"Halktan taraf yeni nesil yayıncılık"
Ara
Close this search box.

KAMULAŞTIRMA KARARI, GÜNÜMÜZÜN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİRDİ

Sektörümüz için anlamlı bir tarih olan 10 Ocak’ta Çalışan Gazeteciler Günü kutlamalarını kabul ettiğimiz sırada, aynı tarihli Resmi Gazete’nin 10848 ayılı Cumhurbaşkanı kararında açıklanan kamulaştırma kararı, bizim günün yönünü de, anlamını da bir anda tersine çevirdi.

10 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararında şöyle deniyordu:

“Muğla İli, Milas İlçesi sınırları içerisinde bulunan S: 86541 sayılı IV. grup maden (linyit)işletme ruhsatlı sahada, ruhsat konu maden üretimine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan ekli listedeki taşınmazların Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılmasına, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27 nci maddesi gereğince karar verilmiştir.”

Sözü edilen yer Akbelen.

Karara göre, IV. grup maden (linyit) sahasında üretimin sürdürülebilmesi gerekçesiyle 6 köyde toplam 679 parsel kamulaştırılacak.

Bu kararın yöre köylüleri için gerek barınma, gerek geçim ve gerekse yaşam haklarının ellerinden alınmasıyla eşdeğer bir tablo oluşturduğu kesin.

Sadece bunlarla da sınırlı kalmıyor kararın akıbeti. Zeytinlikler, tarım alanları ve yerleşim yerlerini kapsayan parsellerin kamulaştırılmasıyla birlikte çok sayıda vatandaşın evini terk etmek zorunda kalmasının da söz konusu olduğu vurgulanıyor.

Bilindiği gibi Akbelen, daha önce ağaç kıyımı ve maden girişimleriyle de gündeme gelmişti.

Hatırladığım kadarıyla bu yeni çıkan kamulaştırma kararının benzeri 11 Mart 2024 tarihli Resmi Gazete’de de yayımlanmış ve o dönemdeki girişimler ile nasıl olduysa olup, iptal ettirilmiş ve bu iptal kararı da, yine 14 Mart 2024 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştı.

Resmi Gazete’de alınan karar öyle kolay kolay iptal ettirilemez diye bilirim. Kolay bir şey değil yani. O dönem kimler etkili olduysa zor bir işi başardıklarını söylemek mümkün.

Şimdi tekrar 10 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazete’de söz konusu kamulaştırma kararının tekrar yayımlandığını görüyoruz. Bundan anlıyoruz ki, daha önce bu kararı iptal ettiren iradenin esamesi sonlanmış görünüyor.

Yani bu iptalde önceki AK Parti il yönetiminin eli varsa, bugüne gelindiğinde doğal olarak esamesi öyle de böyle de sonlanmış oluyor zaten.

Dolayısıyla bu kamulaştırma kararının kamu vicdanında yer bulmayacağı çok açık. Yer bulsa daha önce iptal ettirme girşimlerine sahne olmazdı.

Bu durumda mevcut AK Parti İl Başkanı Cengizhan Güngör ve yönetiminin kolları sıvaması şart olmuştur. Sonuçta kendileri Muğla’dan ekmek yemekteler ve Muğla’da yaşamaktalar.

Bildiğimiz ve duyduğumuz kadarıyla genel merkezin gözdesi durumundaki ve örnek verecek olursak, genel merkez teşkilat başkanının gözbebeği olarak da adlandırıldığını duyduğumuz İl Başkanı Cengizhan Güngör’ün böyle anlamlı bir pozisyondayken, bu pozisyonunu iyi kullanıp, yaşadığı ve doyduğu şehire yararı tartışılacak durumdaki bu kararın iptal edilmesi yönünde bir girişimde bulunup bulunmayacağını açıkçası merak ediyorum.

Bizim pencereden bakıldığında da bu karar, daha önceki gibi tekrar iptal ettirilmelidir. Daha önce iptal ettirildiyse yine ettirilmelidir.

Bir de hal böyleyken aklıma gelen bir soruyla devam etmek istersek, yaklaşık 45 gündür atanamayan Milas, Bodrum ve Köyceğiz meselesi var.

Bu ilçe başkanlarına atanacak isimler bu karardan sonra halkla nasıl bir araya gelecek? Mesela Milas ve Bodrum ilçe başkanları kamu vicdanında kabul görebilecek midir? Ya da ne denli sağlıklı bir ortamda görev yapabileceklerdir?

Sorular, sorular…

Burada yeni il yönetimine büyük iş düşerken, bir yeni soru daha ekliyorum.

Göreve gelir gelmez ilk iş olarak kıyak bürokrat atamalarıyla gündeme gelen AK Parti’nin yeni Muğla il yönetimi, aynı mahareti kamulaştırmanın iptaliyle ilgili, konunun muhatabı bakanlığa ve genel merkeze de pres yapmak suretiyle gösterebilecek mi?

Söz konusu bu kamulaştırma sadece AK Parti il başkanı ve yönetimini de kapsıyor değil hareket tarzı anlamında bakıldığında.

Mesela Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ve yönetiminin tepkisini de açıkçası merak ediyoruz.

Bu kararın bir paydaşı da malum çevre gönüllüleri.

Onların karara bakış açılarını hep birlikte yaşayıp göreceğiz.

Tam da 10 Ocak tarihinde, yani Çalışan Gazeteciler Günü’nde usulen bile olsa kutlamaları kabul edip, iki laf edip meramımızı anlatırız diye düşünürken, kamulaştırma gündeminin gölgesinde kaldık.

Ne zaman kalmadık ki?