CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, Mabolla Medya’ya yaptığı ziyarette emekli maaşlarının mevcut ekonomik koşullarda insanca yaşam için yetersiz olduğunu belirterek, Marmaris Selimiye’de yapılması planlanan marina projesinin bölgenin ekolojik yapısını geri dönülmez biçimde tahrip edeceğini söyledi.
CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, Mabolla Medya ofisini ziyaret etti. Uzun, ziyareti sırasında Mabolla Medya Genel Yayın Yönetmeni Süleyman Akbulut ile ülke ve Muğla gündemine ilişkin görüş alışverişinde bulundu.
Ziyarette emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlar ile Marmaris’in Selimiye Mahallesi’nde yapılması planlanan marina projesi gündeme geldi. Cumhur Uzun, emeklilerin mevcut koşullarda insanca yaşamaktan uzak olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Bugün Muğla’dayız ama meclis çalışmaları sırasında emeklilerimize yeteri kadar ve onların insanca yaşayabilecekleri bir rakama ulaştırıncaya kadar bu iktidarın bir şey yapmadığını görmüş, yaşamış olarak Muğla’ya gelmenin ne yazık ki üzüntüsü içindeyiz. Çünkü emeklilerimiz için iki temel problemimiz var. Bir tanesi en düşük emekli aylığı olarak belirlenen 20 bin liralık bir maaş, hak ediş, ücret adına ne derseniz deyin, bugün bir insanın yaşamı için ne yazık ki yeterli bir rakam değil. Ülke ekonomik koşulları bu kadar kötüleşmişken, çarşı pazar bu kadar fiyatlar yükselmişken, barınma, yaşama ilişkin, ısınma, her türlü piyasa koşullarının yarattığı etkiyle her türlü ihtiyaç bu kadar yükselmişken 20 bin lirayla geçinin demek zaten başlı başına bir problem. Bunu bir de artık çalışma gücünü kaybetmiş, istese de çalışarak bu rakamını daha yukarılara çekebilme fiziksel gücünden yoksunlaşmış yaşlımıza, annemize, babamıza reva gördüğümüzde insanımızı açlığa mahkum etmiş oluyoruz. Bizim anayasamıza göre Türkiye bir sosyal hukuk devletidir. Bir sebeple insanların geliri, insanca yaşama standardının ya da rakamının altında olduğu halde dahi sosyal devlet olmak bu rakamı tamamlayarak onları insanca yaşatma mecburiyeti getirir.
“BİR ÜLKEYİ YÖNETEN İNSANLARIN UTANACAKLARI EN BÜYÜK EKSİKLİK”
Böyle olduğu halde siz kendinizce belirlediğiniz rakamda insanları açlık sınırının altında bir yaşama mecbur bıraktığınızda sosyal devlet fonksiyonunuzu kendi elinizle yok ediyorsunuz demektir. Kabul edilebilir bir durum değildir. Bir ülkeyi yöneten insanların utanacakları en büyük eksiklik budur. Bu kendi yurttaşını açlık sınırının altındaki bir aylığa gelire mahkum etmesi halidir. Ben olsam bu ülkeyi yöneten birisi olarak bundan ancak utanç duyarım. Öte yandan en az rakam bu belirlenmekle birlikte emeklilerimizin diğer rakamları da o kadar düşürülmüş ve eksiltilmiş durumda ki onların en az emekli aylığıyla aralarındaki makas o kadar daraltılmış durumda ki herkes neredeyse en az emekli aylığı haline getirilmiş ve bu haliyle de açlık sınırının altında kalmış durumda. O nedenle emeklilikle ilgili adil bir seyyalen zammın yapılması gerekiyordu. Bu yapılmadan meclis çalışmasını, emeklilere yönelik çalışmasını tamamladığı için ve biz buna katkı koyamadığımız için buruğuz, üzgünüz ama bununla ilgili mücadele meclis aşamasında bitmiştir. Şimdi emeklilikle ilgili mücadele bitmemiştir. Emeklilerin bu geçim koşullarının iyileştirilmesiyle ilgili mücadele siyaseten ve sokakta, seçmenin olduğu her yerde, gazetede, dergide, televizyonda, yaşamın olduğu her noktada devam edecektir, devam etmek mecburiyetindedir. Çünkü bu hal kabullenilebilir bir hal değildir. İnsan yaşamı için gerekli olan geliri elde edemediğinde mutlu olamaz. Mutlu olamadığı zaman da kendine yönetenlere bu mutsuzluğun sebebini mutlaka sorar.”
Uzun, Selimiye’de yapılması planlanan marina projesine ilişkin değerlendirmesinde ise şu ifadeleri kullandı:
“Muğla’nın birçok alanı özellikle bu tabii güzelliklerin yarattığı alan, birçok gelirin, rantın da var olduğu alanlar oluyor. O nedenle de Muğla bu konuda son derece cömert sunumlar yapıyor. İster istemez de rant elde etmek isteyenler gözlerini Muğla’ya dikiyorlar. En son Selimiye’deydik. Selimiye bir dünya cenneti. Türkiye cenneti demiyorum bakın, dünya cenneti. O nedenle milyonlarca insan gelip Selimiye’de yararlanıyor ve Selimiye’nin turizminden yararlanıyor. Selimiye’yi görmek için, oradaki tabii güzellikleri yaşamak için yararlanıyor. Fakat buraya bir marina yapmak suretiyle inanılmaz bir insan ve deniz araç trafiği yaratılmak isteniyor. Yaratılabilir, turizmin bir parçası olarak görülebilir. Fakat Selimiye’nin kendi yapısı kapalı bir koy niteliğinde. Orada mevcut durum bile, yani marina olmaksızın var olan durum bile denizin o kapalı yapısı nedeniyle kendi kendini temizleyemediği, açık dalgalara müsait olmaması nedeniyle kendi ekolojik sistemini sürdürmekte zorlandığı bir bölge. Siz oraya böyle bir yoğunluk kattığınızda deniz kendisini temizleyemez. Zaten mevcut doğal kirlenmesinin yanına kattığınız yoğunluk nedeniyle oluşacak yeni kirlilikler nedeniyle de kendisini temizleyemez ve bataklığa dönüşür hale gelmek pozisyonda kalacak.
“KAPALI KOY OLAN SELİMİYE’NİN KORUNMASI LAZIM”
Hiç kimse de kokan Selimiye’ye, kötü denizi olan bir Selimiye’ye gitmek istemeyecektir. Oraların şimdiden daha kirletilmeden, kirletilip ah vah denmeden çözümlenmesi gereken, dikkat çekilmesi gereken bir hali var. Biz o nedenle kapalı koy olan Selimiye’nin kirlenmeden bir bataklık körfezi haline gelmeden bu halinin korunmasını, marina için açıkta bulunan ve kendini temizleyebilecek bölgelerin seçilmesini, daha açığa yapılabilir olduğunu bilimsel olarak da kanıtlıyorlar. Oralara yapılması Selimiye’nin bu güzelliğine yazık edilmemesine dikkat çekmek istedik, dinlendirdik yöre halkıyla birlikte. Yöre halkı da durumun çok farkında, bu farkındalığın Ankara’ya da sirayet etmesini, Selimiye’nin güzellikleri için gelecek insanların, Selimiye’de yaşayanların bile kaçtığı bir nokta haline getirilmemesini talep ediyoruz”









