TMMOB Mimarlar Odası Muğla Şubesi’nce Akbelen Ormanı’nda yapılan basın açıklamasıyla, zeytinlik alanları madencilik faaliyetlerine açan düzenlemeleri içeren yasa teklifine tepki gösterildi. Açıklamada, “365 gün yeşil kalan, sağlıklı bir ürün olan zeytine, anavatanı Anadolu’da bu şekilde kıymet verilmemesi kabul edilemez” denildi.
TBMM’de kabul edilen Maden Kanunu değişikliğine sert tepki gösterdi. Açıklamada, zeytinliklerin madencilik faaliyetlerine açılmasının önünü açan yasal düzenlemeye “bin yılların zeytinine karşı 30 yıl elektrik” sözleriyle karşı çıkıldı.
TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri tamamlanarak kabul edilen ve zeytinlik alanları madencilik faaliyetlerine açan düzenlemeleri içeren yasa teklifine karşı tepkiler sürüyor. TMMOB Mimarlar Odası Muğla Şubesi de Milas’ın İkizköy Mahallesi’nde bulunan Akbelen Ormanı’nda yaptığı basın açıklamasıyla yasa teklifine tepki gösterdi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Böylesi bir düzenlemeyi inatla ve hızla TBMM’den geçirerek, üstelik zeytinlik alanların ekonomiye kazandırılması gerekçesiyle hem yasayı hem de zeytinlikleri yok ediyorlar. Çünkü Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerini işleten sermayenin hükümete, “Zeytinlik alanları maden faaliyetine açın, yoksa elektrik üretmeyiz” baskısına; köylüye de “Buralar maden sahasına dönüştürülmezse karanlıkta kalırsınız” korkutmasına maruz kalanlar, zeytin ağaçlarını kesmeden de elektrik üretilebileceği fikrini umursamıyorlar. Belki bin yıldan da fazla, kuşaklar boyu ürün verecek, bereket saçacak zeytine karşılık; sırf bugünkü çıkarları uğruna 30-40 yıl elektrik üretecek tesisleri yeğliyorlar.
“YENİ SU REJİMİNİN ALTYAPISI DA HAZIRLANMIŞ DURUMDA”
Yeni yasada her ne kadar taşınan zeytin ağacı sayısının iki katı zeytin dikilmesi zorunlu hâle getirilse de, zeytinin beslendiği toprak sıyrıldıktan sonra suyun da artık tutulamayacağını; dolayısıyla hem su hem de besin fakiri bir ülke olacağımızı öngöremiyorlar ya da özellikle bunu hedefliyorlar. Zira şu anda, belki de henüz tam olarak hissetmediğimiz yeni su rejiminin altyapısı da hazırlanmış durumda. Su ticarileştirilmiş, su piyasası ise paylaştırılmış durumda. Bir şişe veya bir bardak su için akıl almaz bedeller ödeyeceğimiz yıllar çok uzak değil maalesef. Yaklaşık 4–5 yıl içinde bu acı gerçekle de yüzleşeceğimiz kesindir. Yeni yasaya; zeytinlik alanlarda kayıp yaşanmadan, doğayla barışık bir biçimde sürdürülmesi için türünden süslü laflar ekleyerek, her yıl yüzbinlerce ton zeytinin kazancının üreticinin cebine, dolayısıyla ekonomiye kazandırılması yerine, aynı alandan bir kez maden çıkaracak olan yatırımcının kazancını gözetiyorlar. Dahası, kendi toprağının sahibi olan köylünün madende bir çalışan konumuna gelmesini ise boş veriyorlar, hiç akıllarına getirmiyorlar. Belki nihai amaç da bu zaten.
“MERALAR BİLE ADETA RESEN ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİ İÇİN KULLANILABİLİYOR”
Öte yandan tarım ve köy işlerine bakan Enerji Bakanlığı… Yeni yasada göze batan, adeta göz çıkaran hükümler de var. Şöyle ki: ÇED sürecinde stratejik veya kritik madenlere izin verilmese bile neden verilmediğinin araştırılması yerine; potansiyeli, yeri, cinsi ve ekonomiye katkısının değerlendirilmesi yetkisi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bırakılıyor. Eğer madencilik faaliyeti lehine karar verilirse hemen, bir ay içinde ruhsat kesiliyor. Meralar bile adeta resen elektrik enerjisi üretimi için kullanılabiliyor. O kadar ki kira ve irtifak işlemlerinde uygulanan yüzde 85 indirim 5 yıl daha uzatılıyor. Ormanlık alanlarda rüzgâr (RES) veya güneş (GES) enerjisi üretim tesisleri kurulabiliyor; izin başvurusu sadece 60 gün içerisinde sonuçlandırılıyor. Hatta etüt aşamasında ölçüm ve sondaj lisansı şartı dahi aranmıyor; ön lisans alınan yerlerde de ayrıca izin belgesi istenmiyor.
“RUHSATA AYKIRI TESİSLER İÇİN İMAR KANUNU ÇERÇEVESİNDE İŞLEM YAPMA YETKİSİ ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞINA VERİLİYOR”
RES ve GES’lerin ÇED sürecinde, ana kuş göç yolları üzerindeki darboğazlara denk gelirse yapılamaz demek yerine, uzmanlarca gözlem yapılması zorunlu tutuluyor. Ancak hazırlanacak raporu değerlendirme yetkisi yine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına veriliyor. Yepyeni bir imar yetkisi daha RES ve GES’lerin plan, parselasyon, ruhsat ve kullanma izni dahil tüm imar yetkileri Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına devrediliyor. Hatta ruhsata aykırı tesisler için İmar Kanunu çerçevesinde işlem yapma yetkisi bile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına veriliyor; yıkılması ise ilgili belediyesine yükleniyor. Acele kamulaştırma gerektiğinde mahkemenin el koyma kararı yeterli görülüyor.
“YASADA BELİRLENEN SINIRLI SÜRE İÇİNDE GÖRÜŞ BİLDİRMEYEN KURUMUN GÖRÜŞÜ OLUMLU KABUL EDİLİYOR”
Yeni yasada, zeytin ağaçlarının taşınması, yeni zeytin alanları tesis edilmesi, taşınması mümkün olmadığı durumlarda belirlenecek dikim normlarına ilişkin usul ve esaslar bile Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı yerine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca belirleniyor. Yasada belirlenen sınırlı süre içinde görüş bildirmeyen kurumun görüşü olumlu kabul ediliyor. Dahası, sonradan ÇED sürecinde dahi olumsuz görüş veremiyor. M.Ö. 4000 yılına uzanan tarihten günümüze, barışın evrensel simgesi olan zeytin dalı, hemen tüm inançlarda da en kutsal ağaç. Anavatanı Anadolu… Ama korkarız, bu gidişle zeytinin anavatanı unvanımızı bile tarihe gömeceğiz.”









