"Halktan taraf yeni nesil yayıncılık"
Ara
Close this search box.

ZEYTİN AĞACI YARATICILIĞI

Yıkılan Orgeneral Mustafa Muğlalı İşhanı’nın bulunduğu alan belirsizliğini koruyor.

Belirsizlik diyorum çünkü buranın akıbeti ile ilgili ben de dahil kimse bir şey bilmiyor.

İçindekileri apar topar boşalttır ve ardından yık, sonra da şehrin ortasında kel bir şekle bürünmüş görüntüye sahip bir enkazı ulu orta bırak.

Merak ediyorum, böyle bir tasarruf başka şehirlerde alınmış olsa yerine neyin nasıl yapılacağı için bu kadar zaman beklenir miydi?

Ya da bu durum, çözümsüz bir hal alır mıydı?

Veya bugünkü haliyle dahiyane şekilde düşünülmüş zeytin ağacı dikme işine mi girişilirdi?

Depreme dayanıklı olmadığını anladığımız ve hatta altından dere yatağı geçiyor gerekçesi sebebiyle yıkımı benimseyip, doğruladığımız bu alanla ilgili özellikle de şehrin nefes alacağı bir alana kavuşuyor olacak olmasından memnuniyet bile duymuştuk.

Ancak yerine ne yapacağını hala planlayamayan ve halkı doğru bir şekilde bilgilendirmeyen yerel yönetimlerin geçici bir çözüm aklıyla hareket ederek, zeytin ağacı dikme yaratıcılığına başvurabileceklerini açıkçası beklemiyorduk.

Açıkçası şapka çıkarılacak işlere imza atılıyor olduğu bir gerçek.

Önümüzdeki süreçte bir proje ortaya konursa, o zeytinler o projenin bir parçası mı olacak, sökülecek mi bilgisini alabilirsek iyi olacak.

Kış ortasında yıkılmış bir yapının enkaz alanına zeytin dikmek, yeşil alanları doğal yapısından uzaklaştırıp, toprak zeminleri betonla bezemek, meydanı (Kurşunlu) bozup, neye benzediği belli olmayan betondan bir alan oluşturmak, kent meydanı adı altında kentin meydanı olma özelliği dışında merdivenle çıkılan beton yığınına hala bir işlerlik katamamak, kış ortasında ‘yol yapıyorum’ diye halkı ve esnafı çamur deryasına mahkum etmek ve daha sayamadıklarımız…

Hele ki son günlerdeki yeşil alan olarak geçen halihazırdaki parkların ‘düzenleme’ adı altında başlatılan çalışmalarla ne hale geleceğini şimdiden tahmin etmek güç değil.

O alanların ruhunu kaybedecek olduğu endişesi hakim vatandaşlarda mesela.

Bütün bunların bir düşünce ürünü olarak hayata geçiriliyor olduğu gerçeği durumu daha da vahim kılıyor.

Neden mi?

İçinde, bir şehrin yönetiminin vizyonu ile ilgili soru işaretleri barındırıyor da ondan.

İşbilmezlik yorumları da cabası.

Vatandaş, doğası bozulmayan, bugüne kadar korunmuş yeşil alanların, kendi doğal haliyle kalmasını istiyor.

Kişi başına düşen yeşil alan sayısında ülkede başı çeken bir şehir durumundayken bugünkü haliyle bu özelliği yok edercesine, modernleşme adı altında yapılan çalışmaları endişeyle izlediğimizin bilinmesini isterim.

Muğla’nın bu tip modernleşme girişimlerine ihtiyacı yok.

İlla bunların adına modernleşmek diyecekseniz, o modernleşmeyi önce, medeniyet kavramının karşılığı sayılabilecek kent içi yolları gerçek standardına kavuşturarak başlayabilirsiniz mesela işe..

Ya da o yollar nedeniyle geçen araçlar nedeniyle işyerlerine su dolup taşan Arasta esnafının sorununu çözerek modernleşebilirsiniz mesela.

Başka bir örnek verecek olursak, Kötekli’deki yol bakım çalışmaları nedeniyle mağdur olmuş esnafa bir geçici çözüm bulmaya çalışmak ta bir modernlik anlayışı olarak kabul edilebilir mesela.

‘Bu karda kışta, kim ne olursa olsun’ dercesine, yaptım-oldu anlayışının hizmetle ya da modernleşmeyle pek te yakinen ilgisi olduğunu nasıl düşünmeliyiz bilemedim.

Geçtiğimiz günlerde kendisini bilgi almak amacıyla aradığımız AK Parti Muğla Milletvekili Kadem Mete’nin, şehrin trafik sorununu rahatlatmak amacıyla başlatılan kavşak projesinin bugünlerde yavaş ilerliyor olduğu veya hiç ilerlemediği yönündeki eleştirilere kışın çok soğuk havalarda çalışmaların durduğunu söylediği komik gerekçe gibi, bizim belediye başkanları ve kurmaylarının da, kış mevsimindeki yağmur, çamuru düşünmeden güneşli günleri hesap ederek yol bakım çalışmaları ya da diğer altyapı çalışmalarına başlamış olabilirler, kim bilir?

Bu durumda onlar da, ‘çalışmalar yağmur, çamurdan dolayı duruyor’ derlerse artık hiç şaşırmayacağız.

Peki, bu durumda olan kime oluyor?

Her zaman olduğu gibi halka ve esnafa.

Buna ses yükseltemeyenleri de gözlemlemekte olduğumuzun bilinmesini isteyerek, sonlandıralım.