Eğitim Gücü Sen Muğla İl Başkanı Bilgin Demircioğlu, Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 16’dan yüzde 24’e yükseltmesine ilişkin yaptığı açıklamada, kamu çalışanlarının yıllardır hatalı enflasyon tahminlerinin yükünü taşıdığını belirterek ücret politikalarının yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.
Demircioğlu, enflasyon hedeflerinde yaşanan 8 puanlık artışın yalnızca ekonomik bir veri güncellemesi olmadığını, milyonlarca memur, öğretmen ve emeklinin alım gücünde meydana gelen kaybın resmi kabulü anlamına geldiğini ifade etti.
“Bugün Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon beklentisini %16’dan %24’e yükseltmesi, kamu çalışanlarının ne kadar kırılgan bir ücret sistemi içerisinde bırakıldığını bir kez daha göstermiştir” diyen Demircioğlu, maaş artışlarının büyük ölçüde tahmini enflasyon üzerinden belirlenmesinin çalışanları korumakta yetersiz kaldığını vurguladı.
“TAHMİNLER DEĞİŞİYOR, MEMURUN GEÇİM MÜCADELESİ DEĞİŞMİYOR”
Son yıllarda benzer tabloların tekrarlandığını belirten Demircioğlu, şu değerlendirmede bulundu:
“Her toplu sözleşme döneminde kamu çalışanlarına belirli enflasyon hedefleri sunuluyor. Maaş artışları bu hedeflere göre planlanıyor. Ancak yıl içinde gerçekleşen enflasyon açıklanan hedefleri aşıyor ve sonunda yeni revizyonlar geliyor. Tahminler değişiyor ama memurun yaşadığı geçim sıkıntısı değişmiyor. Aradaki fark yalnızca rakamlardan ibaret değildir. Bir öğretmenin, bir memurun ya da bir sağlık çalışanının bütçesinde bu fark; mutfak masrafı, kira gideri, ulaşım maliyeti ve temel ihtiyaç harcamaları olarak karşılık bulmaktadır.”
“YÜZDE 8’LİK SAPMA BİNLERCE LİRALIK KAYIP ANLAMINA GELİYOR”
Enflasyon tahminindeki 8 puanlık artışın çalışanların bütçesinde ciddi etkiler oluşturduğunu ifade eden Demircioğlu, “Bugün 60 bin lira maaş alan bir kamu çalışanı açısından değerlendirildiğinde, enflasyon tahminlerindeki sapma yıl boyunca hissedilen binlerce liralık reel gelir kaybı anlamına gelmektedir. Maaşlar hedeflenen enflasyona göre artarken, harcamalar gerçekleşen enflasyona göre yükselmektedir. Sorunun temel kaynağı da budur” dedi.
“ENFLASYON FARKI ZAM DEĞİL, GECİKMİŞ HAK İADESİDİR”
Kamuoyunda sıkça kullanılan “memur enflasyona ezdirilmiyor” söyleminin ekonomik gerçeklerle örtüşmediğini belirten Demircioğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Enflasyon farkı bir zam değildir. Enflasyon farkı, çalışanın daha önce uğradığı kaybın gecikmeli şekilde telafi edilmesidir. Bir öğretmen ya da memur aylar boyunca eksilen alım gücüyle yaşamını sürdürmek zorunda kalıyor. Daha sonra verilen fark ise geçmişte yaşanan kaybı tam anlamıyla geri getirmiyor. Bu nedenle enflasyon farkını bir kazanım gibi sunmak doğru değildir.”
“EKONOMİK KAYGI, EĞİTİMİN KALİTESİNİ DE ETKİLİYOR”
Öğretmenlerin giderek artan ekonomik baskılar altında görev yaptığını belirten Demircioğlu, ekonomik sorunların yalnızca çalışanları değil eğitim sistemini de etkilediğini söyledi.
“Bilimsel araştırmalar ekonomik kaygının mesleki tükenmişliği artırdığını ortaya koymaktadır. Öğretmen sınıfa girdiğinde aklında öğrencilerinin başarısı ve eğitimin niteliği olmalıdır. Ancak bugün birçok eğitim çalışanı kira artışlarını, kredi borçlarını, ulaşım giderlerini ve temel yaşam maliyetlerini düşünmek zorunda kalmaktadır. Bu durum eğitim çalışanlarının motivasyonunu ve verimliliğini olumsuz etkilemektedir.”
“GERÇEKLEŞEN ENFLASYON VE REFAH PAYI ESAS ALINMALIDIR”
Açıklamasının sonunda çözüm önerilerini sıralayan Eğitim Gücü Sen Muğla İl Başkanı Bilgin Demircioğlu, ücret artışlarının yalnızca tahmini enflasyona göre belirlenmesinin artık sürdürülebilir olmadığını belirtti. Demircioğlu, “Merkez Bankası’nın kısa süre içerisinde %16’dan %24’e çıkarmak zorunda kaldığı bir enflasyon tahmini, mevcut sistemin çalışanları korumakta yetersiz olduğunu açıkça göstermektedir. Kamu çalışanlarının maaşları belirlenirken gerçekleşen enflasyon, yaşam maliyetlerindeki artış ve refah payı birlikte değerlendirilmelidir. Eğitim çalışanları ve tüm kamu görevlileri, hatalı tahminlerin bedelini ödemek zorunda değildir” ifadelerini kullandı.
Eğitim Gücü Sen olarak kamu çalışanlarının alım gücünün korunmasını, ücret politikalarının gerçek ekonomik veriler üzerine kurulmasını ve kamu görevlilerinin insan onuruna yakışır yaşam koşullarına kavuşmasını talep ettiklerini belirten Demircioğlu, mücadelelerini kararlılıkla sürdüreceklerini sözlerine ekledi.