"Halktan taraf yeni nesil yayıncılık"
Ara
Close this search box.

VATANDAŞ GÖRÜLMEK İSTER

Günün büyük bölümünü sahada geçiren bir gazeteci olarak bir tespitimi paylaşmak istiyorum. Bu tespit sadece bana ait değil. Yemek yediğim lokantada, kahve içtiğim Tarihi Arasta Çarşısı’nda, bindiğim takside “Nerelerde le bunlar?” diye soran vatandaşın da ortak tespiti aslında bu.

Muğla’da sokakta, çarşıda, mahallede devlet hissediliyor ama siyaset pek görünmüyor. Günlük hayatın içinde dolaşırken, esnafla sohbet ederken, bir büyüğün kapısı çalındığında ya da bir vatandaşın derdi dinlendiğinde öne çıkan şey daha çok devletin varlığı oluyor.

Burada devletten kastım Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık. Kendisi yalnızca resmi törenlerde değil, günlük hayatın içinde de insanlarla birebir temas halinde. Bir dükkâna girip selam veriyor, bir yaşlının hâlini hatırını soruyor, esnafla kısa ama samimi sohbetler yapıyor. Kürsü yok, mikrofon yok, uzun konuşmalar yok.

Valinin sokakta olmasını ben siyasi bir tercih ya da kişisel bir vitrin çalışması olarak okumuyorum. Bulunduğu konum itibarıyla devletin halka uzanan eli olma hali daha baskın bence. Elbette “acaba ilerisi için siyasi ya da başka bir hedefi mi var” diye düşünenler de yok değildir. Ancak sokaktaki duruş, bana göre en azından şimdilik, bu ihtimali ikinci plana itiyor.

Muğla’nın eski valilerinden Hüseyin Aksoy ve Mustafa Temel Koçaklar için de benzer şeyler söylendiğini hatırlıyorum. Onlar da halkın içinde olan, samimi valiler olarak anılıyor.

Ama aynı sokaklarda siyasetçileri görmek zor. Siyaset, siyasetçiler için çoğu zaman sokakta değil, sosyal medyada yapılıyor. Paylaşımlar var, açıklamalar var, fotoğraflar var; fakat birebir temas halk tarafından yeterince hissedilmiyor. Bu da ister istemez bir soğukluk ve uzaklık yaratıyor.

Burada “siyaset” derken özellikle yerel yönetimleri, yani belediye başkanlarını kastettiğimi de not düşmem gerekir. Yoksa sahada hiç siyasetçi yok demek haksızlık olur. Bazı partilerin il başkanlarını ve bazı milletvekillerini sahada görmek mümkün. Ancak sokakta en çok dile getirilen mesele il başkanları ya da milletvekillerinden çok belediyelerle ilgili. Vatandaşın en fazla yakındığı konu, ilçe belediye başkanına ya da büyükşehir belediye başkanına doğrudan ulaşamamak. Randevu almakta zorlandığını söyleyen de var, talebini ilettiği halde geri dönüş alamadığını anlatan da. Vatandaş, derdini anlatabileceği, muhatap bulabileceği bir temas arıyor. Yerel yönetimlerle kurulamayan bu temas, vatandaşta daha belirgin bir boşluk ve oy verenler için pişmanlık hissi yaratmış durumda.

Oysa bu kentte insanlar yöneticisini sadece ekranda ya da salonlarda değil, yanında görmek istiyor. Bir selam, kısa bir sohbet, bir hal hatır sorulması, bir çay içilmesi; bazen uzun konuşmalardan ya da binlerce etkileşim alan sosyal medya paylaşımlarından çok daha etkili oluyor.

Dikkat çeken bir diğer nokta ise siyasetin sokakla kurduğu ilişkinin biçimi. Çoğu zaman bu ilişki temas kurmaktan çok bir imaj üretmeye dayanıyor. Kamera ayarlanıyor, poz veriliyor, paylaşım yapılıyor. Ancak bu kurgusal hâl artık halk tarafından da kolayca fark ediliyor.

Bugün Muğla’da ortaya çıkan tablo bana göre net. Halkla en fazla teması kuran isim atanmış bir vali. Seçilmişlerle vatandaş arasındaki mesafe ise açıkça hissediliyor. Bu bir suçlama değil, bir tespit. Çünkü halkın beklentisi çok basit: Görülmek, dinlenmek ve hatırlanmak. Sokak, seçilmişlerini yanında görmek istiyor; tıpkı devletin atanmışını yanında gördüğü gibi.