Muğla Planlama Ajansı tarafından düzenlenen halk forumunda kamulaştırma ve acele kamulaştırma kararlarının doğa, tarım ve kentsel yaşam üzerindeki etkileri masaya yatırıldı. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, “Bu konu sadece kömür meselesi değil. Bu konu, bir yaşam hakkı meselesi. Sadece bizim değil doğanın da yaşam hakkı ve sürdürülebilmesi meselesidir” dedi.
Muğla Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurulan Muğla Planlama Ajansı (MUPA) tarafından, Menteşe ilçesindeki Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde “Plansız Kamulaştırma/Kamu Kararı mı, Acele Karar mı?” başlıklı halk forumu ve uzmanlar buluşması düzenlendi.
Programa; Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras, Muğla Ticaret ve Sanayi Odası (MUTSO) Başkanı Bülent Karakuş, Muğla Ticaret Borsası Başkanı Hurşit Öztürk’ün yanı sıra çevre dernekleri, bazı siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, kurum müdürleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Programın açılış konuşmasını yapan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, “Denizli’yle, doğasıyla, kültürüyle, turizmiyle, ekonomiyle her şeyiyle çok kıymetli bir kentte yaşıyoruz. Aynı zamanda Allah’ın bahşettiği zenginliklerde yeraltı zenginliklerimiz var. Yerüstü zenginliklerimiz var. Hepsiyle birlikte bu topraklarda binlerce yıldır yaşıyoruz. Kılına zarar gelsin istemiyoruz. Yeraltında, yerüstünde nasıl atalarımız gönül rahatlığıyla huzur içerisinde yaşadılar, ürettilerse ve bizlere bu güzel toprakları sağlam, tertemiz teslim ettilerse biz de aynı şekilde gelecek nesillere, bu güzel coğrafyayı örselenmeden, talip edilmeden, kirlenmeden teslim etmek istiyoruz” dedi.
“ÜLKENİN ENERJİ İHTİYACINA DA SAYGI DUYUYORUZ”
Konunun yalnızca kömür meselesi olmadığını ifade eden Aras, bunun bir yaşam hakkı sorunu olduğunu belirterek, “Bu konu sadece kömür meselesi değil. Bu konu bir yaşam hakkı meselesi ve daha doğrusu sadece bizim değil doğanın da yaşam hakkı ve söndürülebilmesi meselesi. Ve bu misyon şu anda bizlerde. Hep beraber tahrip etmeden nasıl koruyabiliriz? Bunun çalışmalarını yapıyoruz. Ülkenin enerji ihtiyacına da saygı duyuyoruz. Ama her şeyin usulüne uygun olması gerektiğinden söz ediyoruz. Kırmadan, incitmeden, yok etmeden olsun istiyoruz. Geri dönülmez tahribat zaten başladı” diye konuştu.
“BARAJLARIMIZDA BÜYÜK BİR SU KAYBI VAR”
Su kaynaklarındaki ciddi azalmaya da değinen Aras, Muğla genelinde kuraklık tehdidinin büyüdüğünü söyledi. Aras, “Su kaynaklarımızda ciddi bir kuraklıkla karşı karşıyayız. Muğla bölgesinde büyük bir bölümünde ciddi bir kuraklık tehdidi var. Şu anda yeraltı suları yaklaşık yüzde 60 ila 80 civarında azaldı. Daha önceden su çıkan pınarlarımız, derelerimiz artık yok. Göller artık kuruyor. Ormanlarımız yanıyor. Topraklar gittikçe kuraklaşıyor. Özellikle Çamköy Havzası’ndaki kuyularımızdan ki bütün bölgenin bugün havalimanının da, Bodrum’unda, Milas’ında birçok bölgenin su kaynağı Çamköy Karacahisar Havzası’dır, 150 litre saniye su vardı o kuyularda. Şu anda 20 litre saniye su var arkadaşlar. Yani yok oluş geri dönülmez şekilde devam ediyor. Mumcular Barajı’nda, Geyik Barajı’nda çok büyük bir su kaybı var. Geleceğimizi düşünerek oturup kararlar almamız lazım. Diğer taraftaki enerji ihtiyacı için ‘bu kömürlerin çıkarılmak zorunda olunduğu, enerji üretmek zorunda olduğumuz’ ifade ediliyor. O ihtiyaç geçici bir çözüm. Oradaki rezervler belki 10-15 yıl içerisinde bitecek. Çünkü daha önce mevcut rezervlerimiz zaten işte 20-25 yılda bitti. Ne oldu sonra? Zeytinlik yasası çıkıyor. Sonra acele kamulaştırma kararları alınıyor. Neden? Çünkü o ihtiyaç devam ediyor” ifadelerini kullandı.
“BİR ÇİFTÇİ İÇİN KAMU YARARI KARARI ALINDIĞINI GÖRMEDİM”
Aras, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Eğer gerçekten biz Bodrum’a su veremezken, sularımız bitmişken veya Muğla’ya su veremezken aynı barajdan termik santral su kullanıyorsa ve ona tahsis edildiyse burada hangisinin öncelikli olduğunu da ortaya koymak lazım. Eğer termik santrali ihtiyaç daha fazlası bugün burada konuşalım. Biz buraları terk edelim alsınlar, yaşamasın kimse o bölgede. Madem suya, zeytine tarıma da ihtiyaç yok. Sadece ihtiyacımız buysa eğer enerjiyse… Zaman zaman yanlış anlaşılıyoruz. Kendi toprağımızı, havamızı, suyumuzu korumaya gayret ederken sanki bir şeylerin karşısındaymış gibi bir pozisyon oluyor. Çimento fabrikasının planlarını iptal ediyoruz. Sanki biz çimento fabrikasına ya da gelişmelere düşmanmış gibi… Eğer bizim görüşümüzü almayıp da yapacaklarsa zaten yapıyorlar. Ben daha bir çiftçi için kamu yararı kararı alındığını görmedim. Ziraatçilik gelişsin diye bir kamu yararı kararı alındığını hiç hatırlamıyorum. Ekonomi için, emeklilerin maaşları için veya asgari ücret için ama bakınız belli amaçlarla bu kararlar alınıyor.”
Aras’ın konuşmasının ardından forumun birinci bölümünde gerçekleştirilen Halk Oturumu’nda muhtarlar, köylüler, işçiler ve sivil toplum temsilcileri doğrudan deneyimlerini paylaşırken, katılımcılar sorular ve katkılarla süreci birlikte tartıştı.
İkinci bölümde yer alan Uzmanlar Oturumu’nda ise kamulaştırma süreçlerinin hukuki, çevresel, tarımsal, enerji ve uluslararası boyutları uzman isimler tarafından ele alındı.










