Hiçbir zaman tarif edemediğim ve edemeyeceğim o hissi, sevgiyi, fedakarlığı elimden geldiğince anlatmaya çalışacağım bir yazı olacak sanırım.
Sevgi, merhamet duygusunu içinde yaşatabilen, herhangi bir canlıya annelik yapabilen, yürekten sevebilen kadınların hikayesi bence annelik yolculuğu…
Bir kadının aynı anda hem en güçlü hem en kırılgan olma halidir annelik…
Bir gün küçücük bir nefesi kucağınıza alırsınız ve o andan sonra dünya artık eskisi gibi dönmemeye başlar. Kendinizden önce onun üstünü örtersiniz mesela. Uykusuz kalırsınız ama onun rahat uyumasına şükredersiniz. Yorulursunuz, bazen tükenirsiniz ama yine de “annem” diye seslendiğinde içinizdeki bütün kırgınlık susar, yorgunluk biter.
Kimse anneliğin ne kadar derin bir duygu olduğunu tam olarak anlatamaz. Çünkü annelik sadece büyütmek değildir. Her gün biraz daha kaygılanmak, biraz daha düşünmek, biraz daha kendinden vazgeçmektir. Çocuğunuz hasta olduğunda onun yerine acıyı kendi bedeninizde hissetmektir. Gülüşüyle iyileşmek, gözyaşıyla parçalanmaktır.
Korksa da korkularını derinlere gömüp güven vermeye çalışandır anne, ağlamak istese mutfakta ya da banyoda ağlayandır anne, kırılsa da kızsa da yemeği sofraya koyandır anne… Yürümeye takati yokken evladı için dünyaya karşı dimdik durandır anne.
Ve tüm bunlara rağmen, ertesi sabah yine çocuğunun saçını okşayarak güne başlayandır anne.
Belki de bu yüzden annelik dünyanın en görünmeyen emeğidir ne dersiniz?
Maaşı olmayan, mesaisi bitmeyen, alkışı az ama yükü çok olan bir sevgi biçimidir annelik.
Toplum anneliği çoğu zaman kutsar ama aynı zamanda görünmez kılar. Anne güçlüdür, dayanıklıdır, her şeyi başarır… Oysa bu cümlelerin arasında en az konuşulan şey, annenin de insan olduğu gerçeğidir. Etten kemikten, doğrudan yanlıştan, duygudan oluşan bir insan…
Annedir bu yorulur, kırılır, bazen tükenir. Ama yine de ertesi gün aynı düzeni yeniden kurar.
Belki de anneliğin en ağır yanı tam olarak budur. Durmadan, düşmeden devam etmek zorunda olmak.
Bir çocuk için ise anne, sadece bakım veren değildir. Güvenin ilk adresi, dünya ile bağlantı kurduğu ilk durak hayatın ilk anlamıdır.
Bu sadece bebeklik için geçerli değil. İnsan ne kadar büyürse büyüsün, zorlandığında, korktuğunda kararsız kaldığında ilk annesine ulaşmak sığınmak ister ya da onun söyledikleri kulağımızda çınlar. Çünkü anne, hayatın ilk “güvende olma” deneyimidir.
Yaklaşan Anneler Günü vesilesiyle hatırlamak gerekir ki annelik yalnızca bir kimlik değil, aynı zamanda görünmeyen bir emektir. Ve bu emek, bir günün içine sığmayacak kadar büyüktür.
Hayatta olan annelere teşekkür etmek, sadece çiçekle değil, anlaşılmakla mümkündür. Yorulduğunu görmekle, yükünü hafifletmekle, bir insan olduğunu hatırlayabilmekle, annelik kimliği dışında duygularının, kaygılarının, korkularının, heyecanlarının olduğunu bilmekle…
Anne oldu diye bireyselliğini yok etmeye çalışmadan, tüm yükü tek başına yüklenmesi gerektiği algısından uzaklaşarak, annelerin de “birey” olduğunu kabul ederek…
Özetle biraz da olsa empati yaparak destek olabilirsiniz annelere eleştirerek değil.
Yürekten severken elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan canım anneler…
Ve bana annelik duygusunu yaşatan canım oğlum… minnettarım bana bu duyguyu hissettirdiğin için sana…
Anneler günümüz kutlu olsun…