"Halktan taraf yeni nesil yayıncılık"
Ara
Close this search box.

HAVALARDANDIR

Mevsimin kendini iyice gösterdiği, nihayet yağmurların yağdığı o günlerdeyiz. Muğla’mızın meşhur yağmurlarının da öyle tabii…

Böyle havaların zaman zaman hayatımızı gerçekten zorluyor olmasının sebebi yalnızca fiziksel zorluklar değil. Biyolojik ve dolayısıyla psikolojik olarak da havalardan, tahmin ettiğimizden daha fazla etkileniyoruz.

Bazılarımız yağmurlu günlerin huzurlu, içe döndüren, düşündüren yanını sevebilir. Ama genellikle “kasvetli” ifadesini duyuyorum tarif edilirken. “Karanlık”, “soğuk”, “melankolik”…

Gökyüzünde gri bulutlar, içimizdeyse tarif etmesi zor bir ağırlık oluyor.

Bilim bize şunu söylüyor: İnsan bedeni, ışığa göre de çalışır. Güneş ışığı, beynimizde mutlulukla ilişkilendirilen ‘serotonin’ hormonunun salınımını arttırıyor. Kapalı ve yağmurlu havalarda serotonin azalırken, uyku hormonu olan melatonin artıyor.

Ve sonuç: Daha halsiz, daha içe dönük, daha durgun bir ruh hali… Kim işe gidecek, kim okula gidecek şimdi bu havada diye söylenmeler…

Biyolojik etkisi kısaca böyle. Ama ruh halimizi etkileyen tek şey biyoloji değil.

İnsanın iç dünyası öyle karmaşık ki. Biyoloji bize bir perspektif sunuyor, bilimsel temelini oluşturuyor. Ama belki ruh halimizi en az bu kadar etkileyebilecek olan, öğrendiklerimiz ve deneyimlerimiz sonucunda, olan bitenlere yüklediğimiz anlam.

Böyle havalar diye tarif ettiğimiz o havalarda, her birimiz hem biraz benzer hem de çok ayrı deneyimler yaşayabiliyoruz. Sonuçta her birimizi ıslatan yağmur aynı yağmur değil.

Film ve dizilerdeki hüzünlü ve aşk acısı dolu sahnelerde gördüğümüz vazgeçilmez hava olayı olarak; yağmur…

Bugün parka gidemem, her yer ıslanmış, evde kalmak zorundayım hayal kırıklığına eşlik eden; yağmur…

Sırılsıklam olup ardından hasta olmak pahasına da olsa, sevgilinle el ele yürüdüğün o yağmur…

Tüm bu yağmurlar aynı yağmurlar değil, değil mi?

Dış dünyanın gerçeklikleri bir yere kadar bizi etkileyebilir. Asıl olan tüm bunlara yüklediğimiz anlam.

Anlam değişir, algılama biçimi farklılaşır, bu yüzden aynı pencereden aynı yağmuru da izlesek aynı duyguları hissetmeyiz. Hepimiz heybemizde ne varsa, o güne kadar ne öğrendiysek, neye ihtiyacımız varsa onu görürüz.

Bazen istesek de acele edemediğimiz böyle günlerde, koşuşturmalar arasında mola vermenin, durmanın veya yavaşlamanın bize ne hissettirebileceğini hatırlamaya ihtiyaç duyabiliriz.

Sizler, bu dönemde hangi ihtiyaçlarınızı fark ediyorsunuz?

Bu ihtiyaçlar havalardandır, diyebilir miyiz?