Muğla’da çevre örgütleri ve sendikalar, ‘zeytinliklerin madencilik faaliyetine açılmasını ön gören yasa teklifi ile ilgili basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Bu yasa geçerse yalnızca zeytin değil; gelecek de kararacak. Bu yüzden dur demek zorundayız” denildi.
20 Haziran Cuma günü komisyonda kabul edilen zeytinliklerin madencilik faaliyetine açılmasına neden olacak yasa teklifine tepkiler sürüyor.
Yasa teklifine karşı KESK Muğla Şubeler Platformu, Muğla Çevre Platformu (MUÇEP, Destin Çevre Platformu ve Tarım Orman-İş Sendikası’nın çağrısıyla vatandaşlar, Sınırsızlık Meydanı’nda bir araya geldi. Açıklama, CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan, Menteşe Belediye Başkan Yardımcısı Engin Fırat Ata ve bazı siyasi parti temsilcileri de destek verdi.
Basın açıklamasını okuyan Tarım Orkam Sen Genel Merkez Yöneticisi Bahadır Tamer, şunları söyledi:
“Bu düzenleme yasalaşırsa mevcut alanlarda ki tahribat daha da artacak. Yeni ruhsatlar çok kolay verilecek. Ormanlar, Meralar, Tarım alanları, Yeraltı su kaynakları yani bütün doğa kamu yararı adı altında sermayeye devredilecek. Hukuksuz projeler izinlendirilecek, denetimsizlik kalıcı hale gelecek. Bütün bu düzenlemelerin yanısıra bu yasa tasarısında ilk defa yapılan bir uygulama ile tüm doğal kaynaklarımız başka büyük bir tehdit altında. Tasarının gerekçe metinlerinde bu bölgede taşınacak zeytin ağacını sadece 85.000 adet olduğu şeklinde ki gerçek dışı bir rakamla yaşananacak tahribat hafifletilmeye çalışılıyor. Oysa sadece Yeniköy ve Kemerköy Termik santrallerine kömür sağlamak için şirketlere teslim edilecek olan 24.000 hektar alanın yaklaşık 4.000 hektarı zeytinlik. Sadece bu alanda 800-900 bin zeytin ağacından bahsetmek mümkün. Buradan bir kez daha sesleniyoruz. Zeytinlik alanların taşınması mümkün değildir. Hiçbir bilimsel bakış açısı bunu kabul etmez.”
“YASA TEKLİFİ DERHAL GERİ ÇEKİLMELİDİR”
Yasa teklifinin geri çekilmesi gerektiğini belirten Tamer, “Bizler, bu yasa teklifinin yalnızca doğaya değil; emeğe, halkın yaşamına ve toplumsal barışa da bir tehdit olduğunun farkındayız. Bu nedenle yasa teklifi derhal geri çekilmelidir. Yaşam alanları enerji yatırımlarına kapatılmalı, anayasal güvence güçlendirilmelidir. ÇED süreçleri bağımsızlaştırılmalı, halkın katılımı sağlanmalıdır. Kaçak yatırımlara getirilen aflar iptal edilmelidir. Enerji politikaları kamusal, demokratik ve doğayla uyumlu şekilde yeniden yapılandırılmalıdır. Ve en önemlisi fosil yakıt bağımlılığı terk edilmeli, adil ve ekolojik bir enerji geçiş planı oluşturulmalıdır. Türkiye’nin Paris Anlaşması ve 2053 net sıfır emisyon hedefi gibi uluslararası taahhütlerine gerçek anlamda uyum sağlaması, yalnızca kağıt üzerindeki hedeflerle değil; şeffaf, bilim temelli ve katılımcı bir iklim yönetim yapısının hızla oluşturulmasıyla mümkündür. Enerji, maden, tarım, su ve ekosistem yönetimi gibi alanlarda alınan kararlar; merkezi talimatlarla değil, bağımsız bilimsel kurulların rehberliğinde, yerel halkın, meslek örgütlerinin ve çevre hareketlerinin katılımıyla şekillenmelidir. Emisyon azaltım planları, sadece yatırım teşvikleriyle değil; doğa koruma, adil geçiş ve toplumsal onarıma dayalı bütüncül politikalarla desteklenmelidir. Türkiye’nin geleceği için sürdürülebilirlik lafla değil, hesap verebilir bir iklim politikası altyapısıyla sağlanabilir. Bu yalnızca bir enerji meselesi değil; bir demokrasi, bir eşitlik ve bir gelecek meselesidir” diye konuştu.
“BU YASA GEÇERSE GELECEK KARARACAK”
Meclis üyelerine seslenen Tamer, “Bu ülkenin doğasını, köylüsünü, işçisini yok edecek bir yasaya evet demek; bu suça ortak olmaktır. Vicdanla, halkla, doğayla hareket edin. Tüm kamuoyuna sesleniyoruz, Bu yasa geçerse yalnızca zeytin değil; gelecek de kararacak. Bu yüzden dur demek zorundayız. Susmayacağız. Razı olmayacağız. Geri çekileceksiniz” dedi.









