TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Muğla İl Temsilciliği, yaz sezonunda artan gıda güvenliği risklerine dikkat çekti. Açıklamada hem denetimlerin artırılması çağrısı yapıldı hem de Çalıştırılması Zorunlu Personel (ÇZP) taban ücretine yönelik hukuki sürece tepki gösterildi.
Mimarlar Odası Muğla Şubesi’nde düzenlenen basın açıklamasını İl Temsilcisi Süreyya Kalkan okudu. Kalkan, Muğla’nın yılın büyük bölümünde milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlayan önemli bir turizm kenti olduğunu belirterek, özellikle yaz aylarında gıda güvenliğinin halk sağlığı kadar Türkiye’nin turizm itibarı açısından da büyük önem taşıdığını söyledi.
Kalkan, Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre denetim sayıları artmasına rağmen taklit ve tağşiş ürünlerinin de arttığını, ALO 174 Gıda Hattı’na yapılan başvuruların yükseldiğini ve gıda enflasyonunun hem üretici hem de tüketiciyi zorladığını ifade etti. Güvenli gıda konusunda yaşanacak en küçük ihmalin yaz aylarında nüfusu katlanan Muğla’da binlerce kişiyi etkileyebileceğini vurguladı.
Gıda Mühendisleri Odası olarak dört maddelik çağrıda bulunan Kalkan, şu ifadeleri kullandı:
“Denetimlerin sayısıyla birlikte niteliğinin de artırılması için, üretim ve denetim süreçlerinde yeterli sayıda gıda mühendisi görev almalıdır. Etkin, bağımsız, bilimsel kamu denetimi güçlendirilmelidir. Taklit ve tağşişe yönelik yaptırımlar caydırıcı hale getirilmeli, kamuoyu düzenli ve şeffaf şekilde bilgilendirilmelidir. Çalıştırılması Zorunlu Personel uygulaması ve meslektaşlarımızın özlük hakları korunmalı, küçük ölçekli işletmeler için ise Yetkilendirilmiş Gıda Danışmanlığı Sistemi hayata geçirilmelidir. Gıda üretim, satış, depolama ve turizm tesislerinde görev yapan meslektaşlarımız, Kısaca ÇZP dediğimiz, Çalıştırılması Zorunlu Personel statüsündedir ve güvenli gıda sisteminin en önemli güvencesidir.
“ÇZP MAAŞI İŞVERENİN İKİ DUDAĞI ARASINA BIRAKILMIŞTIR”
Uzun yıllardır TMMOB Gıda, Kimya ve Ziraat Mühendisleri Odalarının ortak bir protokolle belirlediği Çalıştırılması Zorunlu Personel taban ücretine karşı, Danimarka menşeili ISS Hazır Yemek Üretim ve Hizmet A.Ş. adlı küresel ölçekte faaliyet gösteren bir firma, ‘Odalar taban ücret belirleyemez’ diyerek dava açmasıdır. Ek olarak, Danıştay 8. Dairesi, mevcut uygulamada yürütmeyi durdurma kararı vermiştir. Bu nihai bir karar değildir; hukuki süreç devam ederken Çalıştırılması Zorunlu Personel uygulaması ve buna bağlı belgelendirme süreçleri kesintisiz olarak devam edecektir. Ancak, bu süreçte ÇZP maaşı işverenin iki dudağı arasına bırakılmıştır. ÇZP taban ücret uygulaması, serbest piyasanın “en ucuz emek” mantığına karşı bir denge unsuruydu; meslek onurunun ve kamu yararının güvencesiydi. Gıda üretiminin insan sağlığı ile organik bağı vardır. Buradaki bir ihmalin bedeli doğrudan insan sağlığıdır. Bir gıda mühendisi, sadece bir kağıt parçası, bir imza değil, bir güvencedir.
“GÜVENLİ GIDAYA ERİŞİM HAKKINA YÖNELMİŞ AÇIK BİR MÜDAHALE”
Soruyoruz; bir mühendis ile işveren arasında, özellikle de işsizlik baskısının bu kadar yoğun olduğu bir ülkede, gerçek bir serbest pazarlıktan söz edebilir miyiz? Ucuz iş gücü isteyenlerin, denetimsizliği maliyet avantajı olarak görenlerin, gıda güvenliğini bir ‘gider kalemi’ olarak değerlendirenlerin ÇZP taban ücretini hedef alması, yalnızca mühendislerin maaşını düşürme girişimi değildir; ‘Denetim ikinci plana itilebilir’, ‘Bilim geri çekilebilir’ ‘Halk sağlığı pazarlık konusu olabilir’ in açıkça ilan edilmesidir. Meslek odalarının kamusal rolüne ve toplumun güvenli gıdaya erişim hakkına yönelmiş açık bir müdahaledir. Bunun adı rekabet değil, güç asimetrisidir, emeğin değersizleştirilmesidir. Soruyoruz; ISS aynı davayı Almanya’da açabilir miydi? Fransa’da, Hollanda’da, İskandinav ülkelerinde açabilir miydi? Elbette hayır. O ülkelerde mühendis emeğini piyasa koşullarına teslim edemez, mühendisin mesleki yetkinliğini hiçe sayamazdı.
İMZA KAMPANYASI BAŞLATILDI
ÇZP taban ücretinin hedef alınması, gıda mühendisinin maaşıyla sınırlı bir mesele değildir. Gıda güvenliğinin piyasa mantığına teslim edilmesidir. Bu haklı mücadeleyi büyütmek, mesleğimize ve geleceğimize sahip çıkmak için Odamız 1 Temmuz itibariyle Türkiye genelinde imza kampanyası başlatmış, 25 Eylüle kadar devam edecektir. Tüm Muğla halkını, verdiğimiz linkten e-imza kampanyasına katılmaya ve eylemlilik süreçlerine destek olmaya, böylece haklı mücadelemize omuz vermeye davet ediyoruz.”









