"Halktan taraf yeni nesil yayıncılık"
Ara
Close this search box.

TBMM’de Akbelen önergesi AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi

TBMM Genel Kurulu’nda İYİ Parti’nin Akbelen Ormanı ve çevresindeki maden faaliyetlerinin acele kamulaştırma süreci ile çevresel tahribat iddialarının araştırılması için verdiği önerge, AK Parti ve MHP’nin oylarıyla reddedildi. AK Parti Muğla Milletvekili Yakup Otgöz, santrallerin enerji arzı ve istihdam açısından kritik olduğunu belirterek, “Ağaç da bizimdir, santraller de bizimdir” dedi.

TBMM Genel Kurulu’nda dün İYİ Parti’nin Akbelen Ormanı ve çevresindeki maden faaliyetlerinin acele kamulaştırma sürecinin, devam eden hukuki uyuşmazlıkların ve çevresel tahribat iddialarının tüm yönleriyle incelenmesi, bölge halkının ve köylülerin görüşlerinin değerlendirilmesi, olası hak ihlallerinin tespit edilmesi ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi amacıyla verdiği Meclis araştırma önergesi, AK Parti ile MHP’nin oylarıyla reddedildi.

Önerge üzerine söz alan İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun, “Milas’a bağlı 7 köyde toplam 679 parsel için acele kamulaştırma kararı alınmıştır. Bu karar, bölge halkının geçim kaynakları olan tarım arazilerini ve zeytinlikleri tehdit etmektedir. Bölgede maden sahalarının genişletilmesine yönelik bu çalışmalarla ormanlar ve zeytinlikler kesilmiş, zeytinlikler yok edilmiş, tahribat derinleştirilmiştir; burada binlerce zeytin ağacıyla birlikte çeşitli endemik türler de yok edilmiştir, su kaynakları tehdit altına girmiştir. Köylüler ise atalarından miras kalan, üzerinde çiftçilik yaparak geçimlerini sağladıkları topraklarından koparılmak istenmektedir” dedi.

İYİ PARTİLİ ERGUN: “KÖYLÜLER TOPRAKLARINDAN KOPARILMAK İSTENMEKTEDİR”

Ergun, kamulaştırma süreçlerinin şeffaf yürütülmediğini ve vatandaşın bilgilendirilmediğini belirterek, “Ne yazık ki, AK Parti iktidarının yıllardır sürdürdüğü rant merkezli politikalar bir yandan belirli şirketlere kolaylık sağlarken diğer yandan köylünün emeğini, çevreyi ve milli kaynakları göz ardı etmektedir. Acele kamulaştırma işlemleri vatandaşlarımızın mülkiyet ve yaşam haklarını yok sayan bir anlayışla, mülk sahibi köylülere, muhtarlara haber dahi verilmeden yapılmaktadır” diye konuştu.

Ergun, bölgedeki direnişin sembol isimlerinden Esra Işık’ın tutuklanmasına da değinerek, “Mesai saatleri dışında, yetkili olduklarına dair üzerlerinde hiçbir emare bulunmayan, sivil plakalı araçlarla gelen, mülk sahiplerine ve muhtara bilgilendirme yapılmadan arazilerine giren görevlilere itiraz ettiği için Esra Işık kızımız kendi evinde tutuklanmıştır. Esra Işık, gasp yaptığı için değil, hırsızlık yaptığı için değil, cinayet işlediği için değil, orman yaktığı için değil, terör eyleminden dolayı hiç değil, yaşam hakkını, zeytinliklerini ve doğayı koruduğu için tutuklanmıştır” ifadelerini kullandı.

CHP’Lİ ÖZCAN: “MUĞLA’YA SEÇİM RÜŞVETİ Mİ VERMEK İSTEDİNİZ?”

CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan ise iktidarın acele kamulaştırma politikalarına, “2024 yerel seçimlerinden önce acele kamulaştırmayı getirdiniz, sonra geri çektiniz. Madem doğruydu, o gün neden geri çektiniz, 2026’da niye geri getirdiniz? O gün Muğla’ya bir seçim rüşveti mi vermek istediniz? Nerede bu kamu yararı?” diyerek tepki gösterdi.

Vatandaşın mağdur edildiğini belirten Özcan, “Söğüt köyünde bir teyzem hayvanının durduğu yerin üstünü kapattığı için ‘Hapis cezası aldım’ dedi. Oğlunu evlendirecek olan ev yapamıyor, evine çivi çakamıyor ama iş şirketlere gelince, yandaşlara gelince, ranta geldi mi akan sular duruyor, onlar her şeyi yapabiliyor” dedi.

Akbelen direnişçisi Esra Işık’ın tutuklanmasına da değinen Özcan, bu durumun bir baskı yöntemi olduğunu vurgulayarak, “Esra toprağından koparıldı, acele kamulaştırmayla zorunlu sessizlik istiyorsunuz” diye konuştu.

AK PARTİLİ OTGÖZ: “MADEN SAHALARININ REHABİLİTE EDİLMESİ YASAL ZORUNLULUKTUR”

AK Parti Muğla Milletvekili Yakup Otgöz de AK Parti’nin çevreci politikalar uyguladığını ve Türkiye’nin en çok ağaçlandırma yapan ülkeler arasında Avrupa’da birinci, dünyada dördüncü sırada olduğunu hatırlatarak, santraller ile orman varlığının birbirini desteklediğini savundu.

Otgöz, “Ağaç da bizimdir, santraller de bizimdir. Santralde çalışan kardeşlerimizle halkımızı karşı karşıya getirmek doğru bir hareket değildir. Santral ile Orman Genel Müdürlüğü arasında imzalanan protokolde 4 milyonun üzerinde fidan dikildi. Dünyada da benzer uygulamalar vardır. Maden sahalarının rehabilite edilmesi yasal bir zorunluluktur. Akbelen’de yasal zorunluluğun da üzerinde ağaç dikimi yapıldı. 21 Nisan 2026 tarihinde de 4 bin zeytin fidanını toprakla buluşturacağız. Santrallerdeki faaliyetler orman miktarımızı azaltmamış, artırmış ve korumuştur” dedi.

Bölgedeki santrallerin ekonomik ve stratejik değerine dikkati çeken Otgöz, maden ruhsat alanının sadece küçük bir kısmında çalışma yapıldığını belirterek şöyle devam etti:

“Akbelen’deki bin 119 megavat güce sahip olan santraller ülkemizin enerji ihtiyacının yüzde 2’sini, Muğla, Denizli ve Aydın illerimizin ihtiyacının da yüzde 62’sini karşılamaktadır. Santralin maden arama ruhsatı 23 bin 307 hektar büyüklüğündedir. Alanın sadece 78 hektarlık kısmında arama yapılmıştır. Bu da maden ruhsat alanının yüzde 3’üne kadar bir yerin maden kazı alanı olduğunu gösteriyor. Santral yerli linyit sayesinde yıllık 1,4 milyar metreküp doğal gaz ithalatının önüne de geçmektedir ve yaklaşık 500 milyon doların ülkemizde kalmasını sağlamaktadır. Santraller bölge halkımızın istihdamı için de önemlidir. Toplamda 3 bin 100 vatandaşımız çalışıyor. Ailelerle birlikte 15 bin kişi geçimini buradan sağlıyor. Çalışanların yüzde 85’i bölge halkındandır. Doğrudan ve dolaylı yoldan yaklaşık 100 bin kişilik bir ekosistemi destekliyor.”

Maden sahalarındaki zeytin ağaçlarının akıbetine ilişkin tartışmalara da değinen Otgöz, sürecin akademik denetim altında yürütüldüğünü söyleyerek, “Maden sahalarının işletilmesi için bölgedeki zeytin ağaçlarıyla ilgili yapılan taşıma çalışmaları Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi akademisyenlerinin liderlik ettiği bilim kurulu tarafından takip edilmektedir” diye konuştu.

Paylaş