"Halktan taraf yeni nesil yayıncılık"
Ara
Close this search box.

Esra Işık’ın yargılandığı dava 6 Temmuz’a ertelendi

Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki 679 parselin acele kamulaştırılmasına ilişkin bilirkişi keşfi sırasında yapılan protesto sonrasında tutuklanan ve 42 gün sonra tahliye edilen Esra Işık’ın yargılandığı davanın üçüncü duruşması görüldü. Duruşma 6 Temmuz’a ertelendi.

Akbelen Ormanı çevresindeki Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç ve Karacahisar mahallelerinde bulunan toplam 679 parsellik tarım arazisinin, Yeniköy Termik Santrali’ne kömür sağlanması amacıyla 10 Ocak 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile acele kamulaştırılmasına karar verilmişti.

Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından kamulaştırma kapsamındaki parsellerin değer tespiti ve el koyma işlemleri için dava açılırken, 30 Mart’ta kamulaştırma kararı verilen alanlarda bilirkişi keşfi yapılmıştı. Keşif işlemlerine bölgede karşı çıkan İkizköylü Esra Işık, aynı gün gece saatlerinde gözaltına alınmış, 31 Mart’ta sevk edildiği mahkemece tutuklanmıştı.

Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla yargılanan Işık hakkında mahkeme, 11 Mayıs’ta yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla tahliye kararı vermişti. Esra Işık’ın yargılandığı davanın ikinci duruşmasında Işık’ın yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol talebinin kaldırılmasına karar verilmişti.

Bugün görülen üçüncü duruşmada, bir önceki duruşmanın SEGBİS çözümünün gelmemesi nedeniyle mahkeme, eksikliğin giderilmesi için duruşmayı 6 Temmuz’a erteledi. Duruşma sonrası açıklamalarda bulunan Esra Işık, şunları söyledi:

“Yıllardır şunu söylüyoruz, Akbelen demek memleket demek. Akbelen’in, bu kadar köylüler canhıraç sarıldığı için, bütün bedelleri ödemeye göze aldığı için, bu kadar sonuna kadar mücadeleyle gittiği için, buralara kadar geldiği için kazansın istemiyorlar. Çünkü Akbelen’in kazanması demek başka köylere, ezilen köylere, köylülere örnek olacak. Başkaları da umutlansın istemiyorlar ama biz umudumuzu kaybetmeyeceğiz. Bizler bu memleketin gerçek sahipleriyiz. Bugün bu dayanışma, bizim mücadelemizin hakkını yeniden ortaya koyuyor. Sadece İkizköylüler yok burada. Başka köylerden gelen onlarca insanımız var. Acele kamulaştırma kararı Akbelen’de uygulanırsa bunun devamı gelecek. Geçtiğimiz yaz şirketlerin yasası meclisten geçirilmeye çalışılırken de söylemiştik, eğer bu yasa geçerse, bu şirketlerin yasası geçerse biz köylüler olarak mağdur olacağız, toprağımızdan olacağız, memleketimizden, yurdumuzdan olacağız, evsiz, barksız kalacağız demiştik. Aradan daha bir sene geçmeden evimiz, barkımız, her şeyimiz kamulaştırıldı.

“PATRONLARDAN DAHA DEĞERLİ DEĞİL Mİ BU ÜLKENİN KÖYLÜLERİ?”

Sadece Akbelen’le sınırlı değil. Yatağan’ın Turgut Köyü’nde, başka başka yerlerde de biz köylülerin çığlıklarını duyuyoruz. Bizim çığlığımızı duyacaksınız. Köylülerin çığlığını, bu memleketin gerçek sahiplerinin, nasıl elleriyle bu ülkeyi ayakta tutan köylüleri duyacaksınız. Bizler bu memleketin topraklarını savunmayı onurumuz olarak görüyoruz. Bu toprakları savunmak, haysiyetimizi savunmaktır. Bu toprakları savunmak, memleketimizi savunmak, onurumuzu savunmaktır. Bizler sonuna kadar onurumuzu da, haysiyetimizi de, evimizi, barkımızı, toprağımızı, memleketimizi savunmaya devam edeceğiz. Bizim tek bir derdimiz var, topraklarımız çöle dönmesin. Madenlere, patronlara, şirketlere peşkeş çekilmesin. Patronlardan daha değerli değil mi bu ülkenin köylüleri? Şirketlerin kasasına üç kuruş daha fazla konacak diye bizim mezarlarımızı tarumar mı edeceksiniz? Patronlar daha da zengin olacak diye köyleri yerinden, yurdundan, evinden edip de yoksullaştırmaktan, mülksüzleştirmekten utanmıyor musunuz ya? Utanmıyor musunuz?”

Paylaş