Bir süredir yazmıyordum. Bazen böyle yapmak iyidir.
Yani olup bitenleri ve bu olup bitenlerin doğrultusunda yazılıp, çizilenleri gözlemlemek keyiflidir biz gazeteciler açısından.
Bir nevi detoks gibi bir şeye de benzetebiliriz bu durumu.
Yoksa yazılacak bir şey olmadığından değil ama yazılıp, çizilenlere bakıldığında da gündemde kalma çabası içinde olan başrol oyuncularının faaliyetlerinin hiç değişmediğini görmek hala mümkün.
Ya da ortada oynanan tiyatroları.
Neyse…
Bu süre içinde birçok gelişme yaşandı. Yazmasak ta, dilimiz döndüğünce gelişmeleri Mabolla Medya’daki programımızda sözlü olarak yorumlamaya çalışıyoruz.
Şu anda ülkenin gündemini CHP’deki mutlak butlan süreci oluşturuyor. Ciddi bir süre daha da oluşturacaktır.
İnsanın CHP’nin başına gelenler karşısında ‘ne çilekeş bir parti’ diyesi geliyor açıkçası.
Bu süreci her ne kadar Kemal Kılıçdaroğlu’nun çektiği videonun zamanlamasıyla ilintili bulanlar olmasına rağmen, mutlak butlan kararının çıkacağını düşündüğümüzü gerek yazılarımızda gerekse çektiğimiz programlarda aylar öncesinden ifade etmiştik.
Nitekim beklenen oldu ve karar çıkarak, CHP’nin son kurultayı yok hükmünde sayıldı.
Kararın çıkmasının ardından Kemal Kılıçdaroğlu hain ilan edildi.
Aslında kolay olandı birini hain ilan etmek.
Oysa ki ne çabuk unutulmuştu, kendisinin dönemindeki ön iliklemeler, kendisine düzülen methiyeler, kendisini geçmişin halk kahramanlarına benzetmeler..
Hatta döneminde adaylıkları parselleyenler bile o hain tezahüratlarına iştirak etmeseler bile sürü psikolojisiyle hareket edip paylaşım yapma gereği duymaya başladıklarını gözlemliyoruz.
Buna sebebi, linç edilmekten korktukları için olabilire ya da olur da kendilerine ‘görev bekliyor’, ‘ iştahı kabardı’ dedirtmemek için de olabilir.
Şöyle bir manzaraya bakınca dün akım diyenler, bugün b..kum diyor.
Hadi diyelim siyasette dün yok, vefa yok, omurgada mı yok?
Sanırım o da yok. Malum at izinin it izine karıştığı bir dönemi yaşamaktayız.
Kılıçdaroğlu’nun döneminde milletvekili sıralaması bulmuş, belediye başkanlığı yapmış, bir şekilde bir şey olmuşların paylaşımlarına da bakıyorum, inanın şaşırmamak elde değil.
Kılıçdaroğlu tarafında saf tutacakları yönünde tahmin yürüttüğüm isimlerden beni yanıltanlar olduğu gibi bingo çektiklerim de oldu.
Demek ki beni yanıltanların kararın bozulacağı yönünde bir beklentileri ve doğal olarak da hala bir ikbal planlamaları var. Peki ya o beklenti karşılık bulmazsa ne olacak?
Bu defa hızlı bir tornistanla çaktırmadan Kılıçdaroğlu ile olan fotoğraflar paylaşılmaya başlanacak.
Böylesine kaygan bir zeminde ve böylesine oynak bir ortamda amaç gerçekten iktidar olup, ülkeye hizmet etmek mi yoksa kim gelirse gelsin bir paye kapmak mı anlaşılır gibi değil.
Cevabın ne olduğunu CHP’lilerin bildiğine adım kadar eminim.
Kemal Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP’de yarın her şey unutulacak ve bugün b..kum diyenler, dünkü akım dediklerine tekrar akım demeye devam edecekler.
Bundan sonra ne olur bilinmez ama ‘parti içindeki dengeler’ diye başlayan bir cümle kurulamayacağının hakim olduğu ortamda herkesin nerede duracağının muhasebesiyle meşgul olduklarından eminim.
Belki de içten içe gülenlerin bile dikkat çekmemek adına Özgür Özel ile fotoğraflarını yayınlayıp, destek verme paylaşımı yapıyor olmalarının ardından, sürecin daha da ciddiye evirildiği andan sonraki tutumlarını açıkçası merak ediyorum.
Sadece merak ediyorum, şaşırmayacağımdan eminim. Malum siyaset sahnesinde etik, ahlak ve duruş beklemek, çölde serap görmekle eşdeğer değerlendirilebilir.
Dolayısıyla bu paylaşımlardan yola çıkıldığında, bizim aklımızda tuttuğumuzu CHP Genel Merkezi çoktan arşivlemeye başlamıştır bile.
Bakalım bu fotoğraf paylaşımları nelere sahne olacak.
CHP’nin içini bilmem ama dışarıya sızan durumun tespitini yapıyoruz. Bu süreçte herkes birbirini takibe almış durumda. İçinden gelmese de kalabalık içinde görünmek durumunda kalan, kim destek paylaşımı yapmış, kim yapmıyor CHP’liller için yeni bir meşgale ortamı oluştu.
Meselesiz kalmayan CHP, yeni meselesinde nur topu gibi bir meşgaleye sahip oldu. İşte o CHP birbirleriyle kapışırken, atı alan Üsküdar’ı geçmekte. Belki de geçti. Geçmiş olsun.
Daha yeni Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci’nin X sosyal medya mecrasındaki paylaşımından tatmin olmayanların yorumlarına baktığım da, Mandalinci adına inanın üzüldüm.
Milletin umudu olup, bu doğrultuda iktidar alternatifi olmak adına yol yürüyen bir partiye gönül vermişlerin, temenni içerikli cümlelerden kurulu Başkan Mandalinci’nin paylaşımında okumak istedikleri cümleleri görememenin karşılığı olarak yansıttıkları tepki yorumlarını bir görüp, okumalısınız.
Her şeye müdahale etme hakkını, kendisi gibi düşünmeyeni bırakın, kendisinin baktığı pencereden bakarak paylaşım yapmadı diye bir belediye başkanına tükaka demek hangi kelime ya da cümleye doğru karşılık gelir inanın bilmiyorum.
İşte sorun da burada.
Dün akım dediğine bugün b..kum diyenlerin o bugünkü b.kum dediğine yine akım diyeceğini bildiğimiz ve kendilerinin de bildikleri bu gerçek ışığında, bu maçın buradan dönmeyeceğini anladıkları andan itibaren çıkıp, ‘Biz Kılıçdaroğlu’na değil, mutlak butlan kararına itiraz etmek için Özgür Özel ile fotoğraf paylaştık’ derlerse hiç şaşırmam.
Nitekim bunlar da olacak.
Zamanında Ak Parti içindekilerin birbirlerini hedef alarak geçmiş fotoğrafları gün yüzüne çıkardıkları gibi, CHP’de de bu fotoğraf paylaşımları mutlaka gidişatta ve isim belirleme sürecinde belirleyici olacaktır.
Neticede CHP yerinde kalır. CHP’lilerin hatırı sayılır bir kesimi de CHP’de kalır.
Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminde devam etmesi halinde CHP, yerel seçimdeki Özgür Özel’in başında olduğu ekonominin yarattığı konjektürel ortamla elde edilmiş ve başarı diye adlandırılan sonuca ulaşamasa bile eski baremini koruyacaktır.
CHP’nin en az yüzde 19-20’si illaki var olacaktır.
Değişimci diye adlandırılan butlan mağdurları yeni parti kurarlar mı bilmem.
Hala daha kararın bozulacağını düşünerek fotoğraf paylaşanlarda yeni parti oluşumunun arkasına giderler mi onu da bilemem.
Ama yeni bir parti kurarlarsa da olacakları az çok kestirebilirim. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin en fazla oyunu CHP logosu altında almasına rağmen, bu oranı kurduğu Memleket Partisi’ne yansıtamayan Muharrem İnce örneği, bu yeni parti beklentisi içinde olanlara ve içinde bulundukları sürece somut bir örnek teşkil edecektir.
Muharrem İnce keşke partiyi kapatmak için acele etmeseydi. En azından bugün butlan mağdurları yeni bir oluşum içine gitme kararı alırlarsa o çatı altında toplanabilirlerdi.
Sonuç olarak kim genel başkan olursa olsun, CHP diye bir gerçek var ve arkasından gidilen isimler nasıl birer özgül ağırlığa sahip siyasi figür haline dönüşmüşse dönüşsün, o logodan güç almadan kitleleri arkasına almayı başaramayacaktır.