir şeylerden korktuğumuz bir ilişki de eklenirse bu yüklere…

Sonucunda daha az gülen gözler, daha sönük kahkahalar, kısılan sesler kalıyor geriye.

Her şeyi olduğundan daha parlak ve aydınlık görmek de mümkün, daha da karanlığa gömülmek de.

Bu kadar önemli işte, bu kadar kritik kurduğumuz bağlar.

Demem o ki destekleyici bir ilişkide insan kendini daha güvende hisseder. Daha üretken olur bir kere, daha çok sarılır yaptığı her işe.

Daha çok güler, gülerken gözleri de güler.

Hayata karşı dayanıklılığı artar. “Gelsin bildiği gibi” der, “olsun” der ve geçer…

Çünkü sevgi sadece romantik bir his değildir; aynı zamanda psikolojik bir güven alanıdır.

Bazen insanlar sevgiyi sonsuz fedakârlıkla, her daim acı çekmekle karıştırıyor. Oysa sürekli kendinden eksilterek sürdürülen bir şey olmamalı bu.

Lütfen onun adına başka bir şey diyelim. Yük diyelim, yüklenmek diyelim mesela.

Savaşmak diyelim, yel değirmenleriyle.

Ama yok, ilişkinin miladı huzurumuzun sonu oluyorsa, sevgiyi böyle yerlerde tüketmeyelim.