"Halktan taraf yeni nesil yayıncılık"
Ara
Close this search box.

BALCI’YI, PARTİNİN İL BİNASINDAN YÖNETİLMESİNİ İSTEMEYENLER Mİ YEDİ?

Günlerdir Muğla gündemini meşgul eden CHP İl Kongresi süreci nihayet tamamlandı.

Biz haberciler de günlerdir birden fazla adayla gidileceğini düşündüğümüz kongreyi takip etmek için yerimizi almaya hazırlandığımız sırada, adaylık için adı geçenlerin tabir yerindeyse sapır sapır döküldüklerine yani çekildikleri açıklamalarına şahitlik ettik.

Hal böyle olunca da sonucu belli olan kongrenin izlenebilmesine olan merak sonlanıyor haliyle.

Artık sahneyi il başkanlığı seçimi değil, düzenlenen tiyatro gösterimi almış oluyor bir yerde. Garipliklere sahne olan bir süreç. ‘Bir garip CHP’ dedirtir cinsten.

Tabi böyle oldu diye izlememezlik yapmadık, merak ettiğimiz anlar illaki olacaktı ve olduğu gibi de, yazıya dökülmesi gereken pek çok ayrıntıyı da beraberinde getirdi.

Ancak süreciyle birlikte sonucu bu şekilde nihayetlenecek bir kongre için kamuoyu gereksiz meşgul edilirken, meslektaşlarımızın, buna ben de dahil, yaptığı haberler adeta boşa düştü. CHP il başkan adaylıkları yüzünden adeta yalan haber yapan habercilere dönüştük. Açıkçası 30 yılı devirdiğim meslek hayatımda ilk kez böyle bir durumla karşılaştım desem yeridir. Tam bir fiyasko.

Kongre öncesi, adaylıktan çekildiği yönünde ağzını açan adaylar, delege üzerinde oluşturulan baskı ve tehditlerden dem vuruyorlardı. ‘Emek kutsaldır’ diyen partide, belediyeye işe sokulan partililere veya delegelere işten çıkarma tehdidiyle gelinmiş olabileceğini bile düşünmek mümkün. Duymadığımız bir şey değil. Bir o kadar da yakışık alan bir durum değil.

Ne diyorduk adaylıktan çekilenlerin çekilme gerekçelerinden söz ediyorduk. Yıllarını bu parti geleneği içinde geçirmiş adayların, yaşlarına başlarına bakıldığındaki tecrübelerinden yola çıkıldığında, bu baskıların son yıllarda yoğun bir şekilde gerçekleştiğini, partilerinin bu gibi anti demokratik yöntemlere ilk kez bu yıl başvurmuyor olduğunu görememiş olmalarına ihtimal vermek istemiyorum açıkçası. Biliyor olmaları gerekirdi.

Demek ki umutlarını hiç yitirmemişler ki, partilerinin demokrasi şöleni yalanına başvurduğunu göremeyip, bu yalana en önce kendileri inanmışlar.

İnsan oğlu şeşer beşer. Onları da inandıkları için suçlayamayız.

Ha bir de son dakika atak yapıp, en yakınındaki kurmayları tarafından önce basına sızdırılmasında beis görmeyen, sonra da yaptığı adaylık sondajıyla bu işin olmayacağını anlayan Bodrum İlçe Başkanı Tuna Işın’ın da adaylığı biraz renklendirmişti ortalığı.

Lakin onun yöntemi de kabul edilebilir değildi. Birebir yakınındakiler tarafından adaylığı basına sızdırılıp, ardından yaptığı hesap kitap evdeki hesaba uymayınca kendisi basını yalanlamakta gecikmedi. İl başkanı adaylığı ile anıldığı yönünde çıkan haberler, bilgisi ve iradesi dışında gerçekleşmiş.

Basın da durduk yere Bodrum ilçe başkanının il başkanı adayı olduğunu yumurtlayıp, reyting yapmak istedi herhalde. Oysaki Işın’ın bu adaylık niyetini en önce duyuran gazeteciydim.

Kaldı ki kamuoyu bilir yalanlanmış ya da yalanlanacak bir haber yapıp yapmayacağımı. Hoş bazı geçmişini unutup, şimdiki ikbali için benim bile kendisinin muhalefet gördüğü birilerinin söylemleriyle yazı yazdığım düşüncesine kapılacak kadar şirazesi kaymış olanlar da olmadı değil. Onları da deşifre edeceğimin bilinmesini istedim. Şimdi bu yazının içinde yer edecek kadar değer katmayalım kendilerine.

Açıkçası Bodrum’dan adaylık nabzı yoklayan Tuna Işın’ın tercih ettiği gibi sergilenen önce ve sonra diye söz başladığımız hal ve tavırları tasvip etmiyorum. Netlik hep iyidir. Önce sondajını yapacaksın, sonra yola çıkacaksın. Önce bir dumanı salayım, sonra tüttürürümle bu işler olmaz sayın başkan.

Neyse herkes kendine yakışanı yapar diyelim ve diğer ayrıntılara geçelim. Gerçi bu kongre bir yazıya sığmaz. Ben de birkaç yazıyı okuyucumla buluştururum diye düşünüyorum.

Şimdi gelelim adayların, kendi ifadelerine göre delegenin baskılanıp, kendilerinin yeterli imzaya ulaşamadıkları gerekçesini ortaya koyar nitelikteki yaklaşımın öne çıktığı, hatta bu süreçte başarılı sayılabilecek bir il başkanını da arada yiyip, tek listeyle gidilen kongreye.

Bir kere tek listeyle gidilen kongreler; neredeyse hatalı oydan kaynaklı geçersiz sayılabilecek oyları ayırdığımızda, ciddi bir oy oranıyla tamamlanır. Yani delege sayısının tamamına yakın bir orandır o.

Pazar günkü kongrede sözü edilen bu baskılayıcı ve belediye başkanlığı sultası altında gerçekleştirilmesinin planlandığı konuşulan kongre yöntemine olan tepki, rakamlara da yansımıştı.

639 delegesi bulunan CHP Muğla il örgütünde neredeyse yarı yarıya bir fire olduğunu gözlemledik.

Yani başkan olması için desteklenen Nail Kızıl, kongre katılımcılarının sadece 329’unun oyunu alabilmiş.

144 boş oy, 55 üstü çizili oyun yanı sıra 100 delege de kongreye gelmemiş.

Bu oranlama yönteme olan tepkiyi açıkça ortaya koyuyor gibi yorumlanabilir.

Yöntem deyince konuyu biraz daha açalım. CHP’nin geçmiş yıllardaki il kongrelerini hafızamın derinliklerinde hatırlamaya çalıştığımda, bu kongrelerde birden fazla adayların yarıştığına şahit olmuşuzdur.

90’lı ve 2000’li yılların başlarındaki il kongrelerinde en az 2-3 aday il başkanlığı için yarışır, seçimlerde de yönetim kurulunun blok listeyle değil, çarşaf listeyle belirlenmesi noktasında ciddi tartışmalar yaşanırdı. Blok listeye olan karşıt direncini bu kongrede dönemin Muğla Milletvekili Dr. Arslan’ın konuşmasında dinledik.

Devam edelim, çarşaf liste savunucusu üyeler, parti içi demokrasinin bu yöntemle daha işler hale geleceğini savunurdu. Günümüzde bırakın çarşaf-blok liste tartışmalarını, CHP il kongrelerinde birden fazla adayla seçim yapmak bile neredeyse son bulmak üzere.

Son il kongresinde yaşananlara bakıldığında ‘son buldu’ da desek yeridir. Nasıl olmasın; tek adayla seçime gitme konusunda genel merkez ve belediye başkanları odaklı baskılar sonucu aday olan isimler çekilmek zorunda kaldı malum. Fotoğraf bu haliyle CHP için oldukça düşündürücü.

Gelelim başka heveslere tercih edilen Zekican Balcı’ya. Artık kendisinden önceki il başkanı olarak söz etsek iyi olacak.

Önceki İl Başkanı Zekican Balcı, 2023 yılı Ekim ayında yapılan il kongresi süreci ve sonrasındaki çalışma dönemini manidar şarkılar eşliğindeki fotoğraf görsellerinden oluşan 15-16 dakikalık bir video ile katılımcılara yansıtma fırsatı bulurken, bu video salonda duygusal anların yaşanmasına da sebep oldu.

O videoyu izleyen birçok partili eminim ki, Balcı’nın il başkanlığı sürecini, başarılı bir il başkanlığı süreci olarak yorumlarken, içlerinden ‘biz bu il başkanını neden değiştiriyoruz?’ diye de sormuştur da kesin.

Bu sunumda dikkat çeken detaylar vardı. Zekican başkanın 2023 il kongresindeki konuşmasında söylediği, ‘Hiç kimseden icazet almadan, hiç kimsenin adamı olmadan siz değerli partililerimin huzurundayım’ sözü gibi bir detay mesela.

Osman Gürün sultasına ithafen kurulmuş bir cümle olduğunu herkes biliyor. O sultayı devirmek için çıkartılmış bir adaydı sonuçta.

Zekican Balcı o konuşmasında ayrıca, Muğla’da partiyi daha da büyüteceğini ve yaklaşan 2024 yerel seçimlerinden gerçek bir zaferle çıkacakları sözünü veriyordu. Üye sayısını 40 binlerden yüzde 37,5 oranda arttırarak 55 bine çıkartmış. Bu da tamam.

Sunumun sonundaki yerel seçimden önceki ve sonraki Muğla haritasıyla bu sözünü yerine getirdiğini ortaya koymuş ve Balcı döneminde 2024 yerel seçimlerinde 13 ilçeden 11’i CHP’li belediyelere geçmişti. Böylelikle yerel seçimlerden zaferle çıkma sözünü de yerine getirmiş.

Zekican Balcı’nın Pazar günkü kongrede yaptığı konuşmadan çok, 2023 yılında Osman Gürün statükosuna karşı kazandığı zafer olan o il kongresindeki yaptığı konuşmada bir başka altı çizilecek önemli vurgu ise, ‘Örgütümüzün yeniden il binasından yönetilmesi için sizlerden destek istiyorum’ sözleriydi.

Konuşmasını bu sözlerle sonlandırmış ve o sözler konuşmasının en önemli bölümünü yansıtıyordu. Yani, parti örgütünün yeniden il binasından yönetilmesi sözü anlamlı ve büyük bir sözdü. Sanırım tekrar tercih edilememesindeki en önemli etken de bu söz ve bu sözün gerektirdiği yöntemi uygulamaktı.

İşte o sözden rahatsız olan parti içi güç odakları görüldüğü gibi boş durmamıştı ve Zekican başkanı oyun dışı bırakmıştı. Onu devre dışı bırakan o parti içi güçler Balcı’ya cevaben, adeta ‘Parti ve örgütü belediyelerden yönetilecek. İl ve ilçe örgütleri belediye başkanlarının kontrolünde, adeta belediyelerin birimi gibi çalışacak. Biz de buna uygun aday profili istiyoruz’ diyorlardı.

Osman Gürün döneminden farkı kalmamıştı bugünün. Bugün Balcı’ya bu refleksi gösterenler belli ki Osman Gürün uygulamalarını iyi izleyip, ezber etmişti ama o güce erken eriştiklerini sanarak, unutmuşlardı; birilerini birilerine tercih ederlerken, o birilerine karşı tercih ettiklerini de başka birilerine tercih edebilecek olduklarını. Tercih edilenlerin de tercih edilebilecek duruma gelebilecek olduklarını.

Yani kimler, kimleri nasıl getirdiyse, kendileri de dahil aynı şekilde gideceklerdir.

Açıkçası CHP’deki başarı kriterini çözebilmiş değiliz. Başarılı bir il başkanlığı dönemi yapmış biri, daha nasıl ekstra fazla bir kriter ortaya koyacağı inanılan başka bir adaya tercih edilip, kıyıma uğratılabilir. Bunun adı düpedüz kıyımdır. Bu kıyıma sebep ise, kıyılan kişinin parti örgütünün yeniden il binasından yönetilmesini savunması ve uygulamasıdır.

Yani CHP’de başarı esas alınıyor değil. Parti içi güçlerin yönetebilecekleri tercihleri tercih etme ihtiraslarıdır. Bu anlamda il başkanlığına seçilen Nail Kızıl, umarız parti içi güçlerin beklentilerine karşılık verir nitelikte bir il başkanlığı sergilemez ve Balcı gibi o hesapları bozar diye temenni edelim. Yoksa son yapılan 39’ncu il kongresi vicdanlarda sorgulanır bir il kongresi olarak tarihe geçecektir.

Bakalım görelim bu anlayış, CHP’yi nasıl bir noktaya taşıyacak. Ülkeyi yönetmeye en büyük aday olan ana muhalefet partisi, kendi içinde demokrasiyi sağlıklı işletemediği eleştirileri altında yürüdüğü yolda, bakalım ülke yönetimiyle ilgili sunduğu demokrasi vaatlerinin karşılığını halkın kalbine nakşedebilecek mi?

Son il kongresinde uygulanan yöntemle, son sorunun cevabında bile soru işaretleri barındırdığını söylemek sanırım güç olmayacaktır.