Muğla Büyükşehir Belediyesi ile Sürdürülebilirlik İçin Yerel Yönetimler Ağı (ICLEI Europe) iş birliğinde düzenlenen Akdeniz İklim Zirvesi, Menteşe’de başladı. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, zirvede COP31’e dikkat çekerek, iklim kriziyle mücadelede yerel yönetimlerin rolüne vurgu yaptı. Aras, “Bütün Akdeniz’de yerel yönetimler bu işin içindedir” dedi.
Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde düzenlenen zirveye Muğla Vali Vekili İsmail Soykan, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras, Şafşavan Belediye Başkanı ve ICLEI Başkan Yardımcısı Mohamed Sefiani, Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Feridun Ulutaş, COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu ve Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş ile Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Dr. Babatunde Ahonsi katıldı.
SOYKAN: “MUĞLA’NIN DOĞAL VARLIKLARINI KORUMAK ŞEHRİN GELECEĞİNİ KORUMAKTIR”
Muğla Vali Vekili İsmail Soykan, Akdeniz’in tarih boyunca medeniyetleri buluşturan ortak bir yaşam alanı olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“Akdeniz, tarih boyunca medeniyetleri buluşturan ortak bir yaşam alanı olmuştur. Bugün ise bu ortak coğrafyanın geleceğini korumak için bir aradayız. İklim değişikliği su kaynaklarımızı, ormanlarımızı, kıyılarımızı, tarımsal üretimimizi ve şehirlerimizdeki yaşamı doğrudan etkilemektedir. Bu ölçekli bir meseleye, kalıcı çözüm üretmenin yolu bilimsel bilgiyi ve yerel tecrübeyi ortak akılda buluşturmaktan geçmektedir. Muğla, bin 484 kilometrelik kıyı şeridi, eşsiz koyları, körfezleri, sulak alanları, ormanları ve zengin ekosistemi ile ülkemizin en kıymetli doğal hazinelerinden birisidir. Bu mirası korumak, turizmimizi, balıkçılığımızı, tarımsal üretimimizi ve gelecek nesillerimizin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını korumak anlamına gelmektedir. Biz, Muğla’nın denizini, kıyısını, ormanını ve suyunu korumayı şehrimizin geleceğini korumakla eş değer görüyoruz. Bu anlayışla ilgili kurumlarımız ve yerel yönetimlerimizle birlikte çevreye yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’mız öncülüğünde yapılan Fethiye Körfezi dip çamuru temizliği ve tarama çalışmaları ile 16 milyon metre küp dip çamurunun temizlenmesi, körfez ekosisteminin iyileştirilmesi ve su kalitesinin arttırılması hedeflenmektedir. Bunun yanında, körfeze ulaşabilecek kara ve deniz kaynaklı kirliliğin tespiti, denetlenmesi ve kaynağında önlenmesi için çalışmalar yürütülmektedir. Koylarımızda deniz faaliyetlerinin doğayla uyum içinde sürdürülmesini de önemsiyoruz. Göcek-Dalaman koylarında uygulanan dijital mapa şamandıra sistemi, teknelerin kontrolü içimde bağlanmasını sağlayarak deniz tabanındaki hassas yaşam alanlarının korunmasına katkı sunmaktadır. Deniz araçlarından kaynaklanan atıkların takip ve denetimine yönelik çalışmalarımızla kıyılarımızı koruyan daha güçlü bir çevre yönetimi oluşturmayı amaçlıyoruz.”
ARAS: “COP31’DE SOMUT PROJELER OLACAK”
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Muğla’nın tarihi, turistik ve doğal yapısı ile kıyı ekosisteminin iklim krizinin etkilerini farklı alanlarda hissettiğini belirtti. Aras, şöyle konuştu:
“Özellikle Muğla’mızın tarihi, turistik ve doğal yapısı, kıyı ekosistemi, turizm potansiyeli dikkate alındığında iklim krizinin etkilerini her düzlemde hissedildiğini görebiliyoruz. COP31’e niye bu kadar önem veriyoruz? Çünkü Sayın Bakanımız Murat Kurum beyefendinin, Sayın İklim Şampiyonumuz Samet Ağırbaş beyefendinin her bir platformda ifade ettikleri gibi, bu COP artık sözleşmelerin, taahhütlerin konuşulacağı bir COP olmayacak. Bu COP, somut projelerin ve uygulamaların ve bu uygulamaları ve projelere destek olacak finansmanın artık somut olarak ortaya konulacağı bir COP olacak. COP31’i sağ olsunlar hükümetimiz, bakanlığımız, vakfımız yapıyor ama yerel yönetimler bu işin neresinde? Bu kadar büyük sorumluluk üstlenen, görev ve sorumluluğu olan yerel yönetimler bu işin neresinde? İşte biz Muğla’da bunu ortaya koyuyoruz. Bütün Akdeniz’de yerel yönetimler bu işin içindedir. Bölgede yapılan tüm çalışmalara biz Muğla olarak katılıyoruz ve ev sahipliği yapmaktan da büyük bir onur duyuyoruz.”
AĞIRBAŞ: “İKLİM KRİZİNİN ETKİLERİ BUGÜNÜN GERÇEKLERİ”
COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu ve Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş ise Akdeniz Havzası’ndaki plastik atık sorununa dikkat çekti. Türkiye Plastik Atık Çalıştayı kapsamında bir eylem planı hazırladıklarını belirten Ağırbaş, planın önümüzdeki dönemde kamuoyuyla paylaşılacağını söyledi. Ağırbaş, şunları söyledi:
“Akdeniz’in ortak geleceğini tartışmak ve Akdeniz’in ortak geleceğine dair bir şeyler söylemek için buradayız. Muğla vilayetimiz bizim için ayrı bir öneme sahip. Sıfır Atık Vakfı olarak Türkiye’nin 81 ilinde düzenlemeyi planladığımız Türkiye Sıfır Atık Çevre ve Eğitim Değişikliği Çalıştay’larının ilkini Muğla’da gerçekleştirmiştik. Biz Sıfır Atık Vakfı olarak Akdeniz Havzası’nı önemsiyoruz. Bu bağlamda geçtiğimiz günlerde İstanbul’da Türkiye Plastik Atık Çalıştayı’nı gerçekleştirdik. Son dönemde Akdeniz sahillerinde baş gösteren plastik atık kriziyle alakalı güçlü bir eylem planı hazırladık. Yakın zamanda eylem planını milletimizin takdirine sunuyor olacağız. Özellikle iklim meseleleri, çevre meseleleri yerel ve bölgesel olabiliyor. Ama bildiğiniz üzere, küresel ısınma gibi iklim konuları küresel bir meseleler. Bu küresel sorunların çözümleri her vilayetimizde, bazen her köyümüzde farklı olabiliyor. Bu nedenle Sıfır Atık Vakfı olarak yerel yönetimlerin öneminin farkındayız ve bu bağlamda başta yerel yönetimleri temsil eden farklı farklı uluslararası kuruluşlarla beraber iş birliği içerisinde çalışıyoruz. Doğrudan vatandaşlarla iç içe çalışan yerel yönetimlerimizin iklim meselelerine etkin bir şekilde dahil olmaları, özellikle şehirlerdeki iklim sorunlarının çözülmesi hususunda büyük önem taşıyor. Ciddi bir kıyısı olan Muğla, iklim krizinin etkilerini en erken ve en yoğun hisseden coğrafyalardan bir tanesi. Akdeniz havzası, iklim krizinin etkilerini en yoğun hisseden bölgelerden bir tanesi. Kuraklık, su kıtlığı, aşırı sıcaklar, orman yangınları, seller, biyolojik çeşitlilik kaybı, artık geleceğin değil, bugünün gerçekleridir.”
ULUTAŞ: “ÇÖZÜMÜN ÖNEMLİ BİR BÖLÜMÜ YERELDE ÜRETİLİYOR”
Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Feridun Ulutaş da zirveden çıkacak görüş ve önerilerin Muğla Deklarasyonu’na yansıtılmasının hedeflendiğini belirtti. Ulutaş, “Buradan çıkacak görüş ve önerilerin Muğla deklarasyonuna yansıması ve deklarasyonun Akdeniz kentlerinin ortak önceliklerini ve COP31’den beklentilerini güçlü bir şekilde ortaya koymasını çok önemsiyoruz. Akdeniz, iklimi, suyu, doğası, kültürü ve ekonomisiyle bizleri birbirine bağlayan ortak bir yaşam alanı. Ancak bu coğrafya iklim değişikliğinin etkilerini giderek daha ağır bir biçimde hissetmektedir. Akdeniz bölgesi, küresel ortalamalardan yaklaşık yüzde 20 daha hızlı ısınıyor. Aşırı sıcaklıklar, kuraklık ve seller artık geleceğe ilişkin riskler olmaktan çıkmış, belediyelerimizin bugün yönetmek zorunda olduğu gerçeklere dönüşmüştür. İklim değişikliğinin etkileri artık belediyelerimizin yalnızca çevre politikalarını değil, günlük hizmetlerinden uzun vadeli planlama ve süreçlerine kadar pek çok alanı doğrudan etkiliyor. Bu nedenle kentlerin yalnızca iklim politikalarının uygulayıcısı olarak görünmemesi gerektiğine inanıyoruz. Kentler aynı zamanda iklim politikalarının geliştirilmesinde, uygulanmasında ve sonuçlarının değerlendirilmesinde etkin aktörler olmalıdır. Çünkü iklim değişikliğinin etkileri yerelde ortaya çıkıyor ve çözümün önemli bir bölümü de yine yerelde üretiliyor. Ülkemizin ev sahipliğinde 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya’da düzenlenecek olan COP31, kentlerimizin deneyimlerine, ihtiyaçlarını ve çözüm önerilerini uluslararası iklim gündemine taşımamız açısından önemli bir fırsat sunuyor. Bu doğrultuda Türkiye Belediyeler Birliği olarak COP31 hazırlıklarımızı biz de sürdürüyoruz” dedi.
KÖKSAL ARAS: “AKDENİZ HEPİMİZİN ORTAK YAŞAM ALANI”
Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras ise iklim krizinin ülkeler ve kentler arasındaki sınırları aşan etkilerine dikkat çekti. Köksal Aras, “Bugün burada farklı kentlerden, farklı ülkelerden bir araya ortak bir amaç için geldik. Bir ülkede başlayan bir kuraklık ya da etrafındaki ülkelerin gıda güvenliğini etkileyebiliyor. Ya da bir ülkede çıkan bir orman yangını, Türkiye’de çıkan bir orman yangını diyelim, tüm Akdeniz bölgesini, tüm havzayı etkileyebiliyor. Havayı, suyu, ekosistemleri etkiliyor. Yaşadığımız sorunlar bu bağlamda birbirinden asla bağımsız değil. Bu nedenle biz Akdeniz’i aynı denize kıyısı olan ülkelerin coğrafyası değil, sadece tamamen hepimizin ortak yaşam alanı olarak görüyoruz. Bugün bu ortak yaşam alanının geleceği için her birimiz büyük sorumluluk taşıyoruz. Bir belediyenin geliştirdiği yenilikçi bir su yönetimi modeli, başka bir Akdeniz kentinin çözümüne ilham olabiliyor. Bir kentin temiz enerji uygulaması, başka bir kentin dönüşümünü hızlandırabiliyor. Burada altını özellikle çizmek istediğim iki kavram var: ortak akıl ve iş birliği” diye konuştu.
Şafşavan Belediye Başkanı ve ICLEI Başkan Yardımcısı Mohamed Sefiani ve Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Dr. Babatunde Ahonsi de birer konuşma yaptı. Konuşmaların ardından zirve paneller ile devam etti. Akdeniz İklim Zirvesi yarında devam edecek.










