Bodrum Kadın Dayanışma Derneği, Milas’ta Özlem Arslan’ın boşanma aşamasındaki eşi tarafından bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Kadınların yaşam hakkı pazarlık konusu olamaz. Boşanma süreçleri, kadınlar için tehdit oluşturduğunda devlet bunu engelleyecek mekanizmaları fiilen işletmelidir” denildi.
Derneğin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Muğla’nın Milas ilçesinde Özlem Arslan isimli kadın, boşanma sürecinde olduğu eşi tarafından sokak ortasında bıçaklanarak öldürüldü. Cinayetten sonra ortaya çıkan kamera kayıtlarında Özlem’in katile yalvardığı, yaşamak için nasıl mücadele ettiği, ve acımasızca katledildiği görüntüler bir kez daha kadınlar olarak bizi acı ve öfkeye boğdu. Bu cinayet, Türkiye’de erkek şiddetinin boşanma süreçlerinde artan riski gösteren çok açık bir örnektir. Boşanma yalnızca hukuki bir tartışma ya da çatışmadan ibaret değil, kadınlar için gerçek bir güvenlik tehdidine dönüşmekte, mevcut koruma mekanizmaları bu tehdidi önlemede eksik kalmaktadır” denildi.
“KADINLARIN YAŞAM HAKKI PAZARLIK KONUSU OLAMAZ”
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Bu yaşananlardan çıkarılması gereken nihai sonuç, devletin kadınların yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü somut adımlarla yerine getirmemiş olmasıdır. Kadın haklarını ve yaşam hakkını korumayı hedefleyen uluslararası ve ulusal yükümlülükler yalnızca kağıt üstünde bırakılırsa, bu haklar günlük yaşamda güvenceye dönüşmez. Bu nedenle taleplerimiz açık. Kadınların yaşam hakkı pazarlık konusu olamaz. Boşanma süreçleri, kadınlar için tehdit oluşturduğunda devlet bunu engelleyecek mekanizmaları fiilen işletmelidir. Aile kurumunu korumaya almayı önceleyen politikalar erkeklerin sistematik şiddet eylemlerini koruyor, kadınların ve çocukların yaşam hakkını değil. Koruma, güvence ve risk önleme politikaları sadece sözde değil; şiddet riski tespit edilen her durumda devreye giren, takip edilen ve denetlenen uygulamalarla hayata geçirilmelidir.
“FAİLİNİN ETKİN CEZALANDIRILMASI İÇİN DAVAYA TARAF OLACAĞIZ”
Boşanma aşamasında kadınların maruz kaldığı tehditler, sadece hukuki boşluklardan değil; uygulamadaki yetersizliklerden, risk değerlendirme süreçlerinin eksikliğinden, uzaklaştırma kararlarının etkisiz kalmasından ve çalışan bütün devlet mekanizmalarının koordinasyonundaki zaaflardan beslenmektedir. Bu boşluklar kapatılmadığı sürece, kadınların yaşam güvenliği güvence altına alınamaz. Boşanma süreçlerinde risk altındaki kadınlara yönelik anında ve uygulanan koruma planları oluşturulsun, kolluk, yargı ve sosyal hizmetler arasında etkin bir koruma entegrasyonu sağlansın, şiddet riski olan erkek davranışları önceden tanınsın ve proaktif müdahale mekanizmaları devrede olsun. Özlem Arslan’ın yaşamını yitirdiği bu olay, sadece münferit bir trajedi değildir. Türkiye’de erkek şiddetine karşı yürütülen mücadelede koruma mekanizmalarının ne kadar eksik olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Kadınların yaşam hakkını güvence altına almak için mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Özlem Arslan’ın failinin etkin cezalandırılması için davaya taraf olacağız.”









